Döviz dönüşüm desteğinde yeni dönem zamanı

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından ihracatçı firmalara yurt dışı kaynaklı dövizle­rini Türk lirasına çevirmeleri karşılığında sağlanan döviz dönüşüm destek oranı, bilmeyenler için söyle­yeyim %3 olarak uygulanmakta. Bu destek 18 Mayıs tarihinde bir kez daha uzatılarak son tarih 31 Tem­muz 2026 olarak ilan edildi. Aslında sürekli uzatıldı­ğı için, sonrasında da devam edeceğini öngördüğümü belirterek girmiş olayım konuya.

Türkiye, son on yılda ihracat hacmini istikrar­lı biçimde artıran bir ülke olabilme yolunda. An­cak döviz kuru oynaklığı, ihracat gelirlerinin yurt içi değerine yansımasını zorlaştırmakta; ihracat­çılar, ürettikleri döviz gelirleriyle yeterli finansal güvenceye kavuşamamakta. İşte bu noktada döviz dönüşüm desteği, salt teknik bir araç olmanın öte­sine geçerek stratejik bir politika enstrümanına dönüştü denilebilir.

Döviz dönüşüm desteği, ihracatçıların elde etti­ği yabancı para birimli gelirlerin Türk lirasına çev­rilmesi sürecinde yaşanan kur kayıplarını telafi etmeye yönelik düzenlemelerin bütününü kapsa­makta. Aslında bir nevi kurdan ötürü zarar gören ihracatçılara merhem olabilmek için sağlanan bir tür teşvik de denilebilir.

Mevcut tablonun gösterdiği gerçekler

Başta küçük ve orta ölçekli işletmeler olmak üzere ihracatçılarımızın, döviz kuru riskini yö­netmekte ciddi güçlükler yaşadığını her ortamda söylüyoruz. Uluslararası piyasalarda fiyat reka­beti yaparken TL cinsinden maliyetlerini karşıla­mak durumunda kalan ihracatçılar, kur oynaklığı­nın yüksek olduğu dönemlerde fiyat tutturmakta son derece zorlanmaktalar.

Nitekim TİM verile­rine göre ihracatçıların önemli bir bölümü, döviz kuru belirsizliğini iş süreçlerindeki en büyük risk faktörü olarak tanımlıyor. Sağladığı katkılara bak­tığımızda ise, devletin ya da ilgili kuruluşların ih­racatçıyla kur riskini paylaşması, uzun vadeli söz­leşme yapabilmenin önündeki en büyük engeli or­tadan kaldırır. Bu sayede ihracatçılar, sipariş kabul aşamasında daha kesin fiyatlamalar yapabilir; alıcı tarafla güven ilişkisi tesis edilir.

İhracat gelirleri döviz cinsinden tahsil edilirken işletme giderleri TL bazlıdır. Dönüşüm sürecindeki her gecikme ya da dezavantajlı kur, işletmenin nakit akışını sekteye uğratır.

Önerilerimi sıralayayım:

İhracat tarihindeki kur ile tahsilat günündeki kur arasındaki farkın belirli bir oranını devletin üstleneceği sigorta benzeri bir yapı kurulmalı,

Faiz Destekli Döviz-TL Swap Kredileri: İhracat­çının döviz gelirlerini piyasa koşullarından daha avantajlı faizle TL’ye dönüştürebileceği özel kre­di araçları.

Vergi Teşvikleri: Döviz gelirlerinin belirli bir süre içinde yatırıma yönlendirilmesi koşuluyla dönüşüm gelirleri üzerindeki vergi yükünün azal­tılması.

TCMB Özel Pencere Mekanizması: İhracatçı şirketlere yönelik, piyasanın üzerinde kurdan ya­pılabilen dönüşüm olanakları.

Türkiye ihracatının büyük bölümünü gerçekleş­tiren küçük ve orta ölçekli işletmeler, finansal risk­ten korunma araçlarına erişimde büyük şirketlere kıyasla ciddi dezavantaj yaşıyor. Bu yapısal eşitsiz­lik, ihracat büyümesinin sürdürülebilirliğini teh­dit etmekte. Büyük ölçekli şirketler kur dalgalan­malarını yönetebilirken, KOBİ’ler piyasadan çekil­mek durumunda kalmakta; bu da ihracat tabanının daralmasına ve pazarda rekabet gücünün uzun va­dede aşınmasına yol açmaktadır.

Dünya genelinde pek çok ihracatçı ekonomi, döviz dönüşüm riskini azaltmaya yönelik etkin politikalar geliştirmiştir. Örneğin Hindistan’da Reserve Bank of India bünyesindeki özel pen­cere mekanizmaları, küçük ihracatçılara piyasa ortalamasının üzerinde kur garantisi sağlarken bu maliyetin bir bölümünü ihracat gelirleri üze­rinden elde edilen vergi gelirlerinden finanse et­mekte. kanıtlamaktadır.

Desteklerin artırılması için somut adımlar

Türkiye’nin döviz dönüşüm destek çerçevesinin güçlendirilmesi, birbirini tamamlayan birkaç ek­sende ele alınmalı. Her şeyden önce mevcut destek mekanizmalarının KOBİ’lere erişilebilirliği artırıl­malı; karmaşık bürokratik süreçler sadeleştirilme­li, başvuru ve onay süreleri kısaltılmalıdır.

İkinci olarak, ilgili kurumlar koordinasyonun­da ortak bir “İhracat Kur Güvencesi Fonu” oluş­turulması değerlendirilebilir. Bu yapı, kur riskini kamu-özel ortaklığı modeli ile paylaşarak hem ih­racatçıyı hem de devlet bütçesini aşırı yüklemek­ten kaçınır. Döviz dönüşüm desteği, ihracatçının bireysel bir sorunu değil; Türkiye’nin dış ticaret stratejisinin yapısal bir meselesidir. İhracat gelir­lerinin yurt içi değerini güvence altına alan, kap­samlı mekanizmaların hayata geçirilmesi, yalnız­ca ihracatçıları değil Türkiye ekonomisini bir bü­tün olarak güçlendirecektir.

Ve son cümle. Bana göre oran kaça mı çıkmalı. Yüzde 10. Gözünüz korkmasın, çıkaralım 10’a, bakalım Türk ihracatçısının önünde kimse dura­biliyor mu. Hodri meydan.

Yazara Ait Diğer Yazılar