Dikkat! Türkiye’yi savaşa çekmek isteyebilirler
ABD ve İsrail’in durduk yerde ve hukuksuz bir şekilde İran’a saldırmasıyla başlayan Ortadoğu’daki savaş, 17’inci gününe girerken, ABD Başkanı Donald Trump bombayı patlattı: NATO müttefiklerinin, İran’ın kapattığı Hürmüz Boğazı’nı açmaya yardımcı olmaması halinde ittifakın “çok kötü” bir gelecekle karşı karşıya kalacağını iddia etti.
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a açtığı savaş pek de istedikleri gibi seyretmiyor. Özellikle İran’ın Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar başta olmak üzere Körfez ülkelerindeki ABD üslerini ve limanları bombalaması, ardından da dünyadaki petrol geçişinin en az yüzde 25’inin sağlandığı Hürmüz Boğazı’nı kapatmasıyla birlikte dünyada petrol fiyatları fırladı. Böyle giderse ve savaş uzarsa petrol fiyatlarının 200 dolara bile çıkabileceği “ekonomik felaket senaryoları” konuşuluyor. Petrol fiyatlarının yukarı çıkışı dünyadaki bütün ülkeleri, hatta savaşı başlatan ABD’yi bile olumsuz ekonomik açıdan sarsıyor. ABD’deki hem tüketici hem de küçük ve orta ölçekli işletmeler artan fiyatlardan olumsuz etkileniyor.
Anketlere göre ABD’de 3 Kasım 2026’da düzenlenecek ara seçimlerde Demokratlar, Trump’ın lideri olduğu Cumhuriyetçi Parti’yi şu anda bile geçiyor, petrol fiyatlarının daha da artması durumunda enflasyonist baskılar sebebiyle Trump’ın oy oranının daha da düşmesi kaçınılmaz görünüyor. Bu da Kongre’de çoğunluğu kaybedecek olan Trump’ın, “topal ördek” durumuna düşmesi ve ABD siyasetinde istediği gibi borusunu öttüremesi anlamına geliyor. Kısacası Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasının Trump’a faturası ağır. Bu nedenle de sırasıyla önce İngiltere ve Fransa’yı, sonra da tüm NATO üyelerini Hürmüz’de yardıma çağırdı.
Trump, Financial Times’a verdiği röportajda, “Eğer yanıt gelmezse ya da olumsuz yanıt gelirse, bunun NATO’nun geleceği için çok kötü olacağını düşünüyorum” diye konuştu. Trump, “Zorunda olmasalar bile Ukrayna konusunda NATO’ya yardım ettiklerini” belirterek, “Biz onlar için orada oluruz ama onlar bizim için olmaz. Olacaklarından da emin değilim” ifadesini kullandı. Nasıl bir yardım istediğinin sorulması üzerine Trump, “Ne gerekiyorsa” yanıtını verdi. Bu yanıttan da anlıyoruz ki Trump, NATO müttefiklerinin savaşa dahil olmasını istiyor. Böyle bir durumda, ABD’den sonra NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip ve İran’la sınır komşusu olan Türkiye’yi savaşa çekmek için ellerinden geleni yapacaklarını söylemek herhalde abartılı olmaz.
Türkiye ateş çemberine çekilmemeli
Zira Türkiye’ye şu ana kadar üç tane füze geldi bile. Bu füzeler NATO’ya bağlı hava savunma sistemleri tarafından atmosferde etkisiz hale getirildi. Her ne kadar füzelerin İran’dan geldiği tespit edilse de, İran ısrarla Türkiye’ye füze atmadığını söylüyor. İsrail gizli servisi Mossad ajanlarının İran’daki Devrim Muhafızları’nın arasına ne derece sızdığını hala bilmiyoruz, bu nedenle bu füzelerin - İran topraklarından atılsalar bile- İran tarafından atılıp atılmadığı hala belli değil.
Türkiye, yanı başındaki ateş çemberinin içine çekilmemek için şu ana kadar çok temkinli ve dikkatli bir dış politika yürüttü. Bu çizginin korunarak devam etmesi çok önemli. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan bu konuda çok temkinli. Zira birkaç gün önce Associated Press Haber Ajansı’na verdiği özel mülakatta, “Türkiye her türlü provokasyona karşı direnecektir. Provokasyonlara gelmeme konusunda tam bir irade mevcut” ifadelerini kullandı. Fidan’ın bu mesajı verirken ulusal değil de uluslararası bir haber ajansını seçmiş olmasından da konunun muhataplarının iç kamuoyundan ziyade Türkiye’yi bu hukuksuz savaşın çekmek isteyen ülkeler olduğu anlaşılıyor.
Zor zamanlardan geçiyoruz. İsrail Başbakanı Netanyahu ve Trump’ın kabinesinde yer alan Siyonizm yanlıları ile Evanjelistler başta olmak üzere dünyayı yöneten bir grup fanatik dinci Ortadoğu’yu ateş çemberine çevirdi. Üstelik aralarında (eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett gibi) “İran’dan sonra sıra Türkiye’ye gelecek” diyen meczuplar da var. Böyle bir jeopolitik denklemde Türkiye’nin en büyük başarısı bu savaşın dışında kalmak olacaktır.