Yavaş büyümeye rağmen neden enflasyon düşmüyor?

Enflasyonu düşürmek için ta­lebi mi kısmamız lazım, yok­sa yatırımlara hız vererek arzı mı artırmamız gerekiyor? Son yılla­rı bu konuyu tartışarak geçirdik ve tam bir karara varamadık de­sek yanlış olmaz.

Aslında enflasyonu düşürmek için ekonomik büyümeyi po­tansiyel büyüme hızının altına çekmek, yani negatif çıktı açığı oluşturmak gerektiği konusun­da görüş birliği var. Enflasyonu düşürmek için arzı artırmak ge­rektiğini söyleyenler, ekonomi­nin potansiyel büyüme hızının desteklenmesini ve talep artışı­nın üzerine çıkarılmasını savu­nuyorlar.

Ortodoks, yani daha genel ka­bul görmüş yaklaşım ise potan­siyel büyüme hızının kısa vade­de çok hızlı değişemeyeceği için talebin kısılarak büyümenin po­tansiyel büyüme hızının altına çekilmesi yönünde.

Potansiyel büyüme %4 civarında tahmin ediliyor

Bu analizlerdeki en problemli konu ise potansiyel büyüme hızı­nın ölçülmesidir. Maalesef bunu doğrudan ölçmek mümkün değil. Bununla birlikte dolaylı yoldan kullanılan birçok farklı ölçüm yöntemi var. İşin kötü tarafı da her ölçüm yönteminin çok farklı sonuçlar verebilmesidir.

Örneğin TCMB, çeyreklik Enf­lasyon Raporlarında çıktı açığı­nı 9 farklı yöntemle ölçmektedir. Kimi ölçüm yöntemi geçen yılın son çeyreğinde ekonominin po­tansiyel seviyenin %1 civarında üzerinde olduğunu yansıtırken, başka yöntemle ölçüldüğünde %1.5 altında hesaplanmıştır. TC­MB, bu 9 göstergenin ortalaması­nı alarak hesapladığı göstergeyi kullanmaktadır.

İstatistiksel bir trend hesap­lama göstergesi olan Hodri­ck-Prescott filtresi de potansi­yel büyüme hızını ölçmede sıkça kullanılan bir yöntemdir. Grafik­te görüldüğü gibi, bu yöntemle hesaplanan çıktı açığı ile TCM­B’nin hesaplaması büyük ölçüde örtüşmektedir. HP filtresi ile he­saplanan trend ise son dönemde %4 civarında bir yıllık potansiyel büyüme hızına işaret etmektedir.

IMF de Türkiye için benzer bir potansiyel büyüme hızı hesap­lamaktadır. 2025 yılında yayım­lanan Türkiye (Article IV) rapo­runda, 2025-2029 döneminde %4-4.2 arasında büyüme tahmin edilirken, çıktı açığının da -%0.2 ile yatay kalması öngörülmekte­dir. Bu da potansiyel büyümenin bu seviyelerde hesaplandığı anla­mına gelmektedir.

OECD’nin geçen yıl yayımla­nan Türkiye raporunda (OECD Economic Surveys: Türkiye 2025) ise potansiyel büyüme oranına yöne­lik daha ayrıntılı bir he­saplama paylaşılmakta­dır. Burada potansiyel büyümenin kaynakla­rı olarak sermaye, istih­dam, çalışma çağındaki nüfus ve verimlilik ar­tışlarının etkileri ayrış­tırılmaktadır.

OECD’ye göre 2010 başlarında %6 olan po­tansiyel büyüme hızının, serma­ye yatırımlarındaki azalmanın yanı sıra istihdam ve çalışma ça­ğındaki nüfus artış hızındaki ya­vaşlamanın etkisiyle son dönem­de %4 civarına gerilediği hesap­lanmaktadır. Özellikle nüfus artış hızındaki yavaşlamanın etkisiyle potansiyel büyüme hızının 2030 yılında %3’ün altına, 2035’te de %2.5 civarına düşmeye devam edeceği öngörülmektedir.

Yoksa potansiyelimiz mi düştü?

Ancak enflasyon eğilimleri ile birlikte değerlendirdiğimde, bu­raya daha erken mi vardık diye düşünmeden edemiyorum.

Bu hafta açıklanan 1. çeyrek büyümesi %2.5 ile beklentilerin altında kaldı. Bunun yanında, HP filtresi ile hesaplanan çıktı açığı­nın ilk çeyrekte -%1.5 ile TCM­B’nin son Enflasyon Raporu’nda öngördüğü -%1.1’in altında kal­dığını hesaplıyorum. 2020’de­ki pandemi döneminden beri ekonomik aktivite potansiyelin hiç bu kadar altına düşmemişti. 2025’in son çeyreğinde de çık­tı açığının -%0.5 civarında oldu­ğunu dikkate alırsak, iki çeyrek­tir ekonomik aktivite potansiye­linin oldukça altında seyrediyor.

Ancak bunun enflasyona olumlu hiçbir yansımasını gör­memek şaşırtıcı. TCMB’nin ay­lık enflasyon eğilim göstergesi geçen yılın ikinci çeyreğinden beri %2 civarına takılmış, son aylarda da biraz yukarı gelmiş görünüyor. Talep koşullarına da­ha hassas olan hizmet fiyatları ise son aylarda hafif gerilese de aylık %2.5-3 civarında katılaş­mış görünüyor. Cuma günü açık­lanacak Mayıs TÜFE enflasyo­nunda aylık enflasyonun mev­simsel etkilerle %1.6 civarına gerilemesini beklerken, ana eği­lim göstergelerinde önceki ayla­ra benzer görünümün devam et­tiğini tahmin ediyoruz.

Bunun bir açıklaması, nega­tif çıktı açığındaki genişlemenin enflasyona yansımasının gecik­meli olarak gerçekleşmesi ola­bilir. Bu durumda, önümüzdeki çeyreklerde enflasyon ana eği­liminde düşüş eğiliminin başla­ması beklenmelidir. Bu da olmu­yorsa, potansiyel büyüme ve çıktı açığına yönelik hesapları sorgu­lamak gerekecektir.

Yavaş büyümeye rağmen neden enflasyon düşmüyor? - Resim : 1

Yavaş büyümeye rağmen neden enflasyon düşmüyor? - Resim : 2

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.200,20 3,62 %
Dolar 45,9409 0,01 %
Euro 53,4552 0,05 %
Euro/Dolar 1,1626 -0,05 %
Altın (GR) 6.662,72 1,35 %
Altın (ONS) 4.482,18 -0,13 %
Brent 95,2480 0,31 %