11 °C
Dr. Hakan ÇINAR
Dr. Hakan ÇINAR SIRADIŞI hakan.cinar@dunya.com

Eskiler bilir

Eskiler bilirler, geçmişte ihracat yapan firmaların dövizi ülkeye getirme zorunluluğu tüm hayatlarının önemli bir parçasını oluştururdu. Hatta ilk zamanlar 10 bin doların üzerinin getirilmesi zorunlu iken, sonrasında bu serbestiyet 50 bin dolara daha sonra da 100 bin dolara çıkartılmıştı. Beher ihracat tutarının %70'inin getirilmesi, diğer bir deyişle de Türk Lirası’na çevirilmesi mecburi idi. Döviz Alım Belgesi’ni herkes bilir, firmalar dövizi getiremez ise, önemli sıkıntılar yaşarlardı. 2004 yılında tümü ile bu uygulama son buldu. Özellikle yabancı sermayeli şirketlerin, elde ettikleri karları böylece istedikleri bir ülkede bulundurmalarının da böylece önü açılmış oldu.

Geldiğimiz noktada, dövizdeki hızlı yükseliş ve yabancı paralara ilişkin talebin de artması ile ihracat bedellerinin ülkeye getirilmesi ve Türk Lirası’na çevrilmesi zorunluluğu yeniden getirildi.

Yani meşhur 32 sayılı Karar bir kez daha yaşamamıza ve gündemimize girmiş oldu.

04.09.2018 tarihli, 30525 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin 2018-32/48 nolu tebliğ ile Türkiye’de yerleşik kişilerce yapılan ihracat işlemlerinden doğan ihracat bedellerinin yurda getirilmesine ilişkin usul ve esaslar yeniden belirlenmiş oldu. Tebliğe göre ihracat bedellerinin Türkiye’ye getirilmesi ve en az %80’inin bankalara satılması zorunlu tutuldu. Bu uygulamanın yine aynı tebliğe göre 6 ay süreli, yani geçici olarak devreye alındığını görüyoruz, ancak pratikte de öyle mi olacak, hep birlikte göreceğiz.
Tebliği incelediğimizde, Türkiye’de yerleşik kişilerce gerçekleştirilen ihracat işlemlerine ilişkin bedellerin ithalatçının ödemesini takiben ve en geç fiili ihraç tarihinden itibaren 180 gün içinde, ihracata aracılık eden bankaya transfer edilmesi veya yurda getirilmesinin öngörüldüğünü görmekteyiz. Bahse konu bedellerin en az %80’inin bir bankaya satılmasının zorunlu tutulmuş olması da tebliğin önemli özelliklerinden bir tanesi. Bahse konu uygulama, belli ki ihracat yapan firmalar için önemli ticari etkiler yaratacak görünüyor. Tebliğde ihracat bedellerinin beyan edilen Türk Lirası veya döviz üzerinden yurda getirilmesi gerektiği belirtilmekte, Türk Lirası üzerinden yapılan ihracat karşılığında yurda döviz getirilmesine müsaade edilmektedir. Tebliğde ödeme şekilleri, Akreditifli Ödeme, Vesaik Mukabili Ödeme, Mal Mukabili Ödeme, Kabul Kredili Akreditifli Ödeme, Kabul Kredili Vesaik Mukabili Ödeme, Kabul Kredili Mal Mukabili Ödeme ve Peşin Ödeme olarak sıralanmış, sorumluluk açısından ise; ihracat bedellerinin yurda getirilip bankalara satılmasından ve ihracat hesabının süresinde kapatılmasından ihracatçıların sorumlu olduğu belirtilmiş. Ayrıca ihracata aracılık eden bankalara da eskiden olduğu gibi yükümlülük verilmiş ve ihracat bedelinin yurda getirilmesini ve satışının yapılmasını izlemeleri istenilmiş.

180 günlük döviz getirme süresi, yurt dışına müteahhit firmalarca yapılacak ihracat için 365 gün, konsinye yoluyla yapılacak ihracatta kesin satışı takiben, uluslararası fuar, sergi ve haftalara bedelli olarak satılmak üzere gönderilen mallarda ise gönderildikleri fuar, sergi veya haftanın bitimini müteakip 180 gün, yurt dışına geçici ihracı yapılan malların verilen süre veya ek süre içinde yurda getirilmemesi veya bu süreler içerisinde satılması halinde, süre bitiminden veya kesin satış tarihinden itibaren 90 gün, halen yürürlükte bulunan İhracat Rejimi ve Finansal Kiralama Mevzuatı çerçevesinde kredili veya kiralama yoluyla yapılan ihracatta, kredili satış veya kiralama sözleşmesinde belirlenen vade tarihlerini izleyen 90 olarak belirlenmiş.

Tebliğde peşin döviz karşılığı ihracat için süre sınırı getirilerek ihracatın 24 ay içinde gerçekleştirilmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir. Peşin dövizlerin kullanım süresi, Dâhilde İşleme İzin Belgesi ve Vergi, Resim ve Harç İstisna Belgesi kapsamında ihracat, ihracat sayılan satış ve teslimler ile döviz kazandırıcı hizmet ve faaliyetlerle ilgili olarak, belge süresi olarak belirlenmiştir. Ancak tamamı tek seferde iade edilmeyen veya süresi içinde ihracatı gerçekleştirilemeyen peşin dövizlerin prefinansman hükümlerine tabi olacağı ve kullanım sürelerinin de, alıcının muvafakat etmesi kaydıyla, verilecek ek ihracat taahhüt süresi kadar uzayacağı belirtilmiş. Ticari amaçla yapılan mal ihraçlarında bedelleri yurda getirilme süresi içinde gelen ihracat ile ilgili hesapların aracı bankalarca kapatılması öngörülmüş. Süresi içinde kapatılmayan hesaplar, aracı bankalarca Vergi Dairesi Müdürlüğüne veya Vergi Dairesi Başkanlığına ihbar edilecek olup, konuya dair mücbir sebebin devamı müddetince altışar aylık dönemler itibariyle ek süre verilir. Hangi hallerin mücbir sebep sayılacağı ve bu hallerin tevsikine ilişkin esaslara da Tebliğ’de yer verilmiş olduğunu da belirtmek gerekir.

Özetle ihracat bedelinin en az %90’ının yurda getirilmesi ve bunun %80’inin TL’ye çevrilmesi zorunlu hale gelmiş durumda. Tabi burada en büyük sıkıntı ve kafaları karıştıran, hatta TİM’i dahi endişelendiren, gelecek olan bedelin ithalata kullanılacak olması halinde dahi Türk Lirası’na çevrilecek olması ve bunun zorunlu tutulması konusu. İhracatçılar bu işten çok fayda elde ettiler diye mi düşündü büyüklerimiz bilinmez ama, ihracatçıların bundan sonra işlerinin zor olacağını söylemek çok da abartı olmayacaktır.

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.