Camdan dışarı atamadığın bilgisayar: Solow Paradoksunun Türk sanayisine etkisi

“Camdan dışarı atamayaca­ğın bir bilgisayara asla gü­venme.” Apple kurucularından Steve Wozniak’a atfedilen söz.

Solow’un ortaya koyduğu pa­radoks basitti: bilgi teknolojile­ri her yere yayılırken üretkenlik verilerde görünmüyordu. Bilgi­sayarlar ofislere girdi, süreçler dijitalleşti; fakat toplam faktör verimliliği aynı hızla artmadı. Sorun teknolojinin yokluğu de­ğil, sistemin ona uyum hızının düşüklüğüydü. Ta ki Hürmüz Bo­ğazı küresel üretim zincirinin stres testine dönüşüp üretkenlik tartışması görünür hale gelince­ye kadar.

Bu sefer aynı tartışma güncel­lenmiş haliyle karşımıza çıkıyor: Teknoloji belirli merkezlerde ve sektörlerde yoğunlaşıyor.

Yoğunlaşan üretkenliğin düğümü: Asya

Güney Kore’nin ihracatı Nisan ayının ilk 20 gününde yıllık %49 artış kaydetti. %183 ile çipler öne çıkıyor. Bilgisayar donanımları­nın ve elektronik devrelerin ar­tışı ise dudak uçuklatır seviyede: %399! Sert artış, özellikle yarı ilet­ken ve veri merkezi ekipmanları­na duyulan ihtiyaçtan kaynaklanı­yor. Savunma sanayiindeki elekt­ronik talebi de bu döngüye ayrı bir kanal üzerinden eşlik ediyor.

Tayvan’ın ihracat siparişle­ri konjonktüre daha hızlı bir ri­timle katılıyor: Mart ayında kay­dedilen %66’lık artış son 16 yılın en güçlüsü. Bulut altyapısı­nın kritik halkaları Tayvan’a perçinli. Artış büyük ölçüde yapay zekâ donanım zinci­rine bağlı. Nitekim ülkenin borsasının piyasa değeri 4 trilyon ABD Doları eşiğini aşarak İngiltere borsasını geçti. Çip devi TSMC tarihi zirvesinde. Yatırımcılar ve spekülatörler Tayvan’daki gelişmeleri eşzamanlı fiyat­layarak konumlanıyor. Üretken­lik artık homojen dağılmıyor; be­lirli düğümlerde birikiyor.

2 Haziran 2025 tarih ve “Bu­lut” başlıklı yazımızda yaklaşan dönüşüme T.C. Hazine ve Mali­ye Bakanı Sayın Mehmet Şim­şek’in CFA Society sunumunu baz alarak ışık tutmuştuk. Bu du­rum Solow paradoksunu ortadan kaldırmıyor, aksine yeniden ta­nımlıyor. Üretkenlik görünmü­yor değil; her yerde görünmüyor. Dünya Ticaret Örgütü (WTO) Genel Sekreteri Ngozi Okon­jo-Iweala, 2025 yılında küresel mal ticaretindeki artışın %42’si­nin yapay zekâ yatırımlarından ve veri merkezi altyapı zincirin­den kaynaklandığını belirtti.

Yavaş ama derin dönüşüm: Avrupa

Önceki hafta “Gelgit” başlıklı yazımızda Avrupa sanayisinde­ki dönüşümü incelemiş, imalat verilerinin savaştan korkulduğu kadar etkilenmediğini değerlen­dirmiştik. Perşembe günü imalat özelinde açıklanan Nisan ayına ilişkin geçici PMI verileri yak­laşımımızı perçinledi. Euro Böl­gesi genelinde imalat PMI 52,2 değerine yükselirken Fransa’da 52,8 seviyesi görüldü. Almanya ise 51,2 ile 50 eşiğinin üzerinde­ki konumunu koruyor.

Avrupa tarafında sanayi göster­geleri dönüşümün Asya’ya naza­ran daha yavaş ama istikrarlı iler­lediğine işaret ediyor. PMI ve si­pariş göstergeleri, enerji şokuna rağmen üretim tarafında bir çö­zülme yaşanmadığını, aksine ye­niden yapılanma sürecinin başla­dığını gösteriyor. Daha az enerjiy­le daha fazla çıktı üretilebilen bir yapı oluşuyor. 70’li yıllara kıyasla bugün bir varil petrolden üç kata yakın daha fazla çıktı alınıyor.

Oran değil yön: Türkiye

Türkiye’de de benzer bir ayrış­ma dikkat çekiyor. Kapasite kulla­nım oranı tek başına yön tayin edi­ci değil. Zira bu veri hem pay hem payda etkisine açık. Arzdan ziya­de talep kanalının gücünü veya zayıflığını yansıtıyor. Ki merkez bankası, soğuyan talebe istinaden son Para Politikası Kararı’nı açık­ladı. Yeni yatırımlar devreye girdikçe kapasite artıyor, oran aşağı çekilebiliyor. Bu nedenle kapasite kullanımındaki sınır­lı seyir, üretim artışının kesil­diği anlamına gelmiyor. Sınai üretim trend yörüngesinde tırmanıyor. Verinin detayları incelendiğinde yüksek tekno­loji segmentinde artış hızı yıl­lık %30 oranında.

Enerji tarafı bu resmi ta­mamlıyor. Tarihsel ölçekte güçlü bir petrol şoku yaşanmasına rağ­men fiyatların sınırlı kalması, üre­tim verimliliğindeki artışla iliş­kili. Avrupa gibi ABD ekonomisi bugün birim petrol başına geçmi­şe kıyasla daha fazla çıktı ürete­biliyor. Brent vadelileri, 2008 zir­vesinin altında. Aynı eğilim Tür­kiye’de cari dengeyi sınırlayan tamponlardan biri. Bu dinamiği 14 Ekim 2024 tarihli “J’den Z’ye Bir Serüven” başlıklı yazımızda de­taylı incelemiştik.

Yeni dönemde teknolojiyle ku­rulan ilişkinin niteliği öne çıkıyor. Üretkenlik artışı, sistemin tama­mına yayılmakta zorlandığı için makro verilere gecikmeli ve par­çalı yansıyor.

Camdan dışarı atamadığın bilgisayar: Solow Paradoksunun Türk sanayisine etkisi - Resim : 1

Sonuç: Camı kıran ölçümler

Solow’un döneminde sorun, üretkenliğin istatistiklerde geç görünmesiydi. Bugün buna ikin­ci bir sorun ekleniyor: Üretkenli­ği ölçen ve fiyatlayan veri setleri­nin kendisi kırılgan hale geliyor. Paris Charles de Gaulle Havali­manı’ndaki sıcaklık sensörlerin­de tespit edilen anomali ve buna bağlı veri manipülasyonu şüphe­si, artık sadece üretimin değil, ve­rinin de müdahale edilebilir bir alan haline geldiğini gösteriyor: Adli soruşturma başlatıldı. Ja­ponya, afaki hava tahmini yapan­lara karşı yasal yaptırımlar uy­gulayabilmenin önünü açma pe­şinde. Çin’in “veri zehirlenmesi” (data poisoning) uyarıları da aynı başlığa işaret ediyor: karar meka­nizmalarının beslendiği veri set­leri güvenilirliğini kaybedebilir.

Bu noktada Solow’un paradok­suna yeni bir katman ekleniyor: Ölçtüğümüz verinin kendisi tar­tışmalı. Camdan atamadığımız sistemler yalnızca kontrol edile­mez değil; aynı zamanda doğru­lanamaz halde.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.409,07 0,51 %
Dolar 45,0128 0,03 %
Euro 52,7360 0,37 %
Euro/Dolar 1,1709 -0,08 %
Altın (GR) 6.788,23 -0,77 %
Altın (ONS) 4.683,45 -0,52 %
Brent 100,16 -0,99 %