Trump’a yeni sürpriz: Şahin Fed Başkanı Warsh

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Her senenin ba­şında, o yıla da­ir önemli dönüm nok­talarını hesaba kata­rak ekonomik tahmin oluşturmak adetten­dir.

2026 yılı başında yapılan küresel tah­minlere damga vuran bir gündem maddesi, ABD Merkez Bankası Başkanı Powell’ın görev süresinin doluyor olması ve yerine Başkan Trump tarafından defalarca vurgu­landığı şekilde “faiz indirecek” bir Fed başkanının atanacağı idi. Fark­lı isimler dile geldi. Piyasalar 2026 yılında siyasi baskıya boyun eğe­cek Fed’in kaç faiz indirimi olaca­ğını fiyatlamaya başladılar. Enflas­yon beklentileri “Fed’in başına ge­lecek güvercin başkan” söylentileri ile bozulmaya başladı.

Kendi adıma bu beklentiye hiç prim vermedim. Fed’in kurumsal çerçevesinin siyasi otoriteyi mem­nun etme amacı ile hareket etme­yecek kadar sağlam olduğunu, gö­rece güvercin bir başkan gelse bile Fed kararlarını veri akışının şekil­lendireceğini, mevcut kurumsal bağımsızlığı devre dışı bırakacak radikal bir değişiklik olmadığı sü­rece endişe edilmemesi gerektiği­ni vurguladım. 2 Şubat 2026 tarihli DÜNYA gazetesinde çıkan yazımın “Fed başkan adayı Warsh ‘Kara­man’ın koyunu’ olabilir mi?” şek­lindeki başlığı piyasalardan ayrı­şan bu görüşümün özeti idi.

Warsh: Enflasyon bir tercihtir

17 Haziran tarihinde yeni Fed başkanı olarak ilk basın toplantı­sını yapan Warsh adeta fırtına gi­bi esti. Son derece şahin bir tutum ile “Enflasyon bir tercihtir, beş se­nedir düşüremedik, ama bunu dü­zelteceğiz” diyerek geçmiş Fed’den de daha şahin olacağını ima etti. Merkez bankacılığı dilinde bu ifa­de güçlü bir mesaj taşır: enflasyon kötü şans ya da dış şokların kaçınıl­maz sonucu değil, para politikası­nın bir çıktısıdır ve dolayısıyla so­rumluluk Fed’e aittir.

Bu kadar net ve kararlı bir duruş sergilemesi, kendisine dair “Baş­kan Trump’ı memnun etmek için mi göreve geldi” şüphelerini en ba­şından silip atmayı hedefliyordu. Görünen o ki “Karaman’ın koyunu” çok da beklemeden elini açmış ve gizli saklı bir ajanda ile “güvercin kisvesi altında enflasyonu kontrol etmeye çalışmak” yerine açık bir kararlılıkla enflasyonu odağa koy­muş görünüyor.

Fed karar metnin­de bir sonraki adımın faiz indirimi olabileceğine dair ifadenin metin­den çıkarılması da bu şahin duru­şa Fed üyelerinin güçlü bir destek verdiğini gösteriyor. Her ne kadar başkan Warsh ileriye yönelik yön­lendirmeyi tasvip etmediği gerek­çesi ile görüş bildirmese de nokta­sal grafiklerde diğer Fed üyelerinin en az bir faiz artışı olacağına dair oy kullanması, son derece şahin bir Fed’in piyasaları bir sonraki adı­mın faiz artışı olacağına hazırla­ması olarak yorumlanabilir.

Bu noktada kısa bir parantez aç­makta da fayda var. Zaman zaman hatırlatma gereği duyduğum üzere Fed’in benimsediği “fiyat istikra­rı” ve “azami istihdam”dan oluşan ikili hedef hiçbir zaman “büyüme odaklı” bir enflasyon hedefleme­si olarak yorumlanmamalı. Her ne kadar ECB kadar sert bir enflasyon hedeflemesi olmasa da Fed’in ikili hedeften kastettiği şey, uzun vade­li ve sürdürülebilir bir büyüme ile tutarlı olan istihdam ve bunun be­raberinde gelecek fiyat istikrarıdır. Zaten aksi takdirde ikili hedef bir­biri ile çelişir. Fed’in dün verdiği mesajlar bu tablo ile uyumludur.

Sözlü yönlendirmeye son

Başkan Warsh’ın sinyalini ver­diği önemli bir değişiklik, 1994 sonrası giderek şeffaflaşan Mer­kez Bankası iletişim politikaların­da yön değiştirerek Greenspan vari “opak merkez bankacılığı”na doğru bir tercih sergilemesi oldu.

Piyasaları önceden yönlendir­mek suretiyle ileriye yönelik adım­lar konusunda beklentileri çıpalamayı odağına alan iletişim politika­ları, çeyrek asrı aşan bir dönemde geliştirilmiş, modern merkez ban­kaları tarafından benimsenmiş bir uygulamaydı. Warsh’ın bu uygu­lamayı tamamen çöpe atmak gibi bir fikri olduğunu zannetmiyorum.

Ancak bir uçta bir sonraki adımı­nı ve hatta üç senelik bir tahmin penceresinde ne yapmak istediğini söyleyen Fed iletişimi, diğer uçta ise “söylediklerimi anladığınızı dü­şünüyorsanız beni yanlış anlamış­sınızdır” diyen bir Greenspan ile­tişimi düşünürsek, Warsh’ın biraz daha ortalarda bir yerde konum­lanmak istediğini söyleyebiliriz.

Warsh, iletişimde gelmek istedi­ği noktanın uzmanlardan oluşacak bir ekibin araştırmaları sonrasın­da belirleneceğini söylüyor. Fazla iletişimden neden rahatsız olduğu­nu anlamak zor değil. Uzun vadeye dair yapılan yönlendirme, şartlar değişip veri akışı farklı bir tablo­ya işaret ettiğinde Merkez Banka­sı’nın elini bağlayabiliyor. Değişik­liğe gidildiğinde piyasalarda daha fazla kafa karışıklığı yaratılabili­yor.

Özellikle Fed üyelerinin önü­müzdeki üç yıllık vadede politika faizini nerede gördüklerini göste­ren noktasal grafikler bu sebepten dolayı uzunca bir süredir eleştiril­mişti. 2007-2009 küresel finansal krizinin getirdiği kaos ortamında piyasaları sakinleştirmek amacı ile devreye sokulan noktasal grafikle­rin kriz sonrası dönemde ne kadar fayda getirdiği, bu grafikleri başla­tan Bernanke tarafından bile yeri geldiğinde sorgulanmış, ancak baş­lanan uygulamayı bırakmaya da bir türlü Fed’in eli varmamıştı.

Warsh reformları

Genç başkan Warsh, iletişim po­litikalarına ilave olarak dört ayrı araştırma ekibi oluşturarak Fed’in yıllardır süregelen sorunlarını bi­rer birer masaya yatıracağını söy­ledi. Yıllara yayılmış kemikleşmiş uygulamaların, değişiklik sevme­yen piyasaları ürkütecegi endişe­siyle oluşan rehaveti kökten değiş­tirmeye niyetli görünen Warsh, öncelikle Fed’in 7 trilyon dolar se­viyelerinde seyreden devasa bi­lançosunu ne şekilde küçülteceği­ne odaklanacak görünüyor. Hiçbir konuda ani bir değişikliğe gitmeye­ceğini söyleyerek piyasaları arka­sına almayı hedefleyen başkanın, ciddi olarak kısalan karar metnine “bankacılık sisteminde aşkın re­zervler ile devam edeceğiz” ibare­sini eklemesi bu yüzdendi.

İletişim politikaları ve bilanço küçültme analizleri için konunun uzmanları tarafından kurulacak ekiplere ilave olarak enflasyon he­deflemesinde kullanılacak tanım­lama, Fed’in kullanacağı veri seti­nin çağa uygun ve öncü sinyaller veren bir veri setine dönüştürül­mesi ve üretkenlik konularında da kurulacak ekiplerin önümüzdeki dönemde Fed üzerinden yeni bir Merkez Bankası reformu ile pa­ra politikası uygulamalarını yeni­den şekillendireceğini söylemek mümkün.

Warsh’ın öncülük edeceği bu radikal değişimin kısa vadede su­ları bulandıracağı bir gerçek. Üs­telik önünde ciddi bir siyasi bas­kı var: kendisini atayan başkanın faiz beklentileri ile veri akışının dikte ettiği para politikası her za­man örtüşmeyecek. Bu gerilimi yönetmek, reformların önünde­ki en büyük engel olmaya devam edecek. Komitelerin vereceği tav­siyelerin ne kadarının hayata ge­çirileceği de belirsizliğini koru­yor.

Bununla birlikte, bu komite­ler doğru ellere bırakılırsa sonuç umut verici olabilir. Akademis­yenlerin, ekonomistlerin ve pi­yasa uzmanlarının görüşleri doğ­rultusunda hareket eden, siyasi konjonktürden bağımsız bir Fed, yıllardır biriken hantallıklardan sıyrılarak dünya merkez bankacı­lığına gerçek anlamda örnek ola­bilir. Bunun için Warsh’ın en çok ihtiyaç duyduğu şey, kendi günde­mini değil komitelerinin bulgula­rını ön plana alacak kurumsal al­çakgönüllülük ve siyasi baskıya karşı koyacak omurgadır. İlk ba­sın toplantısındaki kararlı duruş bu ikincisi açısından umut verici, ancak esas sınav yeni başlıyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar