Stratejik rezonansınızı ölçtünüz mü?
Şirketinizin cirosunu, kârlılığını, nakdini ve pazar payını ölçüyorsunuz. Peki, gelecekte bunları üretme gücünü ölçüyor musunuz? Finansal tablolar, geçmişte alınmış kararların bugünkü sonuçlarını gösterir. Oysa patronların ve CEO’ların asıl ihtiyacı, şirketin yarına ne kadar hazır olduğunu görebilmektir. Bana göre bu hazırlığın en önemli göstergesi, şirketin stratejik rezonansıdır.
Stratejik rezonans; iş modeli, strateji, kurumsal kabiliyetler, yönetim sistemi ve kurum kültürünün aynı hedef doğrultusunda birbirini güçlendirmesidir. Bu unsurların ayrı ayrı güçlü olması yetmez. Birlikte sonuç üretmeleri gerekir. İyi bir strateji, onu hayata geçirecek kabiliyetler yoksa sunum dosyasında kalır. Güçlü bir satış ekibi, yanlış iş modelini daha hızlı büyütebilir. Disiplinli bir yönetim sistemi ise artık müşteriye değer yaratmayan bir işi kusursuz biçimde sürdürebilir.
Büyümek başka, birlikte güçlenmek başka
Bir şirket düşünün. Satış ekibi yeni müşteriler kazanıyor, ciro yükseliyor. Ancak üretim bu çeşitliliği karşılayamıyor, teslimatlar gecikiyor, stoklar artıyor. Finans, uzayan vadeleri borçlanarak finanse ediyor. Satış hedefleri tutuyor ama şirketin nakdi daralıyor. Her bölüm kendi açısından başarılı görünürken şirketin bütünü zayıflıyor.
Başka bir şirket, yüksek katma değerli ürünlere geçmeyi hedefliyor. Ancak prim sistemi hâlâ satış hacmini ödüllendiriyor, satın alma yalnızca en düşük fiyatı arıyor, yöneticiler kısa vadeli maliyetleri azaltmaya odaklanıyor. Strateji bir yönü, günlük kararlar başka bir yönü gösteriyor. Sorun çalışanların yeterince çabalamaması değil; şirketin farklı parçalarının birbirinin etkisini azaltmasıdır.
Rezonans kaybı budur. Daha çok çalışılır, daha fazla toplantı yapılır, yeni yatırımlar gündeme gelir. Buna rağmen büyüme kâra, kâr nakde, yatırımlar rekabet üstünlüğüne dönüşmez. Patron ve CEO, sonuçları düzeltmeye çalışırken sonuçları üreten yapısal uyumsuzluğu gözden kaçırabilir.
Ölçmediğiniz uyumu yönetemezsiniz
Stratejik rezonansı ölçmek için önce şu soruları sormalıyız: Hangi müşteriye, hangi sorununu çözen, nasıl bir değer sunuyoruz? Büyüme ve kârlılık hedeflerimiz bu iş modeline dayanıyor mu? Stratejimizin gerektirdiği insan, teknoloji, süreç ve veri kabiliyetlerine sahip miyiz? Bütçe, performans göstergeleri, yetkiler ve teşvikler bu tercihleri destekliyor mu? Kurum kültürümüz, stratejinin gerektirdiği davranışları güçlendiriyor mu?
Cevapları yalnızca yönetici beyanlarından toplamak yeterli değildir. Müşteri kayıplarına, ürün ve müşteri bazında kârlılığa, teslimat performansına, nakit döngüsüne ve yatırım kararlarına bakmak gerekir.
Söylediklerimiz ile kaynak ayırdıklarımız aynı mı? Öncelikli dediğimiz işler yöneticilerin gündeminde yer buluyor mu? Uyum, belgelerde değil, kararların ve davranışların içinde aranmalıdır.
Tek bir puan da tek başına çözüm değildir. Değerli olan, hangi uyumsuzluğun büyümeyi sınırladığını, hangisinin marjı aşındırdığını, hangisinin nakdi tükettiğini belirlemektir. Sonrasında sorumlusu, takvimi ve beklenen sonucu belli bir iyileştirme programı oluşturulmalıdır.
Patron ve CEO’nun yeni gündemi
Şirketinizi değerlendirirken yalnızca “Hedefleri tutturdunuz mu?” diye sormayın. “Bu sonuçları sürdürebilecek bir sistem kurduk mu?” sorusunu da masaya koyun. Çünkü bugünkü başarı, yarının başarısını güvenceye almaz. Geçmişte işe yarayan bir model, değişen müşteri beklentileri ve rekabet koşulları karşısında gücünü kaybedebilir.
Geleceği yönetmek, şirketin parçalarını aynı yöne çevirmekle başlar. Stratejik rezonansınızı da ölçün veya uzmanlara ölçtürün. Bu konuda sorularınız olursa veya destek isterseniz, lütfen bana e-posta ile ulaşın, daha detaylı bilgi paylaşımı yaparım.