Sanat iklim krizinin sesi olacak
Antalya, 2026’da yalnızca dünyanın iklim gündemine değil, sanat gündemine de ev sahipliği yapacak. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında düzenlenecek COP31’de küresel iklim politikaları masaya yatırılırken, COPArt projesiyle iklim değişimi sanatın dili ile anlatılacak.
Yeşil Bölge dünyanın en büyük açık hava galerilerinden birine dönüşürken, dijital enstalasyonlardan artırılmış gerçeklik deneyimlerine kadar yüzlerce eser iklim krizini rakamlarla değil sanatın diliyle anlatacak.
Birleşmiş Milletler’in iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında her yıl düzenlediği en önemli küresel organizasyonlardan Taraflar Konferansı (COP31), 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek.
Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenecek zirve, yalnızca küresel iklim politikalarının şekillendiği bir diplomasi platformu olmayacak; aynı zamanda teknoloji, finansman, sürdürülebilirlik, kültür ve sanatın buluştuğu dev bir uluslararası organizasyona dönüşecek. Diyalog, uzlaşı ve aksiyon ilkeleri üzerine kurgulanan zirvede Paris Anlaşması hedefleri doğrultusunda somut ve ölçülebilir sonuçlar üretilmesi amaçlanıyor.
180’den fazla ülkenin devlet başkanları, resmi heyetleri ve uluslararası kuruluş temsilcilerinin katılmasının beklendiği COP31’i dünyanın dört bir yanından 5 bini aşkın medya mensubu takip edecek. Zirve boyunca günlük 150 binden fazla katılımcının Antalya’da olması öngörülürken, halka açık olarak kurgulanan Yeşil Bölge’nin ise her gün yaklaşık 80 bin ziyaretçiyi ağırlaması planlanıyor.
COP31, resmi müzakerelerin yürütüleceği Mavi Bölge ile kamu, özel sektör, akademi, sivil toplum ve gençliği buluşturacak Yeşil Bölge olmak üzere iki ana bölümden oluşacak. Mavi Bölge’de küresel iklim politikaları ve uluslararası müzakereler yürütülürken, Yeşil Bölge ise projelerin, teknolojilerin, yatırımların ve kültürel etkinliklerin sergilendiği uluslararası bir buluşma noktası olacak. İşte bu dev organizasyonun en dikkat çekici başlıklarından birini ise COPArt oluşturacak.
İklim değişikliğini bilimsel raporların ve teknik verilerin ötesine taşıyarak sanat aracılığıyla görünür ve hissedilir kılmayı hedefleyen programın çıkış noktası tek cümlede özetleniyor: “Veri ve raporlar zihinlere ulaşır, sanat ise kalplere.”
Bu anlayış doğrultusunda sıcaklık artışları, karbon salımı ve atmosferdeki sera gazı yoğunluğu gibi teknik göstergeler ziyaretçilerin deneyimleyebileceği sanat eserlerine dönüştürülecek. Amaç, iklim krizini yalnızca anlatmak değil, hissettirmek. Hafızalara yer bırakmak.
Yeşil Bölge sanatın ve teknolojinin buluşma noktası olacak
COP31’in ev sahibi ülke tarafından yönetilecek Yeşil Bölgesi, zirvenin en dikkat çekici alanlarından biri olarak tasarlanıyor. Planlamaya göre alan, dünyanın dört bir yanından sanatçıların eserlerinin yer aldığı dev bir açık hava sanat müzesine dönüşecek.
Küratörlü ana sergilerin yanı sıra dokuz tematik merkez, geçiş alanları ve deneyim noktaları sanat projeleriyle donatılacak. Artırılmış gerçeklik (AR), sanal gerçeklik (VR), ışık ve ses enstalasyonları ile dijital deneyim alanları sayesinde ziyaretçiler iklim krizini yalnızca izlemeyecek, deneyimleme fırsatı da bulacak. Hazırlanan eserler fiziksel sergilerin yanı sıra dijital platformlarda da eş zamanlı olarak yayımlanacak.
Sanatın beş farklı dili Antalya’da konuşacak
COPArt yalnızca geri dönüşüm temalı eserlerden oluşmayacak. Program beş ana koleksiyon etrafında şekillenecek. COP Masters modern ustaları, COP Contemporary çağdaş sanatçıları, COP Statement genç yetenekleri, COP Traditional geleneksel sanatları, COP Future ise dijital sanat ve yeni medya üretimlerini bir araya getirecek. Program kapsamında ayrıca yok olan türleri konu alan dijital hafıza projeleri, ışık ve ses gösterileri ile teknoloji tabanlı sanat çalışmaları da yer alacak.
Sanatla kalıcı bir iklim hafızası
COPArt yalnızca zirve boyunca görülecek bir sergi olarak tasarlanmıyor. Çağrı, üretim, sergileme, etkileşim ve belgelemeden oluşan beş aşamalı model sonunda ortaya çıkacak eserlerin COP31’in tarihsel hafızasının bir parçası olması hedefleniyor. Bu kapsamda oluşturulacak Trophy Wall ile iklim liderliği üstlenen kurumların isimlerinin kalıcı olarak yaşatılması planlanırken, sanat yoluyla oluşturulan bu mirasın zirvenin ardından da yaşamaya devam etmesi amaçlanıyor.
İklim diplomasisinin yanında 10 maddelik eylem ajandası
COP31 yalnızca müzakerelerden ibaret olmayacak. Zirvede yeşil sanayileşmeden temiz enerji dönüşümüne, sıfır atık uygulamalarından iklime dirençli şehirlere, gıda güvenliğinden gençlik ve eğitime kadar uzanan 10 maddelik aksiyon ajandası da öne çıkacak. Bu başlıklara ilişkin projeler, Yeşil Bölge’de oluşturulacak tematik merkezlerde ziyaretçilerle buluşturulacak.
Truva rüzgârı COP31’de esecek
COP31 kapsamında iklim gündeminin yanı sıra Türkiye’nin kültürel mirasını dünyaya tanıtacak özel projeler de planlanıyor. Edinilen bilgilere göre, Antalya’da kurulacak açık hava sergisinde Anadolu’nun dünya tarihine damga vuran arkeolojik ve kültürel değerlerinin bir araya getirilmesi hedefleniyor. Bu kapsamda, son dönemde Odessa’da çekilen filmle yeniden gündeme gelen Truva teması da serginin öne çıkan başlıklarından biri olarak planlanıyor.
Truva’nın yanı sıra, Türkiye’nin dünya kültür mirasında yer alan önemli eserleri ile arkeoloji müzelerinde bulunan seçkin kültürel değerlerin de uluslararası ziyaretçilerin ilgisine sunulması öngörülüyor. İlk paranın basıldığı topraklardan Truva’ya uzanan tarihsel mirasın, büyük bir açık alan sergisiyle anlatılması hedefleniyor. Serginin yalnızca arkeolojik eserlerle sınırlı kalmaması, Anadolu’nun yaşayan kültür hazineleri ile geleneksel el sanatlarının da bu kapsamda dünyaya tanıtılması planlanıyor.
COP31, genç sanatçılara dünya vitrinine çıkma imkanı sunarken, üniversite öğrencilerine yönelik uluslararası bir açık çağrı da bulunuluyor. Bakanlık onayının ardından yapılması planlanan çağrıyla, Türkiye’nin dört bir yanındaki üniversitelerde eğitim gören genç ressamlar, heykeltıraşlar, fotoğraf sanatçıları ve plastik sanatçılarının eserlerinin COP31’in Green Zone ve Blue Zone alanlarında sergilenmesi hedefleniyor. Böylece dünyanın dört bir yanından Antalya’ya gelecek devlet başkanları, yatırımcılar, sanatçılar, iş dünyasının temsilcileri ve uluslararası ziyaretçilerle Türkiye’nin gelecek vadeden genç sanatçılarının aynı platformda buluşturulması amaçlanıyor.
Dijital sanat da vitrinde olacak
Planlamalar arasında Türkiye’nin güçlü olduğu dijital sanat alanına da özel yer ayrılıyor. COP31 kapsamında farklı noktalarda kurulacak dijital enstalasyonlarla Türk dijital sanatçılarının eserlerinin uluslararası ziyaretçilerle buluşturulması öngörülüyor.