Yatırım fonlarında VİOP ve Altın S1’e dikkat
Bir fonun içine hangi enstrümanların koyulabileceği genel itibariyle mevzuat tarafından belirlenir. Mesela bu bir hisse senedi yoğun fonsa, portföy yöneticisi o fonun içine en az %80 oranında hisse senedi koymak zorundadır. Yine örneğin fonun adında altın ibaresi geçiyorsa o fonun %80’i en az altın ve altına bağlı ürünlerden oluşmalıdır. Benzer durum borçlanma araçları fonları için de geçerli.
Fakat o %80’in içinde hangi şirketlerin hisselerinin seçildiğine, hangi şirketlerin borçlanma araçlarına yatırım yapıldığına ya da altının hangi formda portföyde tutulacağına portföy yöneticisi karar verir. Burada da finansın değişmez kuralı devreye girer ve daha fazla risk almaya eğilimli fon yöneticilerinin getirileri bir süre için daha yüksek olabilir. Ama bu risk bir gün realize olursa fonun getirileri dramatik bir şekilde muadillerinin çok altına düşebilir.
Borlease ve Altın S1
Bu hafta bu konuda iki örnek yaşadık. Bunlardan bir tanesi para piyasası fonlarında Borlease Otomotiv Şirketi’nin bonolarını tutan fonların getirilerinin eksi yazması. Zira bu şirket bono geri ödemelerini gerçekleştiremedi. Peki neden bir fon yöneticisi geri ödeme ihtimali çok daha yüksek olan bir şirketin değil de borçluluğu çok yüksek bir şirketin bonolarını portföye alır? Tabii ki daha yüksek getiri için. Bu şirket borç aldığında daha fazla faiz ödemeye razıdır da ondan. Yani ne kadar ekmek o kadar köfte. Onun için yatırımcıların hangi fonlara yatırım yaptıklarına ve bu fonların içinde neler olduğuna yakından bakmaları gerekir.
Diğer bir örnek de altın fonları. 23 Ekim 2025’te bu köşede “Altın S1 ve rasyonel yatırımcı varsayımı” başlıklı bir yazı yazmıştım. Ve o yazıda gram altınla Altın S1 sertifikası arasındaki marjın yükseldiğini ve bunun da risk yarattığını belirtmiştim. İşte o risk son haftada realize oldu ve Altın S1 sertifikası 6. Gününde de tabana oturmuş durumda. Bu her gün %5 kayıp anlamına geliyor. Sadece bu ürüne değil bu ürünü içinde bulunduran fonlara yatırım yapanlar da mağdur oldu. Benim bundan aylar önce gördüğüm bir riski bir fon yöneticisi görmeyip hala bu ürünü portföyde tutuyorsa o fonların da yatırımcı tarafından sorgulanması gerekir.
Fonlarda kaldıraç kullanımı
Fonların içeriğiyle ilgili bir diğer konu da Vadeli İşlemler ve Opsiyon Piyasası’nda(VİOP) gerçekleştirilen işlemler. Fonun bir kısmını portföy yöneticisi VİOP’ta teminat olarak kullanıyor ve buna istinaden de belli kontratlarda uzun ya da kısa pozisyon açabiliyor. Sonuç itibariyle fona etki olarak bakıldığında kontrat hacmiyle spot piyasada yapılan işlem arasında çok büyük bir fark yok. VİOP’ta kaldıraç da kullanılabiliyor malumunuz. Mesela bir hisse senedi yoğun fonumuz olsun ve diyelim ki fonda 100 TL’miz olsun. Bunun %80’i hisse senetlerinde haliyle.
%10’u VİOP teminat, %10’u da para piyasası fonu olsun. VİOP teminat olan kısımla hisse senedi kontratlarında uzun pozisyon açtığımızı ve kaldıracın da 1’e 6 olduğunu varsayalım. Dolayısıyla yaklaşık 140 TL’lik hisse senedi uzun pozisyonumuz var demektir. Tam tersi de mümkün olabilir. 60 TL hacimli kısa pozisyon hisse senedi pozisyonunun nette 20 olması anlamına gelir. Bu iki durum da bu fonun temel prensibine aykırıdır. Yatırımcıların sürprizler yaşamaması için bu fonlarda da dikkatli olması gerekir.