Petrol fiyatında 100+ dolar kâbusu

2025 sonunda 61 dolar olan, ABD-İran gerilimi ile şubat sonunda 73 dolara çıkan petrolün varil fiyatı, fiili savaşın ilk haftasında 94 dolara kadar yükseldi.

ABD ile İran arasında baş­layan sıcak savaşın, pet­rol fiyatlarında yol açtı­ğı yükseliş kaçınılmaz tüm dün­ya gibi Türkiye ekonomisi için de ciddi tehdit haline geldi. Varil fiyatları için “100+ dolar” kâbu­su konuşulmaya başladı. Türki­ye’ye ciddi ekonomik baskı oluş­turacak olan bu fiyat düzeyinin, özellikle enflasyon ve cari açık cephesinde vuracağı belirtiliyor.

Dünya petrolünün yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın kapatılması petrol­de arz sıkıntısına yol açtı. Irak’ın güneyindeki petrol boru hatla­rı ile Basra terminallerine konu­luyor, oradan da gemilere yükle­niyordu. Şimdi, savaş nedeniyle gemiler Basra Körfezine yanaşa­mıyor, yükleme yapılamıyor. İh­raç edilemeyen petrolün depo­lama tanklarına konulduğu an­cak tankların da dolduğu, Irak’ın duruma hazırlıklı olmaması ne­deniyle sadece transit geçişle­ri karşılayabildiği belirtiliyor. Bu gelişmeler petrolde küresel tedarik zincirini kökten baskı­lamış bulunuyor. Yaşanan pet­rol krizi, 1973 ve 1979’dakinden farklı bir tablo arz ediyor.

Varilde iki ayda 30 dolar artış

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a karşı başlattığı savaş ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapat­ması ile petrol akışının aksama­sı, petrol fiyatlarında hızlı yük­selişe yol açtı.

Uluslararası referans olan Brent petrolün 2025 sonunda 61 dolara kadar inmiş olan, sa­vaş öncesi gerilim sürecinde 73 dolara çıkan varil fiyatı savaş sü­recinde yükselişe devam ede­rek önce 83-85 dolara ve en son 90–94 dolar/varil civarın geldi. Savaş tüm sıcaklığı ile sürerken, petrol piyasasının yeni haftanın başında hangi fiyattan açılacağı endişe ile bekleniyor.

Analistler, petrol fiyatların­da önümüzdeki döneme ilişkin üç ihtimal üzerinde konuşuyor. Birinci senaryoda varil fiyatı 80-95 dolar bandında yer alıyor. Kötümser senaryoda varil fiya­tı 100-120 dolar arası öngörü­lürken, gerilimin düşmesi ile 70 dolara çekilmesi de iyimser se­naryoyu oluşturuyor. Ancak ge­lişmeler savaşın kısa sürede bit­me olasılığının düşük olduğunu gösteriyor.

Türkiye ekonomisini nasıl etkiler?

Petrol fiyatı Türkiye ekono­misi için kritik bir makro değiş­ken niteliği taşıyor. Türkiye’nin petrolde yüzde 90’ın üzerinde­ki bir oranla ithalata bağımlı ol­ması, dolayısıyla enflasyonu­nun fiyatına duyarlı oluşu petrol fiyatlarındaki ivmeyi ekonomi­ye tehdit haline getiriyor.

Petrol fiyatı Türkiye’de enf­lasyonu; birinci planda benzin, motorin, LPG fiyatları ve ulaş­tırma maliyetlerine yansıya­rak doğrudan, aynı zamanda nakliye ücretleri, gıda fiyatları ve sanayide üretim maliyetle­rini artırma yoluyla dolaylı ol­mak üzere iki kanaldan yüksel­tiyor. Petrol fiyatları yükseldi­ğinde, motorin, benzin, nakliye, gıda maliyeti de buna paralel ar­tıyor. Varil fiyatındaki her yüz­de 10’luk artış yıllık enflasyona fazladan 1 puan ekliyor. Buna göre varil fiyatında son iki ayda yaşanan 50 dolayındaki artışta geri çekilme olmaz ve fiyat yıl ortalamasında bu düzeyde olu­şursa, yıllık enflasyonda ilave 5 puana karşılık geliyor.

Petrol fiyatındaki yükseliş, Türkiye’yi cari açık cephesin­den de tehdit ediyor. Türkiye yılda yaklaşık 1 milyar varile ya­kın petrol ürünleri ithal ediyor. Petrolün varil fiyatındaki her 10 dolarlık artış, yıllık cari açığı 5,1 milyar dolar büyütüyor. Yılba­şından bu yana varilde yaşanan 30 dolar dolayındaki artış, bu düzeyini korursa 15 milyar do­lar dolayında ilave bir cari açık anlamına geliyor.

Analistler, Türkiye için pet­rolün varilinde 70 dolar düze­yini “yönetilebilir”, 90 dolar düzeyini “zorlayıcı”, 100 dolar üstünü “ciddi ekonomik bas­kı” olarak nitelendiriyor. Geri­limin büyüyerek devam etmesi ve petrolün varilinin 100 dola­rın üstüne çıkması durumunda bunun, Türkiye’de enflasyonu yeniden yüzde 50’nin üzerine taşıyabileceği, dolar kurunu ve cari açığı büyüten bir şoka dö­nüşebileceği belirtiliyor.

Petrol fiyatında 100+ dolar kâbusu - Resim : 1

Pahalı motorin ve “kamyon ekonomisi”

Türkiye’de yük taşımacılığının yaklaşık yüzde 85–90’ı karayolu ile yapılıyor. Başka deyişle fiyat zincirinin omurgasını motorin oluşturuyor. Türkiye ham petrol gibi motorinin de büyük bölümünü ithal ediyor. Petrol pahalandığında enflasyonu en hızlı sıçratan da çoğu zaman motorin oluyor. Motorinin, birçok temel sektörü kapsayan ve zincirleme birbirini besleyen girift bir etki ağı bulunuyor.

Motorinin kullanım oranı ve maliyetlere etkisi sektörel bazda şöyle:

* Taşımacılığın yakıtı motorin olduğu için, pahalandığında gıda, inşaat malzemeleri, sanayi ürünleri, market ürünleri de nakliye maliyeti arttığı için pahalanıyor. Türkiye’de yük taşımacılığının büyük bölümü kamyon ve TIR’larla yapılıyor. Bir TIR, 100 km’de 30–35 litre motorin yakıyor. Motorinin litre fiyatı 60 TL olduğunda 100 kilometrelik mesafede 1.800 TL olan maliyet, litresi 70 TL’ye çıktığında 2.100- 2.400 TL aralığına yükseliyor. Motorin zamlandığında nakliye şirketleri fiyatları topluca artırmak zorunda kalıyor. Türkiye’de sebze-meyve genellikle Antalya, Mersin, Adana ve Ege bölgelerinden diğer şehirlere taşınıyor. Motorin pahalanınca hal fiyatı ve market fiyatı da anında artıyor. Türkiye’de gıda enflasyonu zaten yüksek olduğu için motorin fiyatındaki artış manşet enflasyonu daha da yükseltiyor.

* Tarımda traktörler, sulama pompaları, hasat makineleri de genelde motorinle çalışıyor. Motorindeki artış, buğday, sebze, meyve, süt üretim maliyetlerini yükseltiyor, bu da gıda enflasyonunu körüklüyor.

* Sanayinin önemli kısmı motorine bağlı bulunuyor. Birçok küçük ve orta ölçekli işletme, jeneratör, forklift, iş makinesi gibi ekipmanlarda motorin kullanıyor. Enerji maliyeti artınca üretim maliyeti de yükseliyor, bu da fiyatlara yansıyor.

* İnşaat sektöründe hafriyat kamyonları, beton mikserleri, iş makineleri tamamen motorinle çalışıyor. Motorin 70 TL üstüne çıkınca, beton, çimento, nakliye maliyetleri hızla yükseleceği belirtiliyor.

Analistler motorin fiyatında vurgu yaptığı “70 TL” eşiği sadece psikolojik bir sınır değil; daha önemlisi Türkiye’de maliyet zincirinin belirli bir noktada hızla kırılmaya başlayacağı noktayı gösteriyor.

Eşel mobil çözer mi?

Türkiye, petrol fiyatlarındaki hızlı yükselişin akaryakıt fiyatlarına birebir yansımasını önlemek amacıyla proaktif bir hamle ile eşel mobil uygulamasına geçti.

Pompa fiyatının yaklaşık yüzde 30-40’ını ÖTV oluşturuyor, ayrıca yüzde 20 oranında KDV ilave ediliyor. Vergiler yüksek ve kurla birlikte petrol maliyetine ekleniyor. Petrol yükseldiğinde, vergi + kur etkisi nedeniyle pompa fiyatı Avrupa’ya göre çok daha sert artıyor.

Eşel mobil uygulaması ile devlet, petrol fiyatı arttıkça ÖTV’yi azaltarak bunun pompaya yansımasını azaltmaya çalışacak. Ancak ÖTV sıfıra indiğinde bu önlem de devre dışı kalacak. Varil fiyatının 110-120 dolara çıkması durumunda vergi önleminin işlemeyeceği, 130 dolar düzeyinde yansımayı engellemenin tamamen imkânsız hale geleceği belirtiliyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar