Bin nasihatten bir musibet yeğdir: Enerji, sanayi, tarım dönüşümü renkli mi hayali mi?

“Göğün masmavi, minik mavi kuşların mutlu, rüyaların gerçe­ğe çıktığı yerde” – Oz Büyücüsü, 1939

Orta Doğu’da tırmanan ve ka­lıcı hale gelen gerilim ham­madde piyasalarını derinden sarstı. Dünya sülfürünün (kü­kürt) denizyoluyla taşınan kıs­mının yaklaşık yarısı Hürmüz Boğazı’nın ters tarafında mah­sur. Keza küresel gıda tarımının neredeyse yarısına verim sağla­yan azotlu gübrelerin (N – nitro­jen) önemli kısmı benzer şekil­de. Dünya sanayisinin doğal gaz ihtiyacını gideren Basra Körfezi kıyılarındaki LNG tesisleri ağır hasarlı. Biyo-yakıt damıtımı için gereken İran çıkışlı metanol akı­şı aksıyor.

Gerilim öncesinde Çin, önem­li miktarda sülfür ithal etmişti. Orta Doğu çıkışlı fiyatlar Tem­muz 2025’deki ton başına 250 ABD Dolar tutarından Mart başı itibariyle 500 dolar üzerine yük­selmişti. Son 10 yılın ortalaması ise yalnızca 150 dolar. Sanayide­ki kar marjları bu seviyelerden sarı renkli toz halindeki madde­nin maliyetine katlanabiliyor. Ancak bileşik gübre üreticileri pes ettiler. Çünkü geçen sene fos­forlu gübrelerde (P – fosfat, DAP, MAP, NPK) gördüğümüz ton ba­şına 800 dolar üzeri seviyeler za­ten alım gücünü kırmıştı.

Tahıl fiyatları küresel bollukla birlikte baskı altında. Yeni sezon mahsuller yüksek navlun bedeli­ne rağmen fiyatları aşağı çekiyor. Geçtiğimiz hafta Ürdün’ün arpa ihalesi ton başına 1,25 dolar da­ha ucuza kapandı. Satış marjları bu kadar darken çiftçilerin güb­reye ayıracak kaynakları son de­rece sınırlı. Potasyumun (K) pas geçilerek kıt kaynakların daha besleyici N ve P ürünlere kaydı­rılması bekleniyor. Güney yarım küre ülkeleri Avustralya ve Bre­zilya’da önemli ölçüde verim ka­yıpları yaşanabilir. Avustralya buğday ve arpa tahıllarında, Bre­zilya ise soya fasulyesi biçiminin ardından mısır ekiminde zorla­nabilir. ABD’de yoğun gübre iste­yen mısır ekimi kayabilir. Diğer bölgelerde ayçiçeği gibi daha az gübre ihtiyacı ile karşılanabile­cek ürünler rağbet görebilir.

Küresel hammadde piyasala­rında artık talep daralması riski belirginleşiyor. Kısa vadede enf­lasyonist görünen ortam yerini derin bir deflasyona bırakabilir. Fed, faiz indirim patikasını ko­ruyor. Bunun somut örneğini sert çekilen bakır fiyatlarında göre­biliyoruz. Metanol açığında biyo yakıt üretemeyecek sıvı yağlar­da bolluk senaryoları piyasanın en ciddi mercileri tarafından de­ğerlendirilmeye başladı. Kaldı ki altın fiyatları da taban kurmakta zorlanıyor.

Dinozorun yakıtı biterken

Sıcak çatışmaların hemen ari­fesinde “Dinozor” başlıklı ya­zımızda fosil bazlı kaynakların zorlanacağı konjonktürü çizmiş­tik. 2022 yılında yaşanan Ukray­na krizi Avrupa’da önemli bir bi­linç oluşturdu. Rus doğal gazına bağımlılıktan vazgeçildi. Yenile­nebilir ve nükleer kaynaklara yö­nelim hızlandı. O gün MegaWatt saatine 300 Euro seviyesine yük­selen doğal gaz kontratları bugün yalnızca 50 ila 60 Euro bandında. ABD doğal gazı neredeyse hiç kı­pırdamadı. Almanya’da elektrik fiyatları, gaz piyasası kadar artış kaydetmedi.

ABD ve Avrupa – ke­za İngiltere dahil – Or­ta Doğu ya da Rusya gibi aktörlerin yer altı kay­naklarına dayalı dayat­malarına karşı dirençli hale geldiler.

Renkler göz mü boyayacak karın mı doyuracak?

“Azot” başlıklı yazımızda Ha­ber-Bosch yöntemiyle havadaki azotun (N) yakalanıp hidrojenle (H) birleştirilerek amonyak üre­tildiğini (NH3) belirtmiştik. Bu­nun için yoğun doğal gaz gereki­yor. Ancak mavi amonyak üre­timi ve yeşil hidrojen birlikte düşünüldüğünde doğal gaza ba­ğımlılığı azaltan yeni bir üretim hattı oluşuyor.

Mavi amonyak, karbon yaka­lama ve saklama (CCS) yöntemi üzerine kurulu. Yine doğal gaza bağımlı. Ancak klasik gri amon­yağa göre %90 civarında daha az karbon yoğun bir süreç. Amon­yak üreticilerinin ve küresel güb­re aktörlerinin mavi amonyak yatırımları hızlanmış durumda. Klasik amonyak – üre tesisle­rinde küresel kapasite artışı sı­nırlı. Henüz hala üre, doğal ga­za bağlı. Ancak Ukrayna savaşı sonrası enerji üretiminde yaşa­nan değişim göz önünde bulun­durulursa güncel krizin asıl yeşil amonyağa hız katması mümkün. Yeşil amonyak ise mavi amon­yaktan farklı şekilde tamamen yenilenebilir enerjiye dayalı. Su molekülünden (H2O) elektroliz yöntemiyle hidrojen atomunu ayırıyor.

Yeşil hidrojen ağır sanayide yeteri kadar kullanım alanı he­nüz bulamadı. Fakat gübre ve ta­rım piyasaları karbon salınımı konusunda daha hassaslar. Ye­şil amonyak yatırımları artıyor. Özellikle karbon fiyatları ya da doğal gaz fiyatlarındaki artışlar yeşil amonyak üreticilerine ciddi bir marj alanı sunuyor.

Bu gerilimden tüm dünya cid­di bir ders çıkararak iaşe konu­sunda doğal gaz bağımlılığından uzaklaşmaya çalışacaktır. Reje­neratif tarıma küresel ölçekte ku­rumsal yatırım projeleri hızlan­mış durumda. Birbirini tamam­layan dinamikler. Bugünün şoku maliyeti yükseltiyor; yarının ya­tırımı bağımlılığı azaltmaya ça­lışıyor.

Bin nasihatten bir musibet yeğdir: Enerji, sanayi, tarım dönüşümü renkli mi hayali mi? - Resim : 1

Sonuç: Renkler değil, dayanıklılık kazanacak

Oz Büyücüsü, kazandığı iki Os­car ile sinema tarihinde kalıcı bir yer edindi. Rakibi “Rüzgar Gibi Geçti” idi. Benzer bir hikaye sos­yo-teknolojik dönüşümde yazı­lıyor: Yara, Saudi Aramco/Ma’a­den, CF Industries, Nestle, Da­none, McDonald’s, Bloomberg (BNEF) gibi Dünya’nın önde ge­len kurumları milyar dolarlık ya­tırımlarla yeni üretim mimarisi­ni kuruyor.

“Made in Europe”, Oz Büyücü­sü tarzında gücün dışarda değil özde aranması gerektiği üzerine kurulu bir yön değişimi. Hippile­rin, çevrecilerin ya da alternatif yaşam arayışındaki bir grup ha­yalperestin marjinal fikirleriyle şekillenmiyor. Ana akımda kuru­luyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 13.047,72 -0,51 %
Dolar 44,3237 0,06 %
Euro 51,2859 -0,03 %
Euro/Dolar 1,1558 -0,11 %
Altın (GR) 6.335,54 -1,11 %
Altın (ONS) 4.425,86 -1,60 %
Brent 108,00 -0,37 %