Kötülük bilimi: Kötülük, şer fenalık ya da kemlik

Bu yazı bir film izlerken ak­lımda geldi. Hafta sonu son kitabımı yazarken bir filme bakıyordum.

Bir film insanın içinden geçer mi? Lübnanlı yönetmen Nadi­ne Labaki'nin yönettiği “Kefer­nahum” isimli filminden söz edi­yorum. Kefernahum, Nahum'un köyü manasına gelen, Hz. İsa’nın toplum içinde konuşmalar yap­tığı köy. Tabii kafirlik, isyan, ka­os anlamında sembollere dö­nüşmüş. Film, kendisini böy­lesi lekeli ve kirli bir dünyaya getirdiği için ailesine dava açan bir çocuğun dramını an­latıyor. Filmin bir bölümün­de aslında kendisi de göçmen olan küçük Zain dönüyor ve ar­kadaşına şöyle sesleniyor: “İs­veç diye bir ülke varmış ve ora­da çocuklar eceliyle ölüyormuş”. Sonra da ekliyor: “Çocuklar sahi hiç mi gülmeden geçip gitmeli bu dünyadan!”

Kadın ve çocukların her açı­dan hayatta mağdur olan taraf ol­duğunu gösteren bir film. Yok­sulluk, cehalet, yoksunluk ve çaresizlik böğrünüze bir bıçak saplanıyor. Film, şiddet, fuhuş, mafya ve terör kıskacındaki ço­cuk işçilerin, mültecilerin, yok­sulluğun çığlığı. Neticede filmin sonunda şöyle düşünüyorsunuz: Allah bazı insanları diğer kulları­na paspas olarak yaratmadığına göre bu dünyanın düzeni bozuk. Ya da hep coğrafya kaderdir diyo­ruz ama etrafımıza baktığımız­da burada bir yanılgı var: Sanırım coğrafya değil de, biz coğrafyanın kaderiyiz...

İnsanlar neden bu kadar kötü olabiliyor?

Şu an bir İsrail, Lübnan’ı canice bombalıyor. Çıldırmış gibi kötüler!

Savaşlar, katliamlar sürerken aklımıza hep bu konu geliyor de­ğil mi? İnsanlar neden bu kadar kötü olabiliyor? Bazı insanlar neden bencil ve kötü karakterli­dir, başkalarına acı çektirmekten hoşlanır? İnsan beyninin en ka­ranlık köşelerinde kötülük nasıl cevap bulur?

Mesela yolda yürürken yüzü­ne baktığınız, metroda yanına oturduğunuz, beraber aynı resto­randa yemek yediğiniz kişiler bir sosyapat ya da katil olabilir. Bu kulağa gerçekten çok çılgın gele­bilir. Kötülük suçla el ele her yer­dedir. Biçimleri, düzeyler, maru­ziyetleri değişir ama hep bir yer­lerdedir.

Bu yazıda konumuz bu! Kötü­lük!

Ayartılmış iyilik de diyebile­ceğimiz kötülükte, hissedebilen bir varlığa kasıtlı olarak acı ver­mek vardır. Bunun için monizme göre kötülük insanların anlayış yeteneklerinin ötesinde çok da­ha büyük bir iyiliğin parçasıdır. Düalizme göre ise iyilik ve kötü­lük zıt kutuplarda yer alan iki il­kedir. Başkalarını görememektir. Ötekini görme eksikliğidir.

Onla­ra karşı empati duygusu besleme yoksunluğudur. İnsanlığın varo­luş serüveninden beri dinin, fel­sefenin, psikolojinin, siyaset bi­liminin, hukukun ve hatta Holl­ywood’un bile çokça kez üzerinde düşündüğü / işlediği bir olgu: iyi­lik ve kötülük. Her ikisinin de te­melinde yatan faktörün bir duy­gusal özellik olduğu ifade edili­yor. 2012 yılında psikolog Simon Baron-Cohen tarafından yazı­lan “Zero Degrees of Empathy: A New Theory of Human Cruelty and Kindness” isimli kitabında “kötülüğü” empati eksikliğinin beyinde yer alan empati ağında meydana gelen bir aksaklıktan ortaya çıktığını ifade etmekte.

Azlığı ventromedial prefrontal korteks adı verilen beynin ön bö­lümünde yer alan bir bölgenin ha­sarlı olmasından kaynaklandığı çoğu bilimsel araştırmaların ko­nusu olmuştur. Empati, beynin başka bir kişinin hissettiklerini “hissedebilmesidir”. Dolayısıyla, psikopatik akıllar diğer bireylere karşı sanki onlar bir insan değil­miş gibi duygusal davranmaz ve bu da nesnelleştirme ve insanlık dışı davranışları doğallaştırır.

Öznel ve pragmatik bir kavram mı?

Neden insanlar “kötü”, nedir onları “kötü” diye nitelendirdiği­miz davranışa iten etkenler? Da­ha doğrusu… Nedir veya kimdir “kötü”? Bir asır boyunca kötülük kavramı din ekseninde açıklan­makla beraber bu denli yaygın bir kavramın herkes tarafından ka­bul edilen bir tanımının olmama­sı ilginçtir. Hatta uzun yıllar sos­yal bilimler literatüründe “kötü” ve “kötülük” kavramı üzerine çok az çalışmanın oluşu da ilginçtir. Fakat son yıllarda bilimsel açıdan bu konuda yazılmış çokça kitap ve makale bu kavram üzerine dü­şünmeye değer sonuçlar çıkardı. Belki de uzun yıllar bu kadar öz­nel ve bilhassa pragmatik olan bu kavram hakkında akademik ça­lışmaların çok yaygın olmaması ve aksine son yüzyıldır insanoğ­lunun tanık olduğu savaş, terör, vahşet, siber saldırılar, zorbalık, yalan, dedikodu ve benzeri “kö­tülüklerin” artması dolayısıyla il­gi çeken bir alan haline geldiğini söylemek mantıklı olabilir.

Peki, gerçekten de öznel ve pragmatik bir kavram mıdır “kö­tülük”? Altın kural olarak kabul edilen “kendine yapılmasını is­temediğini bir başkasına yapma” gibi bir etik anlayışını genel ge­çer kabul etmek mümkün müdür? Yoksa ünlü hümanist George Ber­nard Shaw’ın da dediği gibi “altın kural, altın kuralın olmaması” mı­dır? Bu paradoksun hatırı sayılır bir gerçekliğinin olduğunu düşü­nebiliriz, keza her bireyin kendi­ne özgü oluşturduğu bir etik kav­ramı vardır. Çoğunlukta olan gö­rüş, kötülüğü “iyiliğin tersi” veya “yanlış etik anlayışı” olarak nite­lendirilir. Öte yandan, kötülüğü olağandışı, mistik veya doğaüs­tü bir şey olarak nitelendiren bir grup insan da vardır. Kısacası bu işin içinden çıkması epey zor gibi gözüken bir girdap gibidir.

Yine de bu paradoks gibi gözü­ken “kötülük” kavramının esa­sını oluşturan mantığın bir kişi­nin diğer bir kişiye kasten zarar vermesinden ibaret olduğu düşü­nebilir, bunu “genel geçer” kabul edebiliriz. Keza bu tanımda yer alan “kasıt” unsuru, modern ceza hukukunda suç genel teorisinin önemli bir inceleme alanı olarak kabul edilmekte ve kasıt unsuru­nun yol açtığı fiilin süresi ise bi­lerek ve isteyerek bir zararı mey­dana getiren kişidir. Peki o hal­de, bu kişileri kötülüğü istemeye iten faktör nedir? Neden herkes “kötü” değildir? Ya da hepimizin içinde bir kötü var mıdır? Mese­la beyaz dediğimiz yalanlar bile kötü müdür? Ya da kendimizi iyi zannediyoruz da, sınanmadığı­mız durumların masumu olabi­lir miyiz?

Kötülüğün iyilik olduğu, iyili­ğin kötülük olduğu durumlar var mı?

Sorular, sorular…

Olmayan cevaplar! En azından bende yok! Umarım sizin bazı ce­vaplarınız vardır!

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.587,93 2,72 %
Dolar 44,8575 0,12 %
Euro 52,7608 -0,06 %
Euro/Dolar 1,1764 -0,15 %
Altın (GR) 7.014,72 1,50 %
Altın (ONS) 4.831,93 0,86 %
Brent 88,2215 -6,48 %