Yurt dışındaki vergi borcu nasıl tahsil edilecek?
Küresel vergi işbirliği uzun süredir daha çok bilgi değişimi üzerinden tartışılıyor. Ancak bir ülkenin başka bir ülkedeki mükellefe ait banka hesabını, şirket yapısını ya da malvarlığını öğrenebilmesi ile o ülkedeki vergi alacağını fiilen tahsil edebilmesi arasında hâlâ önemli bir mesafe bulunuyor.
OECD bünyesindeki Küresel Forum’un 28 Nisan 2026’da başlattığı yeni program tam olarak bu boşluğa odaklanıyor. Belçika Maliye İdaresi ile birlikte yürütülen Sınır Ötesi Vergi Alacaklarının Tahsilatında Yardım Hızlandırma Programı (CBAR), Afrika, Asya, Karayipler, Avrupa, Latin Amerika ve Pasifik’ten 22 farklı ülkeden 34 katılımcıyı bir araya getiriyor. Sekiz ay sürecek program boyunca teknik eğitimler ve bireysel danışmanlık desteği sağlanacak. Amaç, ülkelerin yalnızca uluslararası standartları bilmesi değil, bunları günlük idari süreçlerde gerçekten kullanabilmesi.
Konuya ilişkin teknik altyapı esasında son on beş yılda büyük ölçüde kuruldu. OECD/ Avrupa Konseyi’nin Vergi Konularında Karşılıklı İdari Yardım Sözleşmesi’ne (MAAC) bugün 145’ten fazla ülke taraf olmuş durumda. Çok sayıda ikili vergi anlaşması da tahsilat yardımına ilişkin hükümler içeriyor. Buna rağmen uygulamada bir ülkenin, başka bir ülkedeki borçlunun varlığını öğrendikten sonra gerçekten ne yapacağı hususu oldukça problematik.
Operasyonel kapasite yeterince oluşmadı
Talep hangi idari birim tarafından hazırlanacak? Yabancı ülkeye gönderilecek tahsilat talebi nasıl formüle edilecek? Gelen yanıt hangi prosedürle işleme alınacak? Pek çok gelişmekte olan ülke bakımından bu süreçler hâlâ yerleşmemiş durumda. Bilgi mevcut, ancak onu tahsilata dönüştürecek operasyonel kapasite yeterince oluşmuş değil.
Küresel Forum verilerine göre üyeler, 2009’dan bu yana vergi şeffaflığı standartlarının uygulanması sayesinde en az 135 milyar Euro ek vergi geliri tespit etti. Bunun yaklaşık 48 milyar Euro’luk kısmı gelişmekte olan ülkeler tarafından raporlandı. Ancak bu rakamlar aynı zamanda başka bir gerçeği de gösteriyor: Bilgi değişimi sistemi, vergi alacağını tespit etmeyi kolaylaştırıyor; fakat borçlunun malvarlığı başka bir ülkede bulunduğunda tahsilat aşaması hâlâ sistemin en kırılgan halkası olarak kalıyor. CBAR programı bu nedenle yalnızca teknik bir eğitim projesi değil; uluslararası vergi işbirliğinin eksik kalan tarafını tamamlama girişimi olarak görülüyor.
Programın kökeni de aslında yeni değil. Küresel Forum, Afrika Girişimi kapsamında 2021-2023 döneminde sınır ötesi vergi tahsilatı konusunda kapsamlı bir çalışma yürütmüştü. Önce mevcut sorunlar analiz edildi, ardından 2023’te bir araç seti, 2024’te ise uygulama kılavuzu yayımlandı. Yeni program bu belgeleri teorik düzeyde bırakmamayı hedefliyor.
Yeni gelişmeler dikkat çekici
Yeni gelişmenin zamanlaması da oldukça dikkat çekici. Birleşmiş Milletler bünyesinde devam eden Uluslararası Vergi İşbirliği Çerçeve Sözleşmesi müzakerelerinde gelişmekte olan ülkeler uzun süredir kapasite geliştirme faaliyetlerinin isteğe bağlı teknik destek olarak değil, uluslararası sistemin asli unsuru olarak görülmesi gerektiği görüşündeler. CBAR’ın çıkış noktası bu yaklaşım ile örtüşüyor. Zira standartların varlığı tek başına yeterli olmadığından onları uygulayabilecek idari kapasitenin de oluşması gerekliliği var.
Türkiye açısından bakıldığında konu yabancı değil. Türkiye, MAAC’a 2011 yılında taraf oldu ve çok sayıda çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmasında tahsilat yardımına ilişkin hükümlere yer verdi. Ancak uygulamada asıl mesele artık bilgiye erişmekten çok, yurt dışındaki bir vergi alacağını etkin biçimde takip edip tahsil edebilecek idari mekanizmayı kurabilmekte düğümleniyor. Küresel Forum’un yeni programı, özellikle bu boşluğu kapatmak isteyen vergi idareleri için dikkatle izlenmesi gereken bir gelişme niteliği taşıyor.