Emekliye yüzde 18, memura yüzde 14 güçlü olasılık

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Genelde gerçekleşen enf­lasyona en yakın tah­minleri yapan piyasa ka­tılımcılarının tüketici fiyatların­da (TÜFE) haziran için beklediği aylık artışa göre yılın ilk yarısın­daki olası enflasyonla memur ve emeklilerden oluşan 21 milyona yakın nüfusun ikinci yarı yıl ma­aş/aylık artışları yaklaşık olarak ufukta belirdi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), tüketici fiyat endeksin­de (TÜFE) haziran ayının tü­münde gerçekleşen aylık deği­şimi 3 Temmuz Cuma günü sa­at 10.00’da açıklayacak. Böylece yılın ilk altı ayında gerçekleşen enflasyon ile memur ve emekli­lerin buna göre belirlenen ikinci altı ay yasal zam oranları da bel­li olacak. Piyasa katılımcıları­nın haziran ayı tahmini baz alın­dığında oluşacak altı aylık enf­lasyona göre SSK ve BAĞ-KUR emekli aylıklarına yüzde 18 dola­yında bir zam olası. Memur ma­aşı ve emekli memur aylıkların­da ise toplu sözleşme zammının üzerine enflasyon farkının ek­lenmesiyle yüzde 14’e yakın bir artış yapılması bekleniyor.

20,8 milyon kişiyi ilgilendiriyor

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) yılın ilk çeyreği itibarıy­la açıkladığı son verilere göre ül­ke genelinde görevdeki memur sayısı 3 milyon 689 bin 189 kişi. Hak sahipleri ile birlikte 11 mil­yon 603 bin 314’ü 4/A (eski SSK), 2 milyon 910 bin 823’ü 4/B (eski BAĞ-KUR) ve 2 milyon 565 bin 269’u 4/C (eski Emekli Sandığı) kapsamında olmak üzere emek­liği aylığı alan da toplam 17 mil­yon 79 bin 406 kişi bulunuyor. Buna göre temmuz başında belli olacak zamlar, toplam nüfus 20 milyon 768 bin 599 kişinin geçi­mini doğrudan ilgilendiriyor.

Bu kişiler aileleri ile birlikte düşünülünce zamların doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyece­ği nüfus 50-60 milyona ulaşıyor. Dolayısıyla ikinci yarı zamları başta tüketim üzerinden enflas­yonu olmak üzere genel ekono­mik dengeleri etkileyecek.

Haziran için düşük enflasyon tahmini

TÜİK’e göre ocak-mayıs döne­minde TÜFE bazında enflasyon yüzde 16,61 olarak gerçekleşti. Memur ve emeklilere yapılacak zammın hesabında, haziran ayı ile birlikte oluşacak altı aylık ger­çekleşme baz alınacak.

ABD/İsrail ile İran arasında mart ayında yaşanan sıcak sava­şın sıçrattığı petrol fiyatlarının yansıması olarak nisanda aylık yüzde 4’ü aşan, daha sonra yaşa­nan ateşkes sürecinde petrolde­ki geri çekilme ile mayısta yüz­de 1,71’e gerilemişti. ABD ile İran

 arasında ateşkes görüşmelerin­de geçen hafta önemli bir ilerle­me kaydedildi; 60 günlük ateşkes ve Hürmüz boğazının açılmasını içeren anlaşma bugün İsviçre’de imzalanacak.

Merkez Bankası’nın finansal ve reel sektördeki karar alıcı ve uzman kişilerden oluşan “piya­sa katılımcıları” ile yaptığı anket­te, haziranda aylık TÜFE artışı beklentilerinin ortalaması yüzde 1,36 ile düşük çıktı. Aylık oranın tam olarak Piyasa Katılımcıları Anketi’nde çıkan bu düzeyde gel­mesi durumunda ocak-haziran dönemi tüketici enflasyonu yüz­de 18,19’a ulaşacak.

Kim ne alacak?

SSK ve BAĞ-KUR emeklile­rinin aylıkları, 5510 Sayılı Yasa uyarınca her yıl ocak ve temmuz ayları başında, TÜİK’in açıkla­dığı TÜFE verilerine göre önce­ki altı ayda gerçekleşen enflasyon kadar artırılıyor. Buna göre TÜ­FE bazında enflasyon ocak-ha­ziran döneminde yüzde 18,19 olarak gerçekleşirse, söz konu­su emekliler yılın ikinci yarısın­da, temmuz başından geçerli ay­nı orandaki zamla oluşacak yeni aylığı alacak.

Memur maaşları ve memur emekli aylıklarına altı aylık dönemler için olmak üzere yılda iki kez yapılan artışlar ise esas olarak kamu çalışanları sen­dikaları ve devlet temsilcileri ara­sında bağıtlanan toplu iş sözleş­meleri ile belirleniyor. İlgili altı ayda gerçekleşen enflasyon, o dö­nemde uygulanan zammı aşarsa, bir sonraki altı ayda uygulanacak zam oranına, önceki altı ayda olu­şan fark ilave ediliyor.

Bu kesime Ocak-Haziran 2026 dönemi için toplu sözleşme ile yüzde 11 zam verilmişti. Bu­na göre yılın ilk altı ayındaki ay­lık enflasyon yüzde 18,19 gelir­se, bu kesim için yüzde 6,48’lik bir enflasyon farkı oluşacak. Bu fark, ikinci yarıyıl için toplu söz­leşmeyle alınmış olan yüzde 7’lik zamma eklendiğinde bu kesimin ikinci yarı zam oranı yüzde 13,93 düzeyinde gerçekleşecek.

Bu ay TÜFE artışı beklenenden yüksek gelirse

Haziran için öngörülen düşük enflasyonda, ABD-İran anlaşması ile petrol fiyatlarının düşmeye devam edeceği beklentisi etkili. Ancak anlaşma sürecinde yine pürüz çıkma olasılığı da bulunuyor.

Haziranda aylık TÜFE artış oranı piyasa beklentilerinin üstünde gelirse, altı aylık gerçekleşme daha yüksek olacağı için memurlar ve tüm emeklilerin ikinci yarı zamları daha yüksek olacak. Örneğin haziranda aylık enflasyon yüzde 2 gelirse, altı aylık enflasyon ve dolayısıyla SSK ve BAĞ- KUR emeklilerinin ikinci yarı zammı yüzde 18,94’e çıkacak. Bu durumda memur ve emeklilerinin enflasyon farkı yüzde 7,15 olacak ve ikinci yarı zamları yüzde 14,65’e yükselecek.

Aylık enflasyonun beklenenden düşük gelmesi ve altı aylık enflasyonun daha düşük çıkması olasılığında ise ikinci yarı zam oranları tüm kesimler için bu oranların altında kalacak. Ancak uygulanan sistem dolayısıyla her koşulda memur ve emeklilerinin oranı, SSK ve BAĞ-KUR emeklilerinden düşük kalacak.

Bu yıl ilk yarıda ise memur ve emeklileri yüzde 18,60 zam alırken, SSK ve BAĞ- KUR emeklilerinin zammı ise yüzde 12,19 ile daha düşük kalmıştı.

Ekonomiye etkisi ne olur?

Memur ve emekliler genellikle tasarruf oranı düşük, tüketim eğilimi yüksek gruplar olduğu için zam dönemlerinde gelir artışı gıda, perakende, konut, sağlık gibi sektörlerde talebi yükseltiyor. Bu da özellikle iç talep ağırlıklı ekonomilerde kısa vadede ekonomik büyümeye katkı sağlıyor. Artan harcama, çoğaltan etkisiyle tedarik zincirinde istihdam ve üretim artışını tetikleyebiliyor. Ancak Türkiye’de memur ve emekli zamları enflasyona endeksli olduğu için geriye dönük telafi özelliği taşıyor ve pro enflasyonist bir etkiye sahip. Buna göre söz konusu artışlar kısa vadede iç talebi destekleyip büyümeye katkı sağlarken, orta-uzun vadede enflasyonu besleyen, bütçe disiplinini bozan ve sürdürülebilir olmayan bir etki yaratıyor.

Memur ve emekli kesimin alım gücündeki hızlı erime sonucu yaşadığı yoksullaşma ile kamu mali dengelerini rasyonel zemine oturtma çabası, ekonomi yönetimi açısından bir paradoks oluşturuyor. Ekonomistler genellikle üretkenlik artışı, yapısal reformlar ve mali disiplin ile desteklenmeyen ücret politikalarının kalıcı refah yaratmadığını vurgulayarak, zamlar “telafi” niteliğinde olsa da kök neden olan enflasyon sorunu çözülmeden kalıcı çözüm sağlamayacağına işaret ediyor.

Emekliye yüzde 18, memura yüzde 14 güçlü olasılık - Resim : 1

Yazara Ait Diğer Yazılar