Bangkok’ta görünmez el ile boks: Dövüş Kulübü, liberalizm ve dolar/TL

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

“Bangkok’ta bir gece; dünya avucunda bir is­tiridye, ama inciler çık­maz öyle beleşe.” Murray Head

Geçtiğimiz hafta TC­MB Başkanı Dr. Ya­şar Fatih Karahan, Ban­gkok’taki IMF–Dünya Bankası yıllık toplantıla­rındaydı. Ev sahibi Tay­land, zengin mutfağından Muay Thai gösterilerine uzanan programıyla yumuşak gücünü ser­giliyordu. Şehrin hareketli atmos­ferine, Türkiye’de yeniden alevle­nen kur tartışması eşlik etti. Şarkı­daki gibi, Bangkok’ta bir gece çetin cevizleri bile dize getirebilir.

12 Ocak tarihli “Altı-Yedi” yazı­mızda, yerel gürültünün küresel gelişmelerle aramıza ördüğü algı duvarını incelemiştik. Finans dün­yasıyla ortak kavramlarda buluş­mak, sanayicinin yatırım ve ticaret ufku açısından da önemli.

Yalnızca iki kişi dövüşür

Sağlıklı fiyat keşfi, farklı bek­lentilerin alım ve satım emirlerine yansımasını gerektirir. Herkes ay­nı yöne yığıldığında karşı taraftaki likidite incelir; küçük işlemler bile fiyatı sertçe oynatabilir. 2008 kri­zi, piyasa likiditesiyle bankaların fonlama imkânlarının birlikte ku­ruyabileceğini gösterdi. Basel III, güçlendirilmiş sermaye kuralları­nın yanına likidite tamponlarını da ekledi.

10 Ekim tarihli “Big Mac Endek­si” başlıklı #Hashtag yazımızdaki ayrım burada önem kazanıyor: Adil değer doğrudan gözlenmez; varsa­yımlarla tahmin edilir. Verimlilik, dış ticaret hadleri ve risk primi de­ğiştikçe denge hesabı da değişir.

Biri “pes!” derse dövüş biter

İki güncel somut örnek, bu hare­ketli dengeyi gözler önüne seriyor:

Euro/Dolar kur çaprazında ön­ceki yazılarımızda ele aldığımız 1,15–1,20 bandı, varsayımlara bağ­lı bir değerleme bölgesidir. Diğer koşullar sabitken, Avrupa lehine değişen göreli beklentiler Euro’yu destekleyebilir; aleyhte gelişmeler baskılayabilir. 7 Ekim tarihli “Sa­kın Çıkma Patika Yollara”da yaz boyunca izlediğimiz 1,15 pivotu­nun sarktığını; enerji, finansman ve siyasi belirsizliğin Euro üzerin­deki baskısını incelemiştik.

Tahıl vadeli işlemlerde 13 Ni­san tarihli “Gelgit Kilidi” yazımız­da 2027’ye uzanan verim, gübre ve El Niño riskleriyle pozisyon yo­ğunlaşmasını değerlendirmiştik. 7 Ekim’de ise bu risklerin önemli öl­çüde fiyatlara yansıdığını; gevşeme alanı açıldığını yazmıştık. Nitekim buğdayda kısa pozisyonların bü­yümesi özellikle mısırda uzunla­rın bozulması, pozisyon asimetrisi nedeniyle fiyatlarda hızlı bir çözül­meyle sonuçlandı.

Gömlek yok, ayakkabı yok

TCMB’nin izlediği politika, be­lirli bir kur seviyesi hedeflemeden piyasanın sağlıklı işlemesini göze­tiyor. Biz mevcut uygulamayı, de­zenflasyon sürerken sert savrul­maları sınırlayan bir geçiş çerçe­vesi şeklinde okuyoruz. Bu çerçeve hiçbir yönde kesin kazanç güven­cesi taşımıyor.

Sınırlı kur artışı, ithal girdiler­den gelen maliyet baskısını hafif­letebilir.

Ancak sürdürülebilir kur den­gesi; üretkenlik, dış ticaret hadleri ve finansmanın niteliğiyle birlik­te değişir. Big Mac yazımızda vur­guladığımız üzere, reel değerlen­me tek başına aşırı değerlilik kanı­tı sağlamaz. Liberal düşüncede hiç kimse ekonomiye dağılmış bilginin tamamına sahip değildir. Farklı gö­rüşler fiyatlarda buluşur; yanılan pozisyonunu değiştirir. Görünmez elin işleyişi açık kurallar, rekabet ve güven ister.

Anglosakson finans dilindeki kavramları Türkçeye aktarmak, kelimeleri çevirmekten fazlası­nı gerektirir. Bu dilin gerektirdi­ği düşünme disiplini, karşı görüşü dinlemeyi ve yeni bilgi karşısında gerektiğinde pozisyon değiştire­bilmeyi de kapsar.

Yurt içi perakende yatırımcının gündemiyle uluslararası bankacı­lığın fonlama ve bilanço dinamik­leri farklı uzmanlık alanlarıdır. Örneğin dış ticaret hacmi büyü­dükçe şirketlerin dövizle işlem ve finansman ihtiyacı genişleyebilir. DTH bakiyelerindeki veya dış yü­kümlülüklerdeki artış, tek başına cari dengenin bozulduğunu gös­termez; artışın kaynağını incele­mek gerekir.

Merkez medyanın ve dijital mecraların sorumluluğu, bu ay­rımları gerekçeli karşı görüşlere de yer açarak açıklıkla aktarmak­tır.

Bloomberg gibi uluslararası medya kuruluşlarında editörler, terminale giriş için onay verirken haberin dayanakları kadar karşı görüşlerin ve belirsizliklerin nasıl yansıtıldığını da sorgular. Bir de “YouTube-zedeler” ortaya çıkma­malıdır. “Yatırım tavsiyesi değil­dir” ibaresi, varsayımları ve ters yöndeki riskleri açıklama mesuli­yetinin yerini tutmaz.

Dövüş Kulübü’nden bahsetmek yok

Brad Pitt’in canlandırdığı Tyler Durden’ın gizlilik kuralı, merkez bankacılığına taşınamaz. İletişim, hangi koşulda hangi politika tepki­sinin bekleneceğini açıklar. Farklı görüşlerin serbestçe tartışıldığı or­tam, hataları daha erken gün yüzü­ne çıkarır. Kur ve vadeli işlem piya­salarında pozisyon miktarı önem­lidir. Aşırı pozisyon birikiminin çözülmesini politika yapıcı finan­sal istikrar dahilinde gözetir.

“Made in Europe” tartışması, sa­nayicinin Avrupa üretim zincirle­rindeki yeri açısından bu açıklığın önemini hatırlatıyor. Standartla­ra uyum, yatırım güvencesi ve ku­rumsal öngörülebilirlik de gere­kiyor. Kur tartışmasını bu unsur­lardan kopardığımızda, rekabet gücünü tek bir fiyatın üzerine yı­ğıyoruz. Sanayicinin ihtiyacı, her sabah yeniden başlayan bir kur kavgasının içinde yatırım kararı aramak zorunda kalmadan önünü görebilmek. Küresel entegrasyon, ortaklarımızın beklentilerini anla­yabildiğimiz ve kendi tercihlerimi­zi tutarlı biçimde anlatabildiğimiz ölçüde derinleşir.

Bangkok’ta görünmez el ile boks: Dövüş Kulübü, liberalizm ve dolar/TL - Resim : 1

Sonuç: İlk gecendeysen dövüşmek zorundasın

Dövüş Kulübü’nün kuralı böyle. Ekonomideyse her fiyat hareketi­ni yeni bir mücadeleye çevirmek zorunda değiliz. Liberalizmin “gö­rünmez eli”yle boks, milyonlarca farklı kararın karşısına tek bir doğ­ru fiyat iddiasıyla çıkmayı gerekti­rir. O fiyatı kimse kesinkes bilmi­yor. Üstelik en güçlü yumruk bi­le sahibini kavganın maliyetinden kurtarmıyor. Mike Tyson, 1988’de Mitch Green’le sokak kavgasından sağ elinde çatlakla çıkmıştı. Dolayı­sıyla dövüş kulübüne üyelik iyi bir fikir olmayabilir. 14 Eylül tarihli “Çarşıdan Aldım Bir Tane, Eve Gel­dim Bin Tane” yazımızdaki yönü koruyoruz: Enflasyon kalıcı biçim­de gerileyip beklentiler çıpalandık­ça Lira’nın iki yönlü hareket alanı genişleyebilir. Korunması gereken politika tutarlılığı ve güven. Bunlar güçlendikçe daha az müdahaleyle işleyen bir piyasaya geçiş kolayla­şır; ani düzeltme ihtiyacı azalabilir. Yeni bir dövüşe gerek yok.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 11.721,72 -2,89 %
Dolar 49,5140 0,10 %
Euro 55,6475 -0,01 %
Euro/Dolar 1,1227 -0,11 %
Altın (GR) 6.604,45 0,37 %
Altın (ONS) 4.177,08 0,29 %
Brent 107,64 3,42 %