Türk dünyasının yolu; Orta Koridor
Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) 13, Devlet ve Hükümet Başkanları zirvesi öncesinde Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca TDT üyesi ve gözlemci ülkelerde “Türk Dünyası Diyalogları: Ortak Gelecek, Ortak Vizyon” başlıklı bir panel serisi düzenleniyor. Bu serinin Kırgızistan ayağında biz de konuşmacıyız. Bu hafta çarşambadan itibaren Kırgızistan’dayız.
Türk devletleri arasında ekonomik entegrasyonunun siyasi dayanışmanın en sağlam zemini olacağı düşüncesiyle “Orta Koridor” hakkında konuşmanın yararlı olacağını düşündüm. Aynı ırkı, dili ve dini paylaşmak önemlidir; aynı gümrük belgesini kullanabilmek de bu paylaşımı siyasi bir birlik haline getirmek için çok önemlidir.
Küreselleşmenin ilk döneminde temel soru: Bir ürün en ucuza nerede üretilir ve en düşük maliyetle hangi pazara ulaştırılır? şeklindeydi. Bugünün sorusu ise daha karmaşıktır: Maliyetin yanında ürün zamanında ulaşacak mı, güzergâh siyasi bir krizle kapanacak mı, yaptırım veya savaş riski tedariki durduracak mı? İşte bu değişim, lojistiği devletlerin güvenlik gündemine taşımıştır.
Orta Koridor neden önemli?
Dünya Bankası, doğru yatırımlar ve politikalarla Orta Koridor üzerindeki yük hacminin 2030’a kadar üç katına çıkarılabileceğini, seyahat süresinin yarıya indirilebileceğini ortaya koyuyor.
Veriler, bu yönelişin yalnızca jeopolitik bir söylem olmadığını göstermektedir. Orta Koridor üzerinden taşınan yük hacmi 2024 yılında 4,48 milyon ton, 2025’te ise yaklaşık 4,12 milyon ton oldu. Yük miktarında sınırlı bir düşüş görülmesine rağmen, konteyner trafiği 2025 yılında yüzde 36 oranında büyüyerek yaklaşık 77 bin TEU (yirmi ayak eşdeğer konteyner) seviyesine ulaştı. Koridorun yıllık kapasitesinin 6 milyon tona çıkarılması ve 2030’da yük hacminin 11 milyon tona ulaşacağı beklentisi önümüzdeki dönemde rekabetin yalnızca güzergâhlar arasında değil, bu büyüyen hacimden daha fazla katma değer elde etmek isteyen ülkeler arasında da yaşanacağını göstermekte.
Türk dünyası için ekonomik entegrasyon
Orta Koridor’un Türk dünyası bakımından önemi, ortak bir ekonomik alan kurma imkânından kaynaklanmakta. Kültürel yakınlık, fiziksel ve kurumsal bağlantıyla desteklenmedikçe ekonomik güce dönüşmez. TDT bu noktada stratejik bir platform.
Türk dünyası için ortak gümrük dili oluşturulmalıdır. İhtiyaç duyulan şey, bu siyasi iradeyi sınır kapılarında çalışan, özel sektörün kullanabildiği ve ülkeler arasında kesintisiz veri üreten ortak bir sisteme dönüştürmektir. Bu hedef artık soyut bir temenni değildir; kurumsal zemini oluşmaya başlamıştır. TDT bünyesinde “Basitleştirilmiş Gümrük Koridoru” için bilgi değişimine ilişkin teknik hükümler 2025 yılında kabul edilmiş; Bişkek ve Budapeşte bildirilerinde ise “Trans-Hazar Gümrük Transit Portalı” ile “Dijital İpek Yolu” girişimlerine vurgu yapılmıştır.
Ayrıca Koridorun söylem düzeyinden yatırım aşamasına geçtiğini gösteren güçlü işaretler vardır. Avrupa Birliği ve uluslararası finans kuruluşları, Trans-Hazar ulaşım bağlantıları için 10 milyar avroyu aşan bir destek ve yatırım çerçevesi ortaya koymuştur. Dünya Bankası’nın Kazakistan’daki Orta Koridor projeleri için 2024 ve 2026 yıllarında açıkladığı yüksek tutarlı finansman kararları vardır.
Koridor enerji, dijital bağlantı ve sanayi koridoruna dönüştürülmelidir. Demir yoluna paralel fiber hatlar, veri merkezleri, elektrik iletim bağlantıları ve yenilenebilir enerji projeleri planlanmalıdır. Keza Hazar üzerinden geliştirilen yeşil enerji bağlantıları Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzandığında, Türk dünyası yalnızca mal taşıyan değil enerji ve veri akışına yön veren bir bölge hâline gelir.
Koridorun önündeki sorunlar ve yapılması gerekenler
Bir projenin önemini anlatmak kadar, zaaflarını açıkça konuşmak da gerekir. Orta Koridor bugün önemli bir potansiyele sahiptir; fakat özel sektör açısından henüz en hızlı, en ucuz ve en öngörülebilir seçenek değildir.
Birinci öncelik öngörülebilirliktir. Mevcut uygulamada teslimat sürelerinin bazı sevkiyatlarda iki haftadan iki aya kadar değişebilmesi, sorunun yalnızca mesafe olmadığını göstermektedir. Bu nedenle TDT ülkeleri arasında gecikme hâlinde sorumluluk mekanizması oluşturmalıdır.
İkinci öncelik Hazar’dır. Aktau, Kuryk, Türkmenbaşı ve Bakü-Alat limanları arasında kapasite, gemi planlaması ve meteorolojik veri paylaşımı birlikte yönetilmelidir.
Üçüncü öncelik gümrüktür. TDT bünyesinde “tek belge, tek beyan, tek takip numarası” hedefine geçilmelidir. Kâğıdın dolaşımı malın dolaşımından yavaş olmamalıdır.
Dördüncü öncelik dengeli ticarettir. Batıya dolu giden, doğuya boş dönen vagon sürdürülebilir değildir. Koridor ülkeleri ortak üretim ve ihracat stratejisi geliştirerek çift yönlü yük oluşturmalıdır.
Beşinci öncelik insan kaynağıdır. Lojistik yönetimi, demir yolu mühendisliği, gümrük teknolojileri ve uluslararası ticaret hukuku alanlarında ortak eğitim programları kurulmalıdır. Üniversiteler koridorun veri, standart ve nitelikli iş gücü ihtiyacını karşılayan aktörler hâline gelmelidir.
Türk dünyasının yolu Türk dünyasının iradesi
Orta Koridor, bu tarihî dönemeçte stratejik bir seçenek olarak öne çıkıyor. Coğrafyamızı kullandıran değil, coğrafyamızı yöneten ülkeler olmalıyız. Orta Koridor, ancak bölge ülkelerinin üretimini, iradesini ve refahını merkeze aldığı ölçüde başarılı olacaktır. Orta Koridor, Türk dünyasının ekonomik bütünleşme, stratejik özerklik ve ortak refah projesidir. Türk dünyasının yolu Türk dünyasının iradesidir. Türk dünyasına ve bütün bölge halklarına refah ve istikrar getirecektir.