Sarımsaklasak da mı saklasak? İşlenmiş – işlenmemiş gıda fiyatları ve sofra jeopolitiği

“Vietnam’ın çö­zümü daha çok bomba, daha çok şarap­nel, daha çok napalm­dır.” ABD Generalleri William Westmoreland ve William E. DePuy’un yaklaşımı

Vietnam’ın savaşı yatayda yayan (“hori­zontal escalation”) Tet Saldırısı sonrası siyasi tepki, ABD’nin 36. Başkanı Lyndon B. Johnson’ı adaylıktan çekilmeye götürmüştü. Orta Doğu’daki geri­lim de yatayda yayıldıkça küresel tedarik zincirlerinin fiziksel akı­şı yeniden şekilleniyor.

Sıcak çatışmaların hemen baş­langıcında “Azot” başlıklı yazı­mızda Çin’in füze atmadan dip­lomasi masasına oturabildiğini değerlendirmiştik. Geldiğimiz noktada Foreign Affairs, Bloom­berg, The Atlantic Council gibi mecralar bir konuda hemfikirler: Gerilimin yatayda yayılımı Çin ve Rusya’ya görece manevra ala­nı açıyor. Çünkü, her iki ülke glo­bal tarım sisteminin merkezinde konumlanmış durumdalar.

Değer zinciri: Memba ve mansap arasında sıkışan fiyatlar

Çin ve Rusya gübre, enerji ve rafine ürünler alanlarında küre­sel değer zincirinde hâkim ko­numda bulunuyorlar. Askeri de­ğil, toprağın verimi üzerinden sofraya dolaylı tesir gücü. Değer zinciri, küresel literatürle uyum­lu şekilde memba (kaynak, upst­ream) ve mansap (downstream) şeklinde iki aşamada değerlendi­rilebilir. Tarla çıkış fiyatları (Ta­rım-ÜFE) kaynaktaki dinamik­leri, büyükşehirlerdeki tezgâh ve market rafları ise Sınai-ÜFE ve TÜFE üzerinden tedarik dina­miklerini belirleyecek. Önümüz­deki dönemde gıda fiyatlarını et­kileyecek parametreler şu şekil­de sıralanabilir:

1 Memba Dinamikler

(Tarım-ÜFE):

a-Gübre: Mahsul verimi için.

b-Mazot: Tarlanın ekimi, diki­mi, sürülümü ve gübre, ilaç gibi zirai uygulamalar için.

2 Mansap Dinamikler (Sınai ÜFE ve TÜFE):

a-Mazot ve Enerji: Nakliye ve soğuk zincir için.

b-Nafta ve Alüminyum: Paket­leme ve ambalaj için.

Girdi şoku: Gübre ve mazot üzerinden tarla kararı

Gübre konusunu daha önce­ki yazılarımızda detaylı incele­dik. Rusya ve Çin, ihracat kota­ları üzerinden küresel piyasada­ki arz-talep dengesini belirleme gücüne sahipler. Her iki ülke ih­racatı kısıtladılar. Keza Türkiye iç piyasada arz güvenliğini koru­mak için ürede gümrük vergisini sıfırladı ve yeniden ihracata kısıt getirdi. Gübre arzının kısılması, çiftçilerin yoğun gübre isteyen mısır ekiminden caymalarıyla sonuçlanabilir. Buğday da etkile­nebilir. Arpa, ayçiçeği ve bakliyat gibi gübre hassasiyeti daha düşük ürünlere kayış mümkün. Yüksek küresel tahıl stokları buğday ve­rim kaybını kısmen tamponlaya­bilir. Ancak mısırda verim kaybı yoğun yem talebi nedeniyle hay­vancılık üzerindeki maliyetleri etkileyecektir.

Dizel, görece daha ağır petrol damıtımlarından. Hızla artan mazot fiyatları dünya genelin­de hasat ve yeni sezon ekim di­kim koşullarını zorluyor. Yalnız­ca çiftçiler değil deniz mahsulleri de önemli ölçüde dizele bağlı. Ba­lıkçılar için koşullar zorlaşırken ilaveten soğuk zincir gerektiren mahsuller de enerji fiyatların­dan etkilenecek. Et ve süt ağır­lıklı hayvansal proteinler, değer zincirinde yukarı çıktıkça her iş­leme aşamasında yeni bir maliyet katmanı ekleniyor.

Ambalaj krizi: Nafta, alüminyum ve raf enflasyonu

Hürmüz Boğazı’nın ters tara­fında mahsur kalan tek madde sülfür (kükürt) değil. Deniz yo­luyla taşınan naftanın önemli bir bölümü Boğaz’daki kesintiden etkilenirken, küresel alüminyum arzının yaklaşık yüzde 9’u Kör­fez kaynaklı. Nafta, plastik zinci­rinin temel girdilerinden biridir; özellikle polietilen ve polipropi­len gibi ambalaj malzemelerinde belirleyicidir. Hem tarımsal plas­tiklerde – sera, sulama – hem de işlenmiş gıda ambalajında rol oy­nayan kritik bir maliyet kalemi­dir. Hatta çöp torbası gibi ürün­ler de naftaya bağlı. Güney Kore, Japonya gibi Uzak Doğu ülkele­rinde nafta açığı nedeniyle plas­tik tüketim ürünlerinde stokçu­luk ve satış limitleri görülme­ye başladı. Savaşın başlamasıyla birlikte nafta fiyatları ton başı­na 600 ABD Dolar seviyesinden 1.000 dolar üzerine yaklaşık yüz­de 75 arttı.

Alüminyum ise demir ile kutu­lu ve diğer bazı paketli ürünlerde kullanım alanına sahip. Alümin­yum fiyatları da ton başına 3.330 dolar ile yüzde 10 artış kaydetmiş durumda.

Bu yıl kış mevsimi ortalamala­rın üzerinde yağışlı geçti. Önü­müzdeki haftalarda yeni sezon yaş sebze meyve ürünlerinde be­reketli bir hasat görebiliriz. An­cak tarla çıkış fiyatları lojistik ne­denlerle büyükşehirlerde karşı­lık bulamayabilir. Güncel Şubat verisinde işlenmemiş gıda fiyat­ları yıllık enflasyonu yüzde 42,3 oranındayken işlenmiş ürünler­de yüzde 32. Meşrubatlar ise yüz­de 52 oranında. Muhtemelen önü­müzdeki süreçte işlenmemiş gı­da enflasyonu düşerken işlenmiş ürünlerde dirençle karşılaşaca­ğız. Çünkü güncel ÜFE’de yüzde 18 ile yüzde 25 bandında seyreden rafine petrol, kimyasal ve plastik ürünlerdeki enflasyon zaten yu­karı yönlü basınç biriktiriyor.

Sarımsaklasak da mı saklasak? İşlenmiş – işlenmemiş gıda fiyatları ve sofra jeopolitiği - Resim : 1

Sonuç: Katmanlı enflasyon – sofrada biriken jeopolitik

Bugün bir market rafında gör­düğümüz fiyat etiketi, sadece ta­rımın değil; petrokimyanın, lojis­tiğin ve jeopolitiğin toplamıdır. Enflasyonun gerçek yüzü de ista­tistik tablolarında değil, sofrada­dır. Bu, katmanlı bir maliyet enf­lasyonu. Gübreyi kontrol edenin toprağı, plastiği kontrol edenin rafı, lojistiği kontrol edeninse fi­yatı belirlediği. Dezenflasyonun kaderi de bu katmanların nere­de çözüleceğine bağlı görünüyor: tarla gevşerse geçici rahatlama, raf sıkışırsa kalıcı direnç üretir.

Yazara Ait Diğer Yazılar