Dünyadaki otlakların yarısı yok olacak, hayvancılığın krizi ahırda değil merada başlıyor
Meralar, tüm dünyada 1,5 milyardan fazla hayvana açık büfe yemek sunuyor. Potsdam İklim Etki Araştırma Enstitüsü’nün araştırmasına göre, “iklim bozulması nedeniyle yüzyılın sonuna kadar mera alanları yüzde 36 ile 50 arasında yok olabilir, küresel gıda sistemleri çökebilir.” Dünya gıda sisteminin görünmeyen altyapısı meralar çökerse gıda değer zinciri bozulur.
Otlak azalmasından etkilenen nüfusun yüzde 81’i düşük gelirli, ciddi açlık sorunu yaşayan, cinsiyet eşitsizliği olan, çatışmaların yoğun yaşandığı ülkeler. Etiyopya, Kalaharı Havzası ve Kongo Havzasındaki otlaklar güneye doğru kayarken kıyı otlak alanlarının genişleyecek yeri olmadığından tamamen yok olacak. Söz konusu çiftçilerin diğer otlak alanlara gitme hevesi yeni çatışma ve sorunlar demek.
Türkiye’nin meraları da yok oluyor
Dünyada bunlar olurken Türkiye’nin meralarında durum farklı değil. TÜİK’e göre 1940’larda 44 milyon hektar olan mera alanı giderek azalıyor, işlev kaybı yaşıyor. FAO’ya göre Türkiye’deki meraların yüzde 64’ü farklı derecelerde bozulmalara maruz. Sadece kayıplar değil Türkiye meralarının sadece yüzde 12,4’ü yeterli ve kaliteli yem üretebiliyor.
Türkiye meralarının yüzde 88’i kaliteli yem üretemiyor
Hayvan sayısındaki artış, değişen iklim koşulları, verimsiz arazilerin sürülmesi ve toprak erozyonu gibi nedenlerden ötürü meralardaki kaba yem üretimi azalmaya devam ediyor. TÜİK 2020 rakamlarına göre kaba yem üretimi 19,96 milyon tona düştü. Türk meralarının verimsizliği sadece hayvancılığı değil tarımsal faaliyetleri ve hatta sağlık harcamalarını da olumsuz etkiliyor. 1940’lı yıllarda hayvan başına 4,3 hektar mera alanı bugün 1,1 hektara gerilemiş durumda. Kalanı karın tokluğuna otlama.
Mera koruma bütçesi yeterli değil
Tarım Orman Bakanlığı verilerine göre 2022 yılına kadar 1916 proje kapsamında 1,4 milyon hektarlık alanda mera ıslahı yapılsa da bozulma devam diyor. Sayıştay’ın 2024 yılı denetimlerine göre 2023 yılında 77 belediye 18,2 milyon TL, 2024 yılında 66 belediyenin topladığı 20,8 milyon TL mera geliri mera ıslahı için kullanılmadı.
Dünyanın yıllık 360 milyon ton et üretimi son 60 yılda 5 kat büyüdü
Tarım arazilerinin yüzde 70’i hayvancılık için kullanılsa da proteinin yüzde 37’si hayvansal kaynaklı. Dünyadaki etin yüzde 10’u mera sistemlerinden gelse de sera gazı emisyonlarının yüzde 14,5’i hayvancılık kaynaklı. Meralar toprak karbonunun yüzde 30’unu tutuyor.
Meralar sadece hayvancılığı değil, Türkiye’nin gıda enflasyonunu etkiliyor
GSYİH’nın yüzde 2’sini üreten bir sektörün temel girdisi olan meraların ürettiği kaba yem sorununun makroekonomik etkileri sadece tarımla sınırlı değil. Mera alanlarının yüzde 32,2’sinin iklim değişikliğinden en çok etkilenen Orta Anadolu bölgesinde olması meraların kırılganlığını yükseltiyor. 2025 yılı hayvan ve et ithalatının faturası 1 milyar 191 milyon dolar.
Meralar iyileşmeden yemde dışa bağımlılık bitmez
Sadece hayvan değil yem ihtiyacında da yüzde 50 dışa bağımlılık devam ediyor. Yıllık ortalama 4 milyar dolardan fazla yem hammaddesi ve katkı ithal ediliyor. Yeme bağımlı hayvancılığın sürdürülebilir olmadığı aşikâr. Bu anlamda meraların ıslahı ulusal gıda güvenliğinin önemli bir parçası. Dergi Park’taki bir makaleye göre, Türkiye’de et ithalatının tüketici fiyat endeksine etkisi yüzde 2 ile 6 düzeyinde, mera kaybının enflasyona etkisi sinsi bir çarpan.
Çözüm doğa temelli
Nature’de yayınlanan bir araştırmaya göre, çiftçilerin mera bozulmalarıyla ilgili farkındalıkları düşük, çözüme katkı sunamıyorlar. Uzmanlara göre fosil yakıtlar azaltılırsa otlakların yüzde 16’sı kurtarılabilir. Çözüm zor olsa da imkânsız değil. Mera gelirleri ıslah fonu kurularak etkili rehabilitasyonlar yapmak. Meraları karbon kredisi kapsamına almak. Rejeneratif otlatma politikalarıyla toprağın, ekosistemin rehabilitasyonu ve biyoçeşitliliğin artırılması hedefli bütünsel bir yaklaşım sergilemek.
Velhasıl, meralar sadece hayvanların akşam yemeği değil, homosapiensin protein ve huzur güvenliğinin temeli, lezzet kaynağı. Bozulan meralar, gıda güvencesinde onarılamaz delikler oluşturuyor. Gıda enflasyonunu yükseltiyor, ekosistemleri bozuyor, kırsal ekonomileri zayıflatıyor, göçü tetikliyor.