Ayın karanlık yüzü

Cüneyt DİRİCAN
Cüneyt DİRİCAN cuneyt.dirican@dunya.com

Pink Floyd’un (1973) “The Dark Side of the Moon” albümünden çıkan ilk single “Money” sözlerindeki “para bugün bütün kötülüklerin köküdür diyorlar” cümlesi ile kapitalizmi ti’ye alan şarkılardan biridir.

Einstein’ın “bileşik faiz dünyanın 8. harikasıdır, anlayan kazanır, anlamayan öder” cümlesi, İstanbul Ekolü köşemizin dünyada adını ilk koyduğu “serbest dalgalı faiz rejimi” dediğimiz LIBOR’un hayatımızdan çıkışı ile volatilitesi Smitshonian sonrası pariteler gibi olan faiz dalgalanmalarının kötülüklerini anlatıyor. ABD hazinesinin rekor hızda artan faiz yükünden daha büyük dert başta merkez bankaları olmak üzere bankaların aktiflerinde taşıdığı ABD tahvillerinden yazdığı zararlar.

Ay sonuna doğru Fed’in 3. çeyrek finansalları gelince 1 trilyon dolarlık birikmiş tahvil (ve MBS) zararı ne olmuş göreceğiz. İngiltere Merkez Bankası’nın tahvil zararlarını karşılamak için hazinenin 170 milyar pound ödeyeceği bilgisi, Fed’in pas geçmesine paralel, enflasyon %6.7 iken faizi %5.25 olarak sabit tutma kararı ile aynı hafta geldi.

İsviçre Merkez Bankası da son çeyrekte 12 milyar Frank ile zarar etmeye devam ediyor. Kanada, İsviçre, Yeni Zelanda faizleri sabit tutarken Brezilya, Polonya, Çin, Macaristan gibi ülkeler son 3 yılın en hızlı faiz indirim sürecine giren merkez bankaları. Arjantin ise bildiğiniz gibi enflasyon, faiz, kur sarmalında devam ediyor. Faizi arttırdıkça enflasyon söneceğine çıkıyor.

ABD bankalarının tahvil portföylerinden taşıdığı zarar ise 400 milyar dolar ile tarihi rekor seviyede. Geçen Cuma günü Iowa bankacılık birimi tarafından kapatılan Citizens Bank ile bu sene 6. banka batmış oldu. Haber, 1 gün önce ACH (EFT) sistemi çöküp büyük ABD bankaları dâhil mevduatlara ulaşılamadığı, para gönderilemediği andan sonra geldi. Bu sene çok fazla operasyonel (sistemsel) risk gerçekleşti.

Bilmeyenler için Fed aynı zamanda bankacılıkta denetleme fonksiyonunu da yapıyor?! Bizde alkışlarla tebriklerle karşılanan, “muhteşem iletişimle piyasaları ne güzel hazırladılar” cümleleri eşliğinde, ortodoks para politikası izleyen Fed’in yumuşak iniş söylemleri arasında oldu tüm bunlar.

Tarihi değer kaybı seviyesindeki Japon Yen’i ve BOJ’un tahvil programı içinse sorulacak soru “sahi n’oldu?” Kredi kartı batık (NPL) oranı %7.51 ile tarihi zirvesinde. Kart faizleri %29’lara geldi. 1 trilyon 31 milyar dolar ile bakiye artmaya devam ediyor. Öğrenci, tüketici ve taşıt kredileri hızla artan faizlere rağmen yükselişini koruyor. Ticari krediler ise 3. çeyrek GSYİH büyümesine rağmen yatay seviyede.

Rusya Ukrayna Savaşını takip eden 2. Yom Kippur Savaşı, Kanada’nın teknik resesyona girmesi, ABD’de beklenenin üzerindeki 3. çeyrek büyümenin kamu ve %8 ile rekor artan savunma harcamalarından gelmesi ile potansiyel üretimin cari üretimden sapmaya başlaması ABD nötr reel faizinde gerçekleşti.

Enflasyonların hedef enflasyonlardan sapmasına rağmen Fed ve birçok merkez bankasının, durmasının ve endojen (?!) bir değişken olan politika faizini indirmesinin arkasında, finansal sistemi riske atan tüm bu eksojen değişkenlerin varlığını kabul etmesi bulunuyor.

Executive Summary

Ekonomi programlarında, yazılarında, yorumculuğunda merkez bankacılığının bağımsızlığı gibi sürekli serbest piyasaya atıf yapılırken, tezatla salt ortodoks ana akım yorumlara yer verildikçe tersine monopol piyasa oluşuyor.

Ortodoks para politikasını (faiz artışını) tek doğru, rasyonel çıkış, tek iktisadi okul, görüş gibi sununca klasik, neoklasik, neo-Keynesyen, monetarist, post Keynesyen heterodoks ve (hatta) Avusturya, Chicago, Liberteryenleri (dahi) dışlamak iktisat biliminin sınırlarını monopolcü yaklaşımla çizmek olur.

Enflasyonda ithalatın etkisine bakarken ihracatın etkisine bakılmaz, nüfus artışı dikkate alınmaz, arz ve enerji enflasyonu, TCMB reel sektör istatistiklerindeki 2022 yılında %432 artmış net karla şirket kar güdümlü enflasyon, tarım ülkesinde gıda enflasyonu (bunlar kukla değişken değildir) dikkate alınmaz ise resme salt monopol değişkenlerle (hizmet, ücret) bakılıyor sonucu çıkar. Akademisyenler geçim standardının altında ücret alırken, ücretlerden hareketle talebi nasıl arttırabilirler paradoksu “Para Politikasında” eksojen muamelesi yapılan endojen değişkendir.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
10 Numara 20 Şubat 2024
Barbenheimer 13 Şubat 2024
Barbie ve Lego ekonomisi 06 Şubat 2024
Pop İktisat 30 Ocak 2024
Uzayekonomisi.com 23 Ocak 2024
Retro 90’lar 16 Ocak 2024
Burhan Pazarlama 09 Ocak 2024