Yapay zekâ da gerçek değer: Hız, güven ve token
TÜSİAD’ın 30 Eylül’de MEXT Teknoloji Merkezi’nde düzenlediği “YZ (YZ) Odağında Dijital Dönüşüm: Teknoloji Liderleri ile Deneyim Paylaşımı” toplantısına katıldım. Önemli notlar aldım, aşağıda paylaşıyorum.
Açılışı TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren yaptı. Panellerde Hayriye Karakuzu Karadeniz (Koç), Mehmet Fırat (Sabancı), Burak Aydın (Zorlu), Cenk Çivici (Trendyol), Aysel Bilay Kahya (QNB) ve Cihan Yıldız (Boyner) yer aldı. Diren, YZ’yı sektörleri ve iş yapış biçimlerini yatay kesen stratejik bir dönüşüm olarak çerçeveledi. Dijital altyapı, etik ve veri yönetişimiyle birlikte hız, güven ve token dengesi gözetilerek entegrasyona ve gerçek değer üretimine odaklanılmasını vurguladı. Konuşmalardan altı başlık öne çıktı:
Birincisi: Yönetişim
YZ dönüşümü, dağınık pilotların toplamı olarak yönetilemez. Hangi verinin nerede kullanılacağı, kimlerin hangi modele veya ajana erişeceği, risklerin nasıl izleneceği ve başarının hangi ölçütlerle değerlendirileceği baştan tanımlanmalı. Veri egemenliği, fikri mülkiyet, etik kurallar, erişim izinleri gibi konular aynı mimarinin parçaları. Şirketler bu nedenle model ve altyapıda agnostik, yani farklı sağlayıcılar arasında geçişe izin veren yapılar kurmaya çalışıyor. Verinin semantik, yani makinelerin ilişkileri anlayabileceği ortak bir katmanda düzenlenmesi de önem kazanıyor.
İkincisi: Hız ve müşterinin adaptasyon ritmi
Bir örnekte müşteri şikâyetine YZ ile yaklaşık bir dakika içinde yanıt veriliyor. Müşteri bu kadar hızlı cevaba güvenmeyince süreç bilinçli olarak yavaşlatılıyor. Teknoloji dakikaları saniyelere indirse de insanın güveni aynı ritimde değişmeyebilir. Hız, müşteri deneyimiyle birlikte tasarlanmalı. Verimlilik kazanımı güven kaybı yaratıyorsa sonuç rakamlarda iyi, müşteride kötü olabilir.
Üçüncüsü: Gerçek değer üretmek
En güçlü mesaj, deneme ve pilotlarla oyalanma evresinin kapanmasıydı. Bain’in araştırmasında şirketlerin %90’dan fazlası en az bir YZ kullanım alanını ölçeklediğini söylerken BCG 2025 araştırmasında şirketlerin yalnızca %5’i YZ’dan değer üretebildiğini belirtmişti. Ancak 2026 güncellemesinde bu oran yaklaşık %50. Tablo hızla değişiyor; “Kaç kişi YZ kullanıyor?” dan “Hangi problemi çözdük, süreç ne kadar hızlandı, maliyet ne kadar düştü, yatırım ne sonuç verdi?” ye geçiliyor.
Dördüncüsü: Token ekonomisi ve bütçesi
Token, üretken YZ modellerinin metni ve veriyi işlerken kullandığı temel birim. Toplantıda token bütçesi, tüketimi ve maliyeti çok sık geçti. Token tüketimi, YZ çağının elektrik sayacı diyebiliriz. Artık şirketler lisans bedelinin yanında işlem başına toplam YZ maliyetini de izleyecek. Token harcamasını iş sonucuyla eşleştiremeyen şirket maliyeti yönetmekte zorlanacak.
Beşincisi: İnsan ve KOBİ’ler
Büyük şirketlerin veri, altyapı ve insan kaynağı avantajı var. Yine de başlangıçta sık tekrarlanan, sonucu ölçülebilen işleri seçmek en sağlıklı yol. Çalışanların YZ’nın gerçek bir sorunu çözebildiğini görmesi ve orta kademe yöneticilerin dönüşümü sahiplenmesi bu süreci hızlandırıyor. İnsan karar ve denetim zincirinin içinde kalmalı. Aynı ölçüde KOBİ’lerin entegrasyonu da önemli.
Özetle; şirket içinde insan adaptasyonu, şirket dışında KOBİ’lerin dönüşümü; verimlilik ve ekosistem başarısının iki kritik hattı. Eğitim yatırımı her ikisinde de teknoloji kadar belirleyici.
Altıncısı: Güvenlik ve ajanlar
Ajanlar, dijital iş gücü ve AI-native (işleyişi baştan YZ etrafında tasarlanan) organizasyonlar yaygınlaştıkça siber güvenlik, erişim yetkileri, shadow AI (kurum kontrolü dışında kullanılan gölge YZ) ve veri egemenliği büyüyor. Ajanlar müşteri veya şirket adına satın alma yetkisi kazandığında agentic commerce (ajan tabanlı ticaret) perakendenin iş modelini de değiştiriyor. Sonraki dalga fiziksel YZ ve sensör ekonomisi olacak.
Sonuç: Şirketlerin performansını, satın aldıkları zekâyı gerçek probleme bağlama, maliyetini ölçme, insanı sürecin içinde tutma ve güvenli biçimde değere dönüştürme becerileri belirleyecek.