İran’daki gösteriler neden bu kez diğerlerinden farklı?
Bütün dünya İran’ı konuşuyor. İran’da yıllardan beridir süren ekonomik ambargoların da etkisiyle şiddeti her geçen yıl artan ekonomik kriz, yüksek enflasyon, alım gücünün yerlerde olması gibi etkenlerle başlayan gösteriler, halkın özgürlük talepleriyle tüm ülkeye yayıldı. İran’daki molla rejimi 46 yıldır İran halkına baskı uyguluyor. Bu baskının sonucunda zaman zaman meydana gelen ve çoğunlukla kadınların ve öğrencilerin başını çektiği protesto gösterileri, rejimin çok sert ve şiddet dolu müdahaleleriyle bastırıldı.
Ancak daha önceki gösterlerle kıyaslandığında durum bu kez durum farklı. Neden diyecek olursanız, bunun birden fazla sebebi var: Birincisi, diğerlerinden farklı olarak bu kez gösteriler esnaf ayaklanmasıyla başladı. İranlılar bilir, Tahran’da “Bazaar” olarak bilinen Tahran’ın büyük çarşısının ülkenin ekonomi-politiğinde etkili bir yer vardır. Tahran’daki çarşı en son 1979 İslam devrimi öncesinde eski İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi’ye karşı ayaklamıştı. Sonucunu hepimiz biliyoruz.
İkincisi İran’da ekonomi çöktü ve devletin kasası boş. Dünyanın en zengin doğal kaynaklarından birinin üzerinde yaşayan İran halkı, ülkelerindeki bu zenginliğe rağmen yoksullukla boğuşuyor. İran, dünyanın petrolde en büyük 3’üncü, doğalgazda ise dünyanın en büyük 2’inci rezervlerine sahip. Ancak ABD ve AB tarafından uygulanan ekonomik ambargolar nedeniyle bu zenginlikten faydalanamıyor. İran uluslararası bankacılık isteminde yer almadığı için örneğin bizlerin gündelik hayatın sıradan detaylarından biri olarak gördüğümüz kredi kartı kavramı bile İran’da mevcut değil.
İran'ın enflasyon oranları, yüzde 50 ile 70 arasında değişiyor ve dünyanın en yüksek oranları arasında yer alıyor. 2025 yılı boyunca, İran'ın para birimi dolar karşısında yüzde 80'den fazla değer kaybetti. 1979'da bir ABD doları 70 İran riyali değerindeydi; bugün ise 1,47 milyon riyal değerinde.
Üçüncüsü İran rejimi, bugüne kadarki en kırılgan dönemini yaşıyor. Geçen sene Haziran ayında İsrail ile İran arasında yaşanan 12 gün savaşlarında her iki taraf da birbirinin askeri kapasitesini test etmişti. ABD ve İsrail’in İran’a saldırma tehditleri hala devam ediyor. ABD Başkanı Donald Trump, her gün İran’a karşı her an bir operasyon başlatabileceklerinin mesajların veriyor.
Öte yandan rejim de boş durmuyor. Devrim muhafızları göstericilere karşı aşırı şiddet kullanıyor, gösterilerde bugüne kadar yülerce kişi hayatını kaybetti. Ölü sayısının kaç olduğu tam olarak bilinmiyor, 500 diyen de var, 2000 diyen de. Hastaneler dolup taşmış durumda. Morglar ceset dolu. İran’daki rejim protestoculara karşı kullandığı şiddeti açık açık göstermekten çekinmiyor, öyle ki bazı şehirlerde öldürülen göstericilerin fotoğraflarının yer aldığı açık hava morgları kurulmuş durumda. İnsanlar bu morglarda öldürülen yakınlarını bulmaya çalışıyor.
İran: Müzakereye hazırız
Son olarak İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi, dün yaptığı açıklamada, ABD ile müzakerelere hazır olduklarını açıkladı.
Devlet televizyonunda yayınlanan Tahran’daki yabancı büyükelçilere yaptığı konuşmada Araghchi, “Ancak bu müzakereler karşılıklı saygıya dayalı, adil ve eşit şartlarda olmalı” dedi.
Öte yandan Araghchi’nin, üç gün önce Tahran’da Umman Dışişleri Bakanı Badr bin Hamad al-Busaidi ile bir araya geldiğini öğrendik. İran’ın yarı resmi Tasnim Haber Ajansı’nın haberine göre, görüşme sonrası yaptığı açıklamada Araghchi, Busaidi’nin ziyaretinin Tahran ile Muscat arasındaki sağlam bağları yansıttığını ve her iki tarafın da işbirliğini genişletmeye ilgi duyduğunu söyledi. Ancak bu beylik lafların arkasında acaba görüşmenin merkezinde ABD’nin Umman aracılığıyla İran’la yürüttüğü gizli bir arka kapı diplomasisi kanalı mı vardı?
İran’daki rejim bugün belki İslam Cumhuriyeti tarihinde hiç olmadığı kadar tehdit altında. Ama önemli olan ABD ya da İsrail’in emperyalist emellerine değil, İran halkının ihtiyaçlarına cevap veren bir yönetimin olması.