Çalışan gider, Agent’ı kalır mı?
İşten ayrıldığınızda Agent’ınıza ne olacak? Ayrılırken Agent’ınızı yanınızda götürebilecek misiniz?
Bir üst düzey yönetici istifa ediyor. Dizüstü bilgisayarını, kartını, telefonunu teslim ediyor. Peki aylarca kurduğu, tüm yetkinliğini kullanarak yarattığı, müşterileri tanıyan, raporlarını yazan, ekibinin yarısının işini yürüten agent’ı (kendi başına iş yapan yapay zeka ajanı) da onunla birlikte mi gidecek yoksa şirkette kalacak ve şirket işten ayrılan o yöneticinin agent’ını kullanmaya devam edecek mi?
Yukarıdaki örnekler artık varsayımsal sorular değil. Gartner’a göre kurumların henüz yalnızca %17’si agent’larını devreye almış durumda, ama %60’tan fazlası önümüzdeki iki yılda bunu planlıyor. Bu, ölçülen tüm yeni teknolojiler arasındaki en agresif benimseme eğrisi. Şirketler çalışanları agent kurmaya teşvik ediyor, hatta ödüllendiriyor. Ancak kimse henüz şunları sormuyor: Kurulan bu dijital emek kime ait? KVKK, fikri mülkiyet, ticari sırlar, vb. haklar kime ait olacak? Çalışanların ve iş yerinin hak ve sorumlulukları nasıl düzenlenecek?
Hukuk Agent’lı dünya için boşlukta!
Telif (eser sahipliği) hukuku yardımcı olmuyor. ABD’de “iş için üretilmiş eser” doktrini yani “bir çalışanın veya sipariş üzerine iş yapan kişinin meydana getirdiği eserin yasal sahibinin doğrudan işveren veya siparişi veren kişi olduğunu kabul eden hukuki ilke“ yapay zeka çıktısına uygulanmıyor. Şirketin hakkı, fikri mülkiyet devir maddesine, ticari sır korumasına ve insan katkısının derecesine bağlı kalıyor.
Daha iş dünyasının büyük çoğunluğu “agent” nedir aşamasındayken ortaya çıkacağı kesin olan bu sorunun büyük mülkiyet kavgalarına sebep olacağı belli.
Pazarlama teknoloğu Christopher Penn’in uyarısı çok yerinde; agent kuran çalışan da, onu çalıştıran şirket de bugün bir avukatla oturup sözleşmesini yapay zeka istisnalarıyla yeniden kurgulamalı.
Asıl yeni sorular, henüz sorulmayanlar:
- Ya Agent bir ticari sır taşıyıcısına dönüşürse? Bir çalışan, şirketin nasıl çalıştığını koda gömülü halde rakibe götürdüğünde, bu klasik rekabet yasağının ötesinde bir şey.
- Çalışan giderken agent hâlâ anahtarları elinde tutuyorsa? Çoğu agent şirket sistemlerine API (uygulama programlama arayüzü) ve erişim yetkileriyle bağlı. İşten çıkış süreci artık e-postayı kapatmak değil, agent’ı da yetkisizleştirmek demek. Aksi halde sahibi gitmiş ama hâlâ iş yapan bir varlık kalacak. O agent karar verip hata yaptığında sorumlu kim olacak? Kuran kişi gitti, şirket sahiplenmedi. Geriye kimsenin bakmadığı, kimsenin hesap vermediği bir “yetim agent” kalacak ve o agent sistemden nasıl çıkarılacak?
- Peki, yakın gelecekte çalışanlar yeni işe kendi agent ekipleriyle gelecekler. Şirketler de yanında hazır ekip getireni tercih edecek. O zaman istihdam, bireyin değil, bireyin ve dijital ekibinin işe alınması olacak. Bu durumda ne gibi düzenlemeler, komplikasyonlar olacak. Haksız rekabet sınırları ortadan iyice kalkacak mı?
Kısacası iş sözleşmeleri bu ve daha aklımıza gelmeyen ama oluşabilecek yepyeni sorunlara hiç hazır değil. Yeni nesil sözleşmeler düzenlemek zorunda:
- Agent’ın mülkiyeti ve çıktıların kime ait olduğu.
- Ayrılışta agent’ın akıbeti (devir, silme, lisanslama).
- Agent’ın eğitiminde kullanılan verinin KVKK, ticari sır ve haksız rekabet boyutu.
- Agent kimliği, erişim yetkileri, API anahtarları, log kayıtları, denetim sorumlusu ve kapatma prosedürü.
Hepsi ortada potansiyel sorunlar olarak duruyor. Sorumluluk ve denetim. Rekabet ile gizliliğin agent’lara uzanan tanımı hukukçulara uykusuz geceler geçirtecek…
“Kimi işe aldık” sorusunun yanına “neyi işe aldık, gittiğinde neyi geride bıraktı” sorusu da eklenecek. Çalışan bir insan, ama arkasında çalışmaya devam eden bir dijital iz bırakıyor. İşveren için fırsat, çalışan için pazarlık gücü, hukukçu için bakir bir alan. Bugün sözleşmesine agent maddesi koyan, yarın masada güçlü oturur. Yarının işini yarına bırakmayın: agent’ınızın kime ait olduğunu, daha kurarken bilin.