Neoliberalizm öldü mü?

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Neoliberalizm öldü mü? Hay Allah! Ne zaman? Al­lah rahmet eylesin! Ama zaten uzunca bir süredir can çekiş­miyor muydu? Hatta daha ön­celeri de öldü diye duymuştuk. Trump seçildiğinde neolibera­lizmin toprağı bol olsun dendiği­ni duymuştuk.

Hatta daha önce, 2008 krizinde, hani tüm devlet­ler, bankaları ve “batmasına izin verilemeyecek kadar büyük şir­ketleri” kurtarmaya koştuğun­da da öldü denmişti. Demek o za­man ölmemiş. Şimdi ölmüş ha! Nerede ölmüş? Herhalde doğdu­ğu, serpilip geliştiği topraklarda olsa gerek. Fikir olarak doğdu­ğu yer Viyana. Siyasi olarak en güçlü biçimde hayat bulduğu yer İngiltere ve ABD. Bunlardan bi­rinde ölmüş olmalı. Nereden mi biliyoruz öldüğünü. Türkiye’de selasını duyduk ya geçen hafta.

Gerçi selasının veriliyor ol­ması cenazesinin buradan kal­kacağı anlamına gelmez. Tersi­ni söylemek gururumuzu pek okşasa da Türkiye küresel sis­teme ilişkin kararların alındığı merkezin dışında, bu merkezin çevresinde, ekonomik gücü ne de olsa sınırlı bir ülke. 20. yüz­yılın ikinci yarısında dünyanın gidişatını belirlemiş neolibera­lizm ise bir zamanlar sahip ol­duğu haşmetle orantılı bir bi­çimde merkezde, batının göbe­ğinde can çekişiyor. Can verirse orada verecek, halefi de yine oralarda belli olacak. Bunun da işaretleri hızlanıyor.

Neoliberalizmin çözülüşünde Türkiye örneği

Merkez ülkelerdeki gidişat, çevre ülkeleri ve Türkiye’yi etki­liyor tabii ki. Yine de son geliş­meler görmezden gelinecek gi­bi değil. Tavukçuluk sektöründe ekonomi politikası ve denetleyi­ci kurumlar çerçevesinde bir dü­zenleme değil büyük bir polisiye operasyon yapıldı. Üretimin yüz­de 80’ini gerçekleştirdiği söyle­nen firmaların üst düzey yöneti­cileri gözaltına alındı ve firmala­ra denetim kayyumu atandı.

Vatandaşların temel gıda ürünlerine ulaşabilmesi, tüke­tici mağduriyetinin ve haksız kazancın önlenmesi gibi gerek­çelerle piyasaya müdahaleler artık şaşırtmıyor. Ama neredey­se sektörün tümünde karar, iş­lem, ticari faaliyet ve finansal süreçlere resmi denetim meka­nizması içine alınması bir ilk.

Operasyonun hukuk ve iç po­litikayla ilişkilendirilen boyut­larını bir yana bırakıyorum. Bu­gün vurgulamak istediğim şey, piyasaların işleyişine doğru­dan ve aleni müdahalenin, üs­telik bu müdahaleye itirazların son derece cılız kalmasının ne­oliberal düzenin çözülüşünün bir işareti olması. Bundan 15- 20 önce böyle bir operasyon ol­mazdı. Piyasaların işleyişine zor kullanarak müdahale etme­nin büyük günah olarak görül­mesi yüzünden böyle bir işe ale­nen kalkışmak akıldan bile geçi­rilemezdi.

Neoliberalizmin kalbi ve aklı piyasadır

Neoliberal fikriyata göre eko­nomik süreçler tek bir aklın çö­zemeyeceği kadar karmaşıktır. Tek bir merkez, tek bir planla­ma teşkilatı veya tek bir lider, ekonomideki milyonlarca de­ğişkeni, fiyat sinyalini, arz-ta­lep dengesini tek başına yöne­temez. Piyasa mekanizması, bu dağınık bilgiyi bir araya getirir ve bir nevi ortak akıl işlevi görür.

Neoliberalizm bu yüzden karar­ların tek bir merkezde alınması­nı değil, piyasanın tüm aktörle­rine (şirketler, tüketiciler, yatı­rımcılar) dağıtılmasını savunur. Karar alma mekanizması, fiyat mekanizması üzerinden aktör­lerin ortak aklını yansıtacak bi­çimde işler. Devletin burada­ki tek görevi, kuralları koymak ve o kuralların tarafsızca uygu­lanmasını denetlemektir.

Doğal olarak bunun yolu, tecrübeli, li­yakat sahibi, tek amacı piyasa­ların aksamadan çalışması olan, bu amacı yerine getirebileceği özerkliğe sahip olan güçlü bir bürokrasi (Merkez Bankası, Re­kabet Kurumu ve diğer düzenle­yici kurumlar) yaratmaktır. Yani neoliberalizm kurallara ve ku­rumlara dayanır; şahıslara değil.

Türkiye’de geçen haftaki ope­rasyon işte bu nedenle önemli. Piyasaların üzerindeki kutsi­yet örtüsü artık kalktı. Devletin görevinin ekonomiyi yönetmek değil, mülkiyet haklarını ve söz­leşme serbestisini güvence altı­na alan güçlü bir hukuki çerçeve ile piyasanın işleyiş kurallarını koymak ve korumak olduğu ka­bulü artık geçerli değil.

Bunun­la birlikte, ekonomi politikala­rının belirlenmesinde teknok­ratlara ve siyasetten bağımsız kurumlara biçtiği önem yüzün­den demokratik siyasetin ar­ka plana itilmesi anlayışından da özgürleştik. Artık “başka bir dünya mümkün” anlayışının da kapısı açıldı. Bence devlet ve pi­yasa mekanizması arasında bir çelişkinin ortaya çıkıp çıkmadı­ğını ve bu çelişkinin sonuçları­nın ne olacağını sorgulamak ye­rine demokratik siyasetin şekil­lendireceği başka bir dünyanın politikalarını tartışalım.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.734,50 -0,63 %
Dolar 46,4386 0,00 %
Euro 53,2424 0,06 %
Euro/Dolar 1,1468 0,09 %
Altın (GR) 6.283,22 -1,77 %
Altın (ONS) 4.155,53 -1,27 %
Brent 80,3695 1,52 %