Fed pas geçti
ABD Merkez Bankası Fed’in alacağı karar piyasalar tarafından yakından takip ediliyordu. Aslında, piyasalar faiz değişikliği beklemiyordu. Fakat, mevcut Başkan Powell’ın son toplantısı olması itibariyle ve artan enerji maliyetlerinin enflasyon görünümünü bozması nedeniyle yapılacak iletişim önem taşıyordu.
Belirsizlik vugusu
Kurul beklentilere paralel olarak politika faizini %3,50-3,75 aralığında sabit tuttu. Kurulun yaptığı açıklamada belirsizliklerin arttığı vurgusu ön plana çıkıyor. Ekonomik büyüme açısından kurul iyimser beklentilerini sürdürürken iş gücü piyasasında yeni iş imkanlarının azaldığına vurgu yapmış. Enflasyon konusunda ise bir miktar daha endişlerinin arttığı anlaşılıyor.
Orta Doğu’daki savaş nedeniyle enerji fiyatlarının oynak bir seyir izlediği, bu durumun da ekonomik beirsizlikleri artırdığına vurgu yapılmış. Böyle bir ortamda üyelerin çoğunluğunun bekle-gör politikasını tercih ettikleri anlaşılıyor.
Üyeler arasındaki görüş ayrılığı
Geçtiğimi Fed toplantıları sonrasında yapılan açıklamalarda kurulun “faizlere ilişkin aşağı yönlü eğilimi” dikkat çekiyordu. Bu eğilim son toplantıda da korundu. Fakat üç üye bu iletişme dair çekincilerini dile getirdi. Enflasyon yükselme eğilimindeyken, enflasyon beklentilerinde bozulma gözlenirken merkez bankası iletişiminin gevşeme yönünde olmasını bu üyelerin onaylamadığı anlaşılıyor.
Dolayısıyla, bu üyeler politika faizinin sabit tutulması yönünde oy kullanırken ileriye dönük iletişime muhalif kaldılar. Sadece bir üye faizlerin indirilmesi gerektiği yönünde oy kullandı. Fed üyeleri arasında bu derecede görüş ayrılı alışalagelmiş bir durum değil. Dolayısıyla, önümüzdeki toplantılarda görüş birliği konusunda stresin daha fazla olacağı anlaşılıyor. Diğer taraftan, bazı üyelerin faiz indirimine dair iletişime muhalif olmaları gelecek dönemde faiz indirimi ihtimalini zayıflattı diyebiliriz.
Powell’ın son toplantısı oldu
Fed Başkanı Powell son kez bir para politikası toplantısına başkanlık etmiş oldu. Toplantı sonrası yaptığı açıklamalar faiz kararından daha fazla yankı uyandırdı diyebiliriz. Powell öncelikle 15 Mayıs’ta biten başkanlık görevinden sonra kurul üyeliğini belirsiz bir süre sürdüreceğini açıkladı.
Kendisi hakkındaki soruşturma sürecinin kesin ve şeffaf bir şekilde sona erene kadar kurulda kalacağını vurguladı. Bu durum alışılagelmiş bir durum değil. Bir başkanın görev süresi dolduktan sonra kurulda kalma durumu en son 1948 yılında görülmüş. Powell soru-cevap kısmında gölge bir başkan olmayacağını dile gertirerek daha pasif bir duruşu sergileyeceğini söyledi.
Karar metni ve açıklamalardan sonra ABD 10 yıllık tahvil faizlerinde sınırılı miktarda artış gözlendi. ABD doları da euro karşısında değer yitirdi. Kararın ABD hisse senedi ve altın fiyatları üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığını söyleyebiliriz.
Yeni Başkan Kevin Warsh olacak
Yeni Fed Başkanı’nın Kevin Warsh olacağı anlaşılıyor. Warsh’un Fed politikalarına yaklaşımı önümüzdeki dönemde FED politikalarında yapısal değişiklikler olabileceğine işaret ediyor. Öncelikle Warsh Fed’in bilanço küçültmesi gerekiğini savunuyor. Son 20 yıl içinde Fed iki defa bilanço genişlemesine gitti. İlki 2008 yılında başlayan finansal krizle oldu.
İkincisi ise pandemi döneminde gerçekleşti. Warsh’ın argümanı şöyle: Fed bilanço küçültmeye başlayınca piyasada faizler yükselmeye başlayacak. Finansal koşullardaki sıkılaşmayı dengelemek için Fed bu durumda faiz indirmek zorunda kalacak. Bir başka deyişle, hem faiz inecek hem de Fed’in şişkin bilançosu zayıflaycak. Bu yaklaşım teorik çerçevede işe yarar gibi görünüyor. Fakat son 30 yılda oldukça karmaşıklaşan finansal ürünler piyasasında nasıl etkileri olacağı konusu ise net değil. Dolaysıyla, Warsh göreve geldiğinde bu deneyi yaparsa önemli bir risk alacak demektir. Bu riski alırken zamanlamanın da çok önemli olacağını vurgulamak gerekiyor.
Savaş nedeniyle zaten stres altında olan piyasalarda yeni bir belirsizlik yaratmak ekstra risk almak anlamına gelir. Warsh’ın diğer bir farklı yaklaşımı da iletişim politikası üzerine. Fed üylerinin çok sık ve bir biri ile tutarsız iletişim yaptığında yakınan başkan adayı Fed’in daha seçici iletişim politikası izlemesini savunuyor. Her toplantı sonrasında iletişim yapmak yerine “söyleyecek sözü olduğu zaman iletişim” poltiikasını öne çıkartmayı tercih edeceği anlaşılıyor. Özetlemek gerekirse, Fed’de yaşanacak görev değişikliği piyasalar açısından yeni bir belirsizlik kaynağı haline gelecek. Yeni başkan üyeler arasındaki görüş ayrılıklarını nasıl yönetecek? İletişim ve bilanço küçültme gibi konularda adım atmaya üyeleri ikna edebilecek mi? Bunları yaşayıp göreceğiz.