Ekonomide uzun vadeli bakış
Türkiye’nin ekonomi ve siyasi gündemi çok ağır. Güncel sorunlarımızı tartışmak kamuoyunun zamanının çoğunu alıyor. Toplum olarak kısa vadeci olduk. Uzun dönemde bizleri nelerin beklediği tartışılmaz oldu.
Kısa dönemde o kadar çok sorunumuz var ki bir türlü uzun dönemli sorunları tartışmaya sıra gelmiyor. Bu konular hiç tartışılmıyor değil aslında. Ama bu yoğun gündemde bu tartışmaların sesi o kadar cılız kalıyor ki kimse duymuyor.
BYD ağzından da duyuldu
Dün sabah önemli bir ekonomi haberiyle güne başladık. Türkiye’nin, özellikle de Manisa halkının çok uzun zamandır heyecanla beklediği BYD’nin ülkemizde yapmayı düşündükleri yatırımdan vazgeçtikleri gündeme düştü.
İnkâr etmeye gerek yok… Manisa ile iş bağlantıları olan biri olarak bunun olacağı çok uzun zamandır biliniyordu. Sanırım yetkililer de haberdardı. Ama ilk kez ilgili şirketin ağzından duyurulmuş oldu bu haber. Elbette bunun sebeplerini araştırmakta yarar var. Zira aynı yerde BYD’den önce bir başka Alman otomobil üreticisinin de yatırım yapması planlanmış, onlar da son anda vazgeçmişlerdi yatırımlarından.
Şahsen bu şirketlerin ülkemizde yatırım yapmaktan neden vazgeçtiklerini bilmekte yarar var. Zira bu gelişmelere bakılınca ülke olarak yabancılar nezdinde sanayileşme konusunda yeterli cazibeyi yaratamadığımız anlaşılıyor.
Veriler sanayinin durumunu ortaya koyuyor
Son açıklanan 2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin milli gelir rakamları sanayinin içinde bulunduğu sıkıntılar konusunda ipuçları veriyor aslında. Sanayinin %0,8 daralması bir yana, ihracatın %12’lere varan bir oranda düşmesi bu konudaki en ciddi gösterge.
Türkiye’nin içinde bulunduğu bugünkü siyasi atmosferde, inandırıcılıktan uzak ve geleceğe ilişkin öyküsü olmayan ekonomik programlarla daha uzun süre mevcut sorunlarıyla uğraşacağımızı tahmin edebilmek zor değil. Öyle ya artık yeni bir seçime giderken bile enflasyon konusunda ikna edici hedefler konulmak istenmiyor. Biliniyor ki seçim sürecinde böyle iddialı hedefler açıklamak sadece kamuoyunda inandırıcılık sorunları doğuracaktır.
Çok daha önemlisi iktidar açıkça ekonomide büyümeyi enflasyona tercih etmiştir. Bu çok net. Ne pahasına olursa olsun iktidar için mücadele eden bir siyasetçi seçimlere büyüyerek girmek ister. Zaten 2018’den beri Türkiye arzuladığı yüksek büyüme oranlarına ulaşamıyor. Artık bu büyüme oranlarını bile yakalamakta zorlanıyoruz.
Politika arzu edildiği gibi gitmedi
2023’ün ikinci yarısından sonra uygulanan para politikası da arzu edildiği gibi gitmedi. Kurlar üzerinde yaratılan baskıda da kontrol kayboluyor. Bir yanda mevcut haliyle ve neye mal olursa olsun bu baskıya devam etme tercihi var. Diğer tarafta da parasal sıkılaştırmayla birlikte baskıyı gevşetme tercihi var ekonomi yönetimi için.
Öyle ya ülkenin döviz rezervleri de ekonomi yönetiminin gözetmesi gereken üstü kapalı hedeflerden biri oldu artık. Bu yüzden kurlar üzerindeki baskı kaldırılırken, döviz talebinin kontrol edilmesi gerekecektir. Ama her iki durumda reel sekter için pek umut vadetmiyor. Bu ekonomi programında devem edilse de biraz gevşetilse de reel sektör bundan zarar görecektir. Şimdi gelinde siz ülkenin uzun döneminde etkili olacak yatırımlarınızı planlayın.
Bakın, yabancılar planlayamamışlar işte.
Ekonomide uzun vadeli bakış gerekli. Ama bundan daha önemlisi uzun vadeli bakışı sağlayacak ortamı oluşturabilmektir.