Ukrayna’da barış mı, paylaşım mı?

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

ABD’nin özel tem­silcileri Steve Witkoff ve Jared Kus­hner’ın önce Mos­kova’da, ardından Kiev’de gerçekleştir­diği görüşmeler, dip­lomasi kapısının yeni­den aralanabileceğini gösteriyor.

Görüşmelerde ger­çekten barış mı, yoksa silahla­rın belirli koşullarla susturul­ması mı isteniyor? Ateşkes sa­vaşı durdurabilir; fakat savaşa yol açan nedenleri ortadan kal­dırmaz. Kalıcı barış ise yalnız­ca cephe hattının dondurulması­nı değil, Ukrayna’nın güvenliğini, Rusya’nın taleplerini, Avrupa’nın geleceğini ve yeni güç dengesini aynı anda düzenlemeyi gerektirir.

ABD’nin tavizleri neler olacak

ABD’nin verebileceği tavizlerle Ukrayna’dan vermesini isteyebi­leceği tavizleri birbirinden ayır­mak gerekir. Washington’ın Uk­rayna toprağını hukuken devret­me yetkisi yoktur. Buna rağmen askeri ve ekonomik desteğin ana sağlayıcısı olması, Kiev üzerinde güçlü bir baskı kurmasına imkân veriyor. ABD’nin kendi adına ve­rebileceği ilk taviz, Ukrayna’nın NATO üyeliğini belirsiz veya çok uzun bir geleceğe bırakmak ola­caktır.

İkinci taviz, Rusya’nın iş­gal ettiği bazı bölgelerdeki fiili du­rumu geçici olarak kabul etmek ve toprak meselesinin kesin çö­zümünü daha sonraki görüşme­lere ertelemek olabilir. Üçüncüsü ise ateşkesin uygulanmasına bağlı olarak Rusya’ya yönelik bazı yap­tırımların aşamalı biçimde kaldı­rılması ve Moskova’nın yeniden enerji, finans ve ticaret kanalları­na dahil edilmesidir.

Washington ayrıca Ukrayna’ya verilecek güvenlik garantilerinin NATO’nun 5’inci maddesi kadar güçlü olmamasını; bunun yeri­ne silahlandırma, istihbarat des­teği ve Avrupa öncülüğündeki bir caydırıcılık modeliyle yetinilme­sini isteyebilir. Zaporijya Nük­leer Santrali’nin yönetimi, Ka­radeniz’de seyrüsefer güvenliği, dondurulan Rus varlıklarının ge­leceği ve savaş sonrası yeniden inşa da pazarlığın diğer parçaları olacaktır.

Rusya ne istiyor?

Moskova yalnızca kendi sınır­larının korunmasını değil, kom­şularının hangi ittifaka katılaca­ğını ve ne ölçüde silahlanacağını belirleyebildiği bir etki alanı talep ediyor. Dolayısıyla Rusya için ba­rış, sadece savaşın bitmesi değil, savaş yoluyla değiştirmeye çalış­tığı bölgesel düzenin tescil edil­mesidir. Diğer bir ifadeyle Rusya, savaşın sonunda Avrupa güvenlik düzeninde kendisine yeni bir sta­tü verilmesini istiyor.

Bu çerçeve­de Rusya’nın taleplerini beş baş­lık altında toplamak mümkündür. Birincisi, Kırım’ın Rusya’nın par­çası olarak tanınması ve işgal etti­ği Ukrayna topraklarının tamamı ya da önemli bölümü üzerindeki hakimiyetinin kabul edilmesidir. Rusya, Kırım konusunda istediği­ni alsa dahi diğer bölgeler için ma­sada tavizler vermek zorunda ka­lacaktır.

İkincisi, Ukrayna’nın NATO’ya üye olmayacağına ilişkin bağlayı­cı bir düzenlemedir. ABD bunun kabulünün sinyallerini çok önce­den verdi.

Üçüncüsü, Ukrayna ordusunun kapasitesinin ve Batılı ülkelere ait silah sistemlerinin ülkedeki var­lığının sınırlandırılmasıdır. Bu istek Batı tarafından belli oran­da kabul edilecektir. Dördüncüsü, Rusya’ya yönelik yaptırımların kaldırılması ve dondurulan Rus varlıklarının geleceğinin Mos­kova lehine çözüme kavuşturul­masıdır. Trump bunun olabilirli­ği konusunda açıklama yapmış­tı. Beşincisi ise Rusya’nın Avrupa güvenlik mimarisinde yeniden temel muhataplardan biri olarak kabul edilmesidir. Bence bu istek yıllara yayılarak kabul görecektir.

Moskova, bunlara ek olarak, Rusça konuşan nüfusun hakları, Ukrayna’daki siyasi düzenin nite­liği ve Avrupa ülkelerine ait askeri birliklerin Ukrayna’ya yerleştiril­memesi gibi talepleri de gündem­de tutacaktır.

Ukrayna olmadan barış olur mu?

ABD ile Rusya, savaşın sona er­dirilmesine ilişkin ana çerçeve­yi kendi aralarında konuşabilir. Ateşkes hattı, yaptırımlar, silah sevkiyatı ve güvenlik garantile­ri konusunda önemli bir pazarlık da yapabilirler. Fakat Ukrayna ol­madan kalıcı ve uygulanabilir bir barışa ulaşmaları zor. Toprak kay­bını, güvenlik riskini ve yeniden inşanın ağır maliyetini Ukrayna toplumu üstlenecek. Üstelik yö­netimler değişse bile toplumların hafızası kolay değişmez.

ABD’nin askeri yardımı azalt­ma ihtimali Kiev’i masaya yak­laştırabilir. Ancak baskıyla alınan bir imza, anlaşmanın meşruiye­tini ve ömrünü kısaltır. Rusya da bunu biliyor. Bu nedenle Mosko­va açısından Washington’la anlaş­mak önemli olsa da Kiev’in diren­me kapasitesinin kırılması daha önemli. Barış, Ukrayna’nın san­dalyesinin bulunduğu bir masada kurulabilir. Ukrayna’nın menüde olduğu bir masada değil.

Avrupa neden endişeli?

AB savaşı yalnızca Ukrayna ile Rusya arasındaki bir anlaşmazlık olarak görmüyor. Brüksel açısın­dan mesele, Avrupa’da sınırların kuvvet kullanılarak değiştirilip değiştirilemeyeceğidir. Bu neden­le ABD’nin hızlı sonuç almaya da­yalı bir planı Avrupa başkentle­rinde ihtiyatla karşılanacaktır.

Avrupa’nın temel kaygısı, ye­terli güvenceye bağlanmamış bir ateşkesin Rusya’ya zaman kazan­dırmasıdır. Rus ordusunun topar­lanması, yeniden silahlanması ve birkaç yıl sonra Ukrayna’ya veya başka bir Avrupa ülkesine yönel­mesi ihtimali ciddiye alınıyor. Av­rupa’nın Rusya’nın yeniden sal­dırmasını önleyecek garantiler aramasının nedeni budur.

Bana sorarsanız bu garanti yal­nızca bir anlaşma metnine yazıla­rak sağlanamaz. Garantinin arka­sında askeri kapasite, siyasi irade ve ihlal halinde uygulanacak açık bir yaptırım mekanizması bulun­malıdır. Keza Avrupa ülkelerinin Ukrayna’ya asker göndermesi, hava savunmasını üstlenmesi ve­ya uzun süreli silah desteği sağla­ması yönündeki talepleri bunun sonucudur. AB, masada bulun­madığı bir anlaşmanın maliyeti­ni ödemek istemeyecektir.

Çünkü Ukrayna’nın yeniden inşasının, mültecilerin, enerji güvenliğinin ve Rusya’ya karşı kurulacak yeni savunma hattının maliyeti büyük ölçüde Avrupa’ya kalacaktır. Rus­ya masadan yalnızca toprak değil, nüfuz alanı ve büyük güç statüsü­nün kabulünü istiyor. ABD, savaşı bitirerek kaynaklarını başka böl­gelere yöneltmeyi hedefliyor. Av­rupa yeni bir Rus saldırısını ön­leyecek güvence arıyor. Ukray­na ise egemenliğini kaybetmeden hayatta kalmaya çalışıyor. Sonuç itibariyle ABD hızlı, Avrupa gü­venli bir barış istirken Rusya ma­sadan kazanan olarak kalkmanın peşinde.

Ukrayna ise eli kolu bağlı bir durumda. Bu kadar farklı bek­lentinin aynı metinde buluşması mümkün müdür? Mümkün. Fakat bunun adı, güçlü devletlerin zayıf olan adına karar verdiği bir pay­laşım olmamalı. Bu senaryoyu II. Dünya Savaşında Çekoslovakya örneğinde gördük. Keza sınırların güç kullanılarak değiştirilebildi­ğini kabul eden her anlaşma, dün­yanın başka bölgelerinde başlaya­bilecek yeni savaşlara da davetiye çıkarır. Bu nedenle asıl soru “Sa­vaş bitecek mi?” değildir. Asıl so­ru: Ukrayna’da barış mı kurula­cak, yoksa bir sonraki savaş için yalnızca zaman mı kazanılacak?

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.505,48 0,70 %
Dolar 48,4895 0,02 %
Euro 56,5654 0,30 %
Euro/Dolar 1,1636 0,04 %
Altın (GR) 6.850,15 0,23 %
Altın (ONS) 4.403,09 0,03 %
Brent 99,6055 2,00 %