Ücretler ve emekli aylıkları enflasyon karşısında değerini nasıl korur?

Ekonomi yönetiminin son dönemdeki ana mesajı net: Enflasyon düşecek, cari açık azalacak, bütçe disiplini sağla­nacak ve yapısal adımlarla prog­ram kalıcı hale gelecek.

Hazine ve Maliye Bakanı Meh­met Şimşek de son açıklamala­rında, “yalan haberlerle kasıt­lı bir şekilde gündem oluşturul­maya çalışıldığını” ifade ederek, hükümetin gündeminin dediko­dular değil memlekete hizmet olduğunu vurguladı. Şimşek, enflasyonu düşürmek, cari açığı azaltmak, bütçe disiplinini tesis etmek ve yapısal sorunları çöz­mek konusunda kararlı oldukla­rını, program hedeflerine ulaştı­ğında refahın kalıcı biçimde ar­tacağını söyledi.

Bu hedefler makro çerçeve­de doğru. Ancak vatandaşın gündemi daha somut bir yer­den akıyor: Gelir yetiyor mu, alım gücü korunuyor mu?

Ocak enflasyonu: Gıda fiyatla­rı ve dönemsel etkiler

Mehmet Şimşek ‘’Ocak ayı enflasyon gerçekleşmesinde, olumsuz hava koşullarının etki­siyle uzun dönem ortalamasının oldukça üzerinde artan gıda fi­yatları ve dönemsel unsurlar be­lirleyici oldu’’ diyor.

Aylık enflasyon beklentilerin üzerinde gerçekleşirken, yıllık enflasyon %30,7’ye geriledi. Yıl­lık hizmet enflasyonundaki dü­şüşün 21 aydır aralıksız devam ettiği, temel mal enflasyonunun %17,4 ile ılımlı seyrini sürdür­düğü ve yıllık kira enflasyonu­nun bir önceki yılın aynı ayına göre 44 puan azaldığı vurgulan­dı.

Ekonomi yönetimi, Ocak ayı­na özgü faktörlerin ana eğilim üzerindeki etkisinin sınırlı ka­lacağını ve “arz yönlü adımlarla desteklenen dezenflasyon poli­tikalarına kararlılıkla devam edileceğini” be­lirtiyor.

Makro resim bu ancak mikro düzey­de yani hane halkı bütçesinde tablo çok daha farklı: Enflas­yonun yarattığı re­el gelir kaybı devam ediyor.

Ocak ayında emek­li ve çalışan kesimlerde artışlar yapıldı:

-SSK ve Bağ-Kur emeklileri­ne: %12,19

-20 bin TL’nin altında aylık alanlara: 16.881 TL olan aylık %18,48 artışla 20.000 TL’ye ta­mamlandı

-Memurlara: %18,60

-Asgari ücret: yıllık %27 artış

Bu artışlar toplumda “zam ya­pıldı” gibi algılansa da, burada gerçekte yapılan şey büyük öl­çüde bir refah artışı değil, geç­miş dönemin fiyat artışlarını te­lafi etmeye çalışan bir enflasyon farkı / enflasyon telafisi meka­nizmasıdır.

Ekonomik kavramla ifade edersek:

Bu artışlar çoğu zaman reel ücret artışı değil, nominal geli­rin enflasyona uyarlanmasıdır.

Sorun şu ki enflasyon farkı ve­rilse bile, fiyatlar artmaya de­vam ettikçe reel ücret erozyonu yeniden başlar.

Ocak ayında enflasyon %4,84: Alım gücü daha ilk aydan eridi

Ocak ayında aylık enflasyon %4,84 gerçekleşti.

Bu şu anlama geliyor:

Ocak itibarıyla yapılan nominal artışlar daha vatandaşın cebine tam yansımadan, fiyatlar %4,84 yükseldi ve gelirlerin satın alma gücü daha ilk ayda aşağı çekildi.

20 bin TL aylığın ilk ay kaybı: 968 TL

-20.000 TL’nin %4,84’ü = 968 TL

-Alım gücü: 19.032 TL

Asgari ücrette ilk ay kayıp: 1.358 TL

-Asgari ücretin %4,84’ü ≈ 1.358 TL

-Alım gücü: 28.075 TL’den 26.716 TL’ye gerileme

Bu tablo bize şunu gösteriyor:

Artış yapılıyor, fakat enflasyon şoku devam ettiği için gelirler tek­rar hızla reel değer kaybediyor.

Sorun “fiyat seviyesi” ve “ge­cikmeli endeksleme” sorunu­dur

Burada temel problem, iki kav­ramda özetlenebilir:

1) Fiyat seviyesi sorunu

Enflasyon düştüğünde fiyatlar düşmez; sadece fiyat artış hızı ya­vaşlar.

Bu nedenle enflasyon geriler­ken bile hane halkı “ucuzlama” hissetmez. Çünkü:

-Etiket yerinde durur,

-kira aynı kalır,

-market sepeti hâlâ pahalıdır.

Yani vatandaş şunu yaşar:

Enflasyon düşüyor ama hayat pahalı kalıyor.

2) Gecikmeli endeksleme

Türkiye’de ücret ve aylık ayar­lamaları çoğu zaman:

-6 ayda bir (memur ve emekli)

-yılda bir (asgari ücret) mantı­ğıyla yapılır.

Bu mekanizma yüksek enflas­yon dönemlerinde reel gelir aşın­masına neden olur. Çünkü ücret artışı “geriden gelir”, enflasyon “önden gider”.

Ekonomi literatüründe bu durum, reel ücretlerin enflas­yon karşısında sürüklenmesi olarak tarif edilir.

Bir başka ifadeyle: Satın alma gücü sürekli geriden takip eder.

Aylık endeksleme olsaydı alım gücü kısmen korunabi­lirdi

Eğer Ocak’tan itibaren gerçek­leşen her aylık enflasyon oranı:

-emekli aylıklarına,

-sabit ücretlere,

-asgari ücrete aylık bazda yan­sıtılabilseydi, alım gücü daha is­tikrarlı korunabilirdi.

Bu mekanizma, iktisatta “enf­lasyona endeksleme” olarak bili­nir.

Ancak burada kritik bir denge var:

-Tam endeksleme alım gücünü korur

-Ama aynı zamanda “fiyatla­ma davranışlarında katılık” yara­tabilir

-Enflasyonla mücadelede “ata­let” üretebilir

Yani ekonomi yönetimleri bu tür endeksleme mekanizmalarını genelde kontrollü kullanmak is­ter.

Fakat diğer tarafta şu gerçek var:

Endeksleme sınırlı olduğunda da bedeli sabit gelirli öder.

Asgari ücrette ve diğer ücret­lerde yıllık ayarlama, yüksek enflasyonda reel erimeyi büyü­tüyor

Ücretin yılda bir belirlenmesi, enflasyonun yüksek seyrettiği dö­nemlerde çalışanı daha kırılgan hale getiriyor.

Çünkü yıl içinde:

-fiyatlar artıyor,

-ücret aynı kalıyor,

-reel ücret düşüyor,

-geçim baskısı artıyor.

Bu durum, özellikle “çalışan yoksulluğu” tartışmasını büyüten en önemli başlıklardan biri.

Çözüm: Enflasyonla mücade­le + reel gelir koruma birlikte tasarlanmalı

Mehmet Şimşek’in “dezenf­lasyon programı kararlılıkla sü­recek” mesajı önemlidir. Ancak programın toplumsal dayanıklılı­ğı için tek bir şart var:

Dezenflasyon sürecinde sa­bit gelirlinin reel kaybını sınır­layacak bir geçiş mekanizması.

Ekonomi diliyle ifade edersek:

-Enflasyonun ana eğilimi dü­şürülürken

-Reel ücretleri ve emekli gelir­lerini aşırı erozyona uğratmaya­cak

-“öngörülebilir ve dengeli” bir ücret-gelir ayarlama çerçevesi ku­rulmalıdır.

Aksi halde ekonomik program­lar, hedeflere yaklaşsa bile top­lumda şu algı oluşur:

“Enflasyon düşüyor ama biz da­ha iyi yaşamıyoruz.”

Son söz: Refah artışı enflas­yon farkıyla değil, reel kazanç­la ölçülür

Bugün yaşadığımız tablo şunu gösteriyor:

-Artış var ama refah artışı de­ğil, telafi var.

-Telafi var ama enflasyon de­vam ettiği için alım gücü yeniden eriyor.

-Memur ve emekli aylıkları 6 ayda bir, asgari ücret yılda bir dü­zeltildiği için reel kayıp birikiyor. Bu nedenle mesele sadece “enflas­yon düşüyor mu?” sorusu değil.

Asıl soru şu:

Enflasyon düşerken ücretlinin ve emeklinin reel geliri korunu­yor mu? Kalıcı refah artışı, ancak bu soruya sahadan “evet” cevabı geldiğinde mümkün olacak.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 13.891,21 0,00 %
Dolar 43,5295 0,02 %
Euro 51,4146 0,02 %
Euro/Dolar 1,1786 -0,15 %
Altın (GR) 6.885,67 -0,35 %
Altın (ONS) 4.818,14 -2,43 %
Brent 67,7300 -0,99 %