Demokrasi vs. Kapitalizm: Yönetecek mi yoksa onun tarafından tüketilecek mi?

Dünya Bankası Eski Baş Ekonomisti JOSEPH E. STIGLITZ

Trump yönetiminin yoğun lobi faaliyetlerinin ardından, 145 ülke, 2021'de kabul edilen küresel kurumlar vergisi asgari kuralları kapsamında büyük ABD çokuluslu şirketlerine vergi muafiyeti tanı­mayı kabul etti. Ancak demokrasi­nin oligarşiye üstün gelmesi için, politika yapıcıların aşırı zenginli­ği uygun şekilde vergilendirmesi ve bunu hızlı bir şekilde yapması gerekiyor.

Çok taraflı vergi işbirliğini rayın­dan çıkarmaya yönelik süregelen çabalar, demokratik yönetimi aşı­rı zenginlerin baskıcı yönetimiyle değiştirmeyi amaçlayan küresel bir programın özünde yatıyor. Halbu­ki bu programa karşı koyacak her­hangi bir strateji, aşırı zenginliğin vergilendirilmesinin demokrasiyi kurtarmak için elzem olduğunu ka­bul etmeli. Neyse ki bu konuda bazı ilerlemeler kaydedildi. Afrika Bir­liği, ‘Birleşmiş Milletler Uluslara­rası Vergi İşbirliği Çerçeve Sözleş­mesi’ni savunmaya devam ediyor. Kolombiya, Brezilya, İspanya ve Tunus ilerici vergi reformları uy­guladı; Fransız kamuoyu, ultra zen­ginlere yüzde 2’lik vergi uygulan­masına güçlü destek verdi ve Ka­liforniya’da önerilen referandum girişimi, milyarderlerin net serve­tine bir defaya mahsus yüzde 5’lik bir vergi getirmeyi öngörüyor.

Vergi adalet sizliği ABD’li şirketleri kayırıyor

Fakat vergi adaleti büyük tartış­malara konu olmaya devam edi­yor. Ocak ayı başlarında OECD/ G20 Kapsayıcı Çerçeve görüşme­lerinde, 145 ülke, büyük ABD ço­kuluslu şirketlerine serbest geçiş hakkı tanımayı kabul etti. Başın­dan beri güç dengesizlikleriyle şe­killenen OECD/G20 süreci, ABD Başkanı Donald Trump'ın kolay­ca ele geçirebileceği bir alan oldu. ABD’nin yoğun lobi faaliyetleri­nin ardından, büyük Amerikan enerji, teknoloji ve ilaç firmala­rı 2021'de kararlaştırılan yüzde 15'lik küresel asgari vergiden ge­niş kapsamlı muafiyetler elde et­ti. Daha basit anlatmak gerekirse vergi adaletsizliği çokuluslu ABD şirketlerini kayırmaya devam edi­yor.

Öte yandan Trump’ın 145 ülke­ye dayattığı bu yeni anlaşma, ço­kuluslu şirketlerin faaliyet gös­terdikleri her yerde asgari dü­zeyde koordineli bir vergi oranı ödemeleri gerektiği ilkesini te­melden baltalamakla kalmıyor, aynı zamanda ABD merkezli ço­kuluslu şirketlere, hâlâ yüzde 15'lik küresel asgari vergiye tabi olan diğer çokuluslu şirketlere gö­re rekabet avantajı elde etmesinin önünü açıyor.

Diktatör para ekonomisi çok taraflılığı siliyor

Bugün geldiğimiz noktada Oswald Spengler’in bir asır ön­ce demokrasinin çöküşü ve Seza­rizm'in yükselişi konulu makale­sinde uyardığı gibi “diktatör para ekonomisinin güçleri” düzenleyi­ci devleti ve çok taraflılığı ortadan kaldırıyor. Trump'ın agresif ne­o-merkantilist stratejisi (ihraca­tı önceleyen, ithalatı indirgeyen milliyetçi bakışı) tek taraflı ola­rak cezalandırıcı gümrük vergileri ilan etmek, abluka tehditlerini uy­gulama, ulusal liderleri kaçırma, uçak gemilerini korsan gemileri gibi kullanma ve sömürge kontro­lünü yeniden kurmak için tasar­landı. Dolayısıyla diktatör para ekonomisinin çok taraflılığı sildi­ği bir dönemden geçiyoruz.

Elbette 1920'lerde geliştiri­len çokuluslu şirketler için mev­cut vergi kuralları, günümüzün dijital ekonomisine artık uygun değil. Çokuluslu bir işletmenin sadece bağımsız kuruluşlardan oluşan bir topluluk olduğu yanıl­samasından vazgeçilmeli. Çün­kü bu taktikle büyük şirketler, kârlarını düşük vergili bölgele­re kaydırıp OECD yönergelerini kötüye kullanıyor. Tek tip vergi­lendirme yaklaşımı ise artık geç kalınmış bir olgu olarak karşı­mızda duruyor.

Yılda 240 milyar dolar gelir kaybı söz konusu

Mevcut yapı, hükümetleri yıl­da en az 240 milyar dolar gelirden mahrum bırakıyor, yerel firmala­rı eşitsiz bir rekabet ortamında zorluyor ve ülkeler gelir kayıpla­rını telafi etmeye çalışırken işçi­ler üzerinde daha yüksek vergile­re yol açıyor.

Meselenin çözümüne baktığı­mızda çokuluslu şirketlerin kü­resel gelirleri, “piyasa koşullarına uygun” işlemler gibi eskimiş ilke­ler yerine, satışlar ve çalışan sayısı gibi doğrulanabilir faktörler teme­linde farklı yargı bölgelerine pay­laştırılmalı. Vergi anlaşmasının metni bunu yansıtmalı. Aksi tak­dirde, mevcut, son derece kusur­lu kurallar yerleşecek ve OECD'de geliştirilen mevcut çerçevelerle “uyumluluk arayışı” BM Vergi An­laşması’nın hem amacını hem de hedeflerini tehlikeye atacak. So­nuç, başarısız bir sisteme yapılan bir başka verimsiz değişiklik olur­du. Eğer demokrasi Sezarizm'e üs­tün gelecekse, aşırı zenginliği ver­gilendirmeliyiz. Bunu da bir an evvel yapmalıyız. Aksi halde Se­zarizm’in dünyanın geneline hız­la kök saldığı, diktatöryel ekonomi modellerine daha fazla tanıklık et­meye devam edeceğiz.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 13.717,81 -1,16 %
Dolar 43,9347 0,12 %
Euro 51,9497 0,09 %
Euro/Dolar 1,1816 0,12 %
Altın (GR) 7.435,91 1,41 %
Altın (ONS) 5.263,87 1,30 %
Brent 73,0900 2,91 %