Enflasyon kıskacında sektörel denge: 2023- 2025 bilanço analizi

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Türkiye ekonomisi, 2023-2025 döneminde yük­sek enflasyon baskısı, değişen para politikala­rı ve buna bağlı olarak şekillenen makroekonomik dengelenme adımlarının damga vurduğu tarihsel bir süreçten geçti.

Bu üç yıllık dönem, reel sektör şirket­lerinin finansal tablolarında hem yüksek nominal büyümelere hem de enflasyon muhasebesinin uy­gulanmasıyla birlikte ortaya çıkan reel bilanço ger­çeklerine sahne oldu. TÜİK ve TCMB iş birliğiyle ya­yımlanan Sektör Bilançoları verileri, reel sektörün yüksek fiyat artışları ve artan finansman maliyetleri karşısında nasıl bir uyum sağladığını, hangi sektörle­rin direnç gösterdiğini ve makroekonomik koşulların kârlılıklar üzerindeki baskısını net bir şekilde gözler önüne seriyor.

Makroekonomik zemin ve TÜFE dinamikleri

Dönemin makroekonomik zeminini anlamak için tüketici fiyat endeksindeki (TÜFE) seyri ve dina­mikleri dikkate almak büyük bir önem taşımakta­dır. 2023 yılında yıl sonu TÜFE artışı %64,77 (12 ay­lık ortalamalara göre %53,86) seviyesinde gerçek­leşirken, uygulanan parasal sıkılaşma ve kademeli dezenflasyon programının etkisiyle bu oran 2024 so­nunda %44,38’e (%58,51 ortalama), 2025 yılında ise %30,89’a (%34,88 ortalama) geriledi. Enflasyonun tepe noktasından itibaren kademeli olarak düşüşe geçişi, şirket bilançolarında uzun süredir devam eden nominal yanılsamanın dağılmasına, stok karlarının erimesine ve şirketlerin esas faaliyet kârlılıklarının gerçek yüzüyle ortaya çıkmasına yol açtı.

Lokomotif sektörler: İmalat ve ticaret

Sektörel bazda inceleme yapıldığında, Türkiye ekonomisinin amiral gemisi konumundaki imalat sektörü, tüm yıllarda aktif büyüklük, öz kaynak ve net kâr liderliğini açık ara korumayı başardı. 2023 yı­lında 11,7 trilyon TL olan imalat sektörü toplam aktif büyüklüğü, 2024’te enflasyon muhasebesinin de et­kisiyle 25,7 trilyon TL’ye, 2025 yılında ise 33,1 trilyon TL’ye yükseldi.

Ancak sektörün dönem net kârındaki seyir, makroekonomik dinamiklerin kâr marjlarını nasıl baskıladığını gösteren çarpıcı bir örnektir. 2023 yılında 1 trilyon 6 milyar TL net kâr elde eden imalat sektörü, 2024’te artan girdi maliyetleri, küresel pa­zarlardaki talep daralması ve yükselen sermaye mali­yeti nedeniyle net kârında keskin bir düşüş yaşayarak 559,1 milyar TL’ye geriledi. 2025 yılında ise enflas­yondaki gerileme ve maliyet yapısındaki nispi den­gelenmeyle birlikte toparlanma sürecine girerek net kârını 873,9 milyar TL seviyesine taşıdı.

Firma sayısı bakımından toplam işletmelerin %31’inden fazlasını oluşturan toptan ve perakende ticaret sektörü, iç talebin seyri ve enflasyonist bek­lentilerin en hızlı yansıdığı alan olarak öne çıktı. 2023 yılında 526,9 milyar TL net kâr açıklayan ticaret sek­törü, 2024’te iç talepteki sıkılaşma ve tüketici harca­malarındaki yavaşlama nedeniyle kârlılıkta kan kay­bederek 299,5 milyar TL’ye düştü. 2025’te ise net sa­tışlarının 49,6 trilyon TL’ye ulaşmasıyla birlikte net kârını 676,7 milyar TL seviyesine yükseltti. Ticaret sektörü, yüksek stok devir hızı sayesinde fiyat geçiş­kenliğini hızlı sağlasa da marjlar üzerinde dönemsel baskılar hissetti.

Finansal sıkılaşmanın ayrışan sektörel etkileri

Diğer taraftan, faiz oranlarındaki yükseliş ve sıkı para politikası, sermaye yoğun çalışan ve borçluluk oranı yüksek sektörler üzerinde daha belirgin izler bıraktı. İnşaat sektörü, 2023’te 18,5 milyar TL gibi oldukça mütevazı bir net kâr elde etmişken; 2024’te 99,7 milyar TL ve 2025’te 229,1 milyar TL net kâra ulaşarak kademeli ve güçlü bir toparlanma sergile­di.

Buna karşın ulaştırma ve depolama ile gayrimen­kul sektörleri şoklardan daha derin etkilendi. Gay­rimenkul sektörü yüksek finansman giderleri ve ko­nut satışlarındaki yavaşlama nedeniyle 2023 yılını 103,2 milyar TL net zarar ile tamamladı. Ulaştırma ve depolama sektörü ise 2023’teki zararın ardından 2024’te toparlansa da, 2025 yılında küresel navlun fiyatlarındaki düşüş ve maliyet artışları sebebiyle 107,2 milyar TL net zarar açıklayarak en fazla zarar eden sektör oldu.

Dezenflasyonist dengelenme ve gelecek öngörüsü

Makroekonomik bakış açısıyla özetlemek gere­kirse, 2023-2025 dönemi bilançoları Türkiye reel sektörünün "enflasyonist büyüme" modelinden "de­zenflasyonist dengelenme" sürecine geçiş sancıları­nı yansıtmaktadır. Toplam reel sektör aktif büyüklü­ğünün 2023’teki 39 trilyon TL seviyesinden 2025’te 124 trilyon TL’ye; net satışların ise 47,2 trilyon TL’den 107,7 trilyon TL’ye ulaşması büyük bir nominal geniş­lemeye işaret etmektedir. Ancak toplam dönem net kârının 2023’teki 1,79 trilyon TL’den 2024’te 1,95 tril­yon TL’ye, 2025’te ise 2,24 trilyon TL’ye sınırlı artışı, reel kârlılığın eridiğini doğrulamaktadır.

Sonuç olarak, yüksek enflasyonun kademeli bi­çimde dizginlendiği bu üç yıllık dönem, işletme ser­mayesini doğru yönetemeyen ve öz kaynak yapısı za­yıf firmalar için ciddi bir sınav olmuştur. Önümüz­deki dönemde dezenflasyon sürecinin kararlılıkla sürdürülmesiyle birlikte, reel sektörde ayakta kalma­nın ve büyümenin anahtarı artık enflasyonun yarattı­ğı illüzyonel cirolar değil, verimlilik artışı, etkin borç yönetimi ve yüksek katma değerli üretim olacaktır.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 13.198,84 -1,04 %
Dolar 48,8233 0,08 %
Euro 55,8970 0,08 %
Euro/Dolar 1,1449 0,01 %
Altın (GR) 6.769,26 0,00 %
Altın (ONS) 4.358,49 0,34 %
Brent 95,2580 -1,51 %