Küresel dengeler değişirken kripto piyasası
Kripto para piyasasında son bir haftada yaşanan hareket, Bitcoin’in küresel finansal koşullara ne kadar duyarlı hale geldiğini bir kez daha gösterdi. Hafta başında 63 bin dolar seviyesinde bulunan Bitcoin, cuma günü 80 bin dolara yaklaşarak yaklaşık yüzde 27’lik haftalık yükseliş performansına ulaştı. Bu seviyelerde bir miktar satış ve kâr realizasyonu görüldü. Ethereum da aynı dönemde yaklaşık %26 yükselirken, diğer altcoinlerde yükseliş daha güçlü oldu. XRP yaklaşık %40, HYPE, ZEC ve LINK ise %30’un üzerinde değer kazandı. Piyasadaki bu performans, son iki buçuk yılda görülen en güçlü haftalık hareketlerden biri oldu.
Rallinin arkasında küresel piyasalardaki likidite beklentilerinden tahvil getirilerindeki değişime, doların zayıflamasından ABD’de kripto varlıklara yönelik düzenleyici adımlara kadar birçok gelişme bulunuyor. ABD Hazinesi’nin uzun vadeli tahvil geri alımlarını büyütme kararı ve Başkan Donald Trump’ın kripto piyasasına yönelik açıklamaları yatırımcıların risk iştahını destekledi.
Kurumsal yatırımcıların artan ilgisi yükselişin önemli desteklerinden biri oldu. Spot Bitcoin ETF’lerine hafta boyunca 1,61 milyar dolarlık, Ethereum ETF’lerine ise 512 milyon dolarlık net giriş gerçekleşti.
Tahvil faizlerindeki yükseliş ne anlatıyor?
Küresel tahvil piyasasındaki hareket, önümüzdeki dönemin risklerini anlamak açısından kritik. ABD, Japonya, Almanya ve Fransa’da uzun vadeli tahvil faizleri son 15 ila 30 yılın en yüksek seviyelerine ulaştı. ABD’nin 30 yıllık tahvil faizi yüzde 5,3’ü aşarak 2007’den bu yana en yüksek düzeye çıkarken, Japonya’nın 10 yıllık tahvil faizi son 30 yılın zirvesini gördü. Almanya ve Fransa’da da uzun vadeli borçlanma maliyetleri son yılların en yüksek seviyelerine yükseldi.
Bu hareketin arkasında tek bir neden yok; Petrol fiyatlarındaki yükseliş enflasyon endişelerini güçlendirirken, yüksek bütçe açıkları ve artan kamu borcu devletlerin finansman ihtiyacını büyütüyor. Yapay zeka yatırımlarını finanse etmek isteyen büyük teknoloji şirketlerinin tahvil piyasasına yönelmesi de sermaye rekabetini artırıyor.
ABD Hazinesi’nin uzun vadeli tahvil geri alımlarını işlem başına en az 4 milyar dolara çıkaracağını açıklaması önemli. Kararın ardından tahvil faizlerinde gerileme görülürken küresel risk iştahı da toparlandı. Ancak bu adım yüksek borç, enflasyon ve finansman ihtiyacı gibi yapısal sorunları ortadan kaldırmıyor.
Unutmayalım, makro riskler halen masada
Bitcoin’in 80 bin dolara yaklaşması, güçlü bir piyasa momentumuna işaret ediyor. Fakat fiyatlardaki yükseliş küresel ekonomideki risklerin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.
Petrol fiyatlarının 90-95 dolar seviyelerinde seyretmesi enflasyon açısından önemli bir risk oluşturuyor. Küresel ekonomide enflasyon yeterince gerilemeden büyümenin yavaşladığı bir dönem oluşuyor. Böyle bir ortamda merkez bankalarının faiz kararları kadar tahvil piyasalarının verdiği mesajlar da önem kazanıyor.
ABD’nin toplam borcunun 40 trilyon doları aşması, uzun vadeli faizler ve küresel finansman maliyetleri üzerindeki baskıyı artırıyor.
TCMB’nin nisan ayından bu yana ilk kez doğrudan tahvil alım ihalesi açması, merkez bankalarının tahvil piyasalarındaki gelişmeleri yakından izlediğini gösteriyor.
Kriptonun yeni sınavı
Önümüzdeki dönemde kripto piyasası açısından iki başlık öne çıkacak; sermaye akımlarının devamı ve düzenleyici çerçeve.
ETF’lerde bu haftaki güçlü girişler, kurumsal yatırımcı ilgisinin yeniden arttığını gösterse de bunun kalıcı bir trende dönüşüp dönüşmeyeceğini zaman gösterecek.
ABD’de düzenleyici taraftaki gelişmeler de piyasayı yakından ilgilendiriyor. CLARITY Act süreci henüz tamamlanmış değil. Bununla birlikte SEC ve CFTC tarafındaki adımlar ile Washington’dan gelen olumlu mesajlar, ABD’nin dijital varlıklar için daha net bir piyasa yapısı oluşturma yönündeki iradesini güçlendiriyor.
Bitcoin’in haftalık performansı, kripto varlıkların artık küresel finansal sistemden bağımsız değerlendirilemeyeceğini gösterdi. Tahvil faizleri, dolar, petrol, kamu borcu ve likidite koşulları Bitcoin fiyatlamasında daha belirleyici hale geliyor. Bu nedenle asıl soru, Bitcoin’in hangi seviyeye ulaşacağından çok, yükselişi destekleyen finansal koşulların ne kadar sürdürülebileceği olacak.
Güçlü fiyat momentumuna rağmen küresel makroekonomik riskler devam ediyor. Piyasanın yönünü, bu risklerin seyri ve kurumsal sermaye akımlarının kalıcılığı belirleyecek.