CEO koltuğunda yeni dönem

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Bir zamanlar CEO'ların başa­rısı oldukça net ölçütlerle de­ğerlendiriliyordu. Şirket büyü­yor mu? Kârlılık artıyor mu? Pa­zar payı yükseliyor mu? Yönetim kurulları için bu soruların cevabı çoğu zaman yeterliydi. Bugün ise CEO koltuğuna oturan yönetici­lerin önündeki denklem çok daha karmaşık. Yapay zekâ yatırımları, jeopolitik riskler, siber güvenlik tehditleri, değişen müşteri bek­lentileri, yetenek savaşı ve sür­dürülebilirlik baskıları aynı anda yönetilmeyi bekliyor.

Bu neden­le son dönemde dünya iş dünya­sında yaşanan CEO değişimleri yalnızca isim değişikliği olarak görülmüyor; şirketlerin yeni bir liderlik modeli aradığının işare­ti olarak değerlendiriliyor. Son iki yılda Starbucks, Boeing, Ni­ke, Intel, BP, Stellantis ve Walgre­ens gibi şirketlerde yaşanan lider değişimleri dikkat çekti. Bu ha­reketlilik tesadüfi değil. Russell Reynolds Associates’in Küresel CEO Devir Endeksi’ne göre 2025 yılında dünya genelinde CEO ay­rılıkları son yılların en yüksek seviyelerinden birine ulaştı. Ay­nı dönemde CEO’ların ortalama görev süreleri de gerilemeye de­vam etti. Bir zamanlar on yılı aşan liderlik dönemleri olağan kabul edilirken, bugün yönetim kurul­ları çok daha hızlı sonuç görmek istiyor.

Sabır azalıyor

Bu değişimin arkasında yalnız­ca performans baskısı yok. Şir­ketlerin faaliyet gösterdiği dün­ya da köklü biçimde değişiyor. Son beş yılda yaşanan pandemi, savaşlar, enerji krizleri, tedarik zinciri kırılmaları ve yapay zekâ dönüşümü yönetim kurullarının risk algısını tamamen değiştir­di. Birçok şirket için artık mese­le yalnızca büyümek değil; belir­sizlik içinde yön bulabilmek. Pw­C’nin ve McKinsey’in son CEO araştırmaları da bu tabloyu des­tekliyor. Liderlerin gündeminde ekonomik riskler kadar teknolo­jik dönüşüm, yetenek yönetimi ve jeopolitik gelişmeler de üst sıra­larda yer alıyor.

CEO’lardan yal­nızca şirketi yönetmeleri değil, geleceği öngörmeleri de bekleni­yor. Başka bir ifadeyle bugünün CEO’ları mevcut performans ka­dar gelecekteki performanstan da sorumlu tutuluyor. Bu nedenle yönetim kurullarının sabrı azalı­yor. Eskiden birkaç yıl sürebilen dönüşüm programları bugün çok daha kısa sürede sonuç vermek zorunda. Hissedarlar, çalışanlar ve yatırımcılar daha hızlı cevap bekliyor. Sonuç olarak CEO kol­tuğu hala şirketlerin en güçlü kol­tuğu olabilir; ancak aynı zaman­da en kırılgan koltuklarından biri haline geliyor.

Ceo'luk neden zorlaştı?

Aslında CEO değişimlerinin artmasının temel nedenlerinden biri, görevin kendisinin geçmişe kıyasla çok daha karmaşık hale gelmesi. Bundan 20 yıl önce şir­ket liderlerinin öncelikleri daha netti. Operasyonel verimlilik, bü­yüme, maliyet yönetimi ve pazar payı öne çıkıyordu. Bugün ise ay­nı anda birçok farklı cephede mü­cadele etmek gerekiyor. Bir CEO sabah yapay zekâ stratejisini ko­nuşurken öğleden sonra siber gü­venlik risklerini değerlendirebi­liyor. Aynı hafta içinde jeopolitik gelişmelerin tedarik zincirine et­kisini analiz ederken çalışan bağ­lılığı, sürdürülebilirlik hedefleri ve yatırımcı beklentileriyle de il­gilenmek zorunda kalıyor. Üste­lik bu başlıkların her biri tek ba­şına şirketin geleceğini değiştire­bilecek güce sahip.

Bu nedenle bazı uzmanlar gü­nümüz CEO’larını "çoklu kriz yö­neticileri" olarak tanımlıyor.

Yeni ceo profili

Daha ilginç olan ise CEO koltu­ğuna oturan kişilerin profilinde­ki değişim. Spencer Stuart’ın son araştırmaları, birçok bölgede gö­reve başlayan CEO’ların önem­li bölümünün ilk kez CEO olan isimlerden oluştuğunu gösteri­yor. Yönetim kurulları deneyime elbette önem veriyor ancak ar­tık tek başına deneyim yeterli gö­rülmüyor. Dikkat çekici bir başka eğilim ise karakter özelliklerinin giderek daha fazla önem kazan­ması. Yönetim kurulları artık yal­nızca iyi bir stratejist aramıyor. Öğrenmeye açık, farklı görüşle­ri dinleyebilen, güven oluştura­bilen ve belirsizlik karşısında sa­kin kalabilen liderler daha fazla değer görüyor. Türkiye açısından bakıldığında da benzer bir dönü­şüm yaşanıyor. Şirketler aynı an­da dijitalleşme, uluslararası bü­yüme, finansal dayanıklılık ve ye­tenek yönetimi gibi başlıklarla uğraşıyor.

Belki de son dönemdeki CEO değişimlerini tek tek değerlen­dirmek yerine daha büyük soruyu sormak gerekiyor: Şirketler yeni liderler mi arıyor, yoksa yeni bir liderlik anlayışı mı? Görünen o ki iş dünyasında başarılı CEO tanı­mı yeniden yazılıyor. Finansal di­siplin, operasyonel başarı ve bü­yüme hedefleri önemini koruyor. Ancak bunların yanına çeviklik, uyum kapasitesi, öğrenme isteği ve dönüşüm liderliği de ekleni­yor. Çünkü artık şirketlerin karşı­sındaki en büyük rakip başka bir şirketten çok, hızla değişen dün­yanın kendisi.

Yazara Ait Diğer Yazılar