Faizden sonra para nereye gidecek?

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Türkiye’de yatı­rımcıların son birkaç yıldaki en önemli sorusu, pa­rasını nasıl büyü­teceğinden çok na­sıl koruyacağı oldu. Yüksek enflasyon, değişen faizler, dö­viz kuru, altındaki yükseliş, borsadaki dalgalanma ve hız­la artan gayrimenkul fiyatla­rı yatırım kararlarını her za­mankinden daha zor hâle ge­tirdi. Bugün ise yatırımcıların önünde yeni bir soru var, fa­izler gerilemeye başladığın­da para nereye gidecek?

Tem­muz 2026 itibarıyla yıllık tü­ketici enflasyonu yüzde 31,75 seviyesinde bulunurken po­litika faizi yüzde 37 düzeyin­de. Yüksek faiz, birikimlerin önemli bölümünü mevduat ve para piyasası fonları gibi göre­ce düşük riskli araçlarda tuttu. Ancak enflasyonun düşüş eği­limini sürdürmesi ve faiz indi­rimlerinin gündeme gelmesi, önümüzdeki dönemde yatırım tercihlerinin yeniden şekille­nebileceğini gösteriyor. Çün­kü para boşlukta kalmaz. Ge­tiri azaldığında yeni bir adres arar.

Mevduatın cazibesi ne kadar sürecek?

Yüksek faiz döneminin en önemli kazananlarından biri mevduat oldu. Yatırımcı, pi­yasa dalgalanmalarına maruz kalmadan belirli bir vade so­nunda ne kadar kazanacağını görebildi. Özellikle belirsizli­ğin yükseldiği dönemlerde bu öngörülebilirlik başlı başına bir avantaj hâline geldi. An­cak yatırımcı açısından önem­li olan yalnızca bankanın sun­duğu faiz oranı değildir. Vergi kesintisi ve gerçekleşen enf­lasyon sonrasında elde kalan reel getiriye bakmak gerekir.

Örneğin mevduat faizi yüksek görünürken enflasyon da aynı seviyelerde seyrediyorsa ya­tırımcı parasını nominal ola­rak artırabilir fakat satın alma gücünü aynı ölçüde yükselte­meyebilir. Ayrıca faizler geri­lediğinde yeni açılan hesapla­rın getirisi de düşecektir. Bu durumda birikimlerin bir bö­lümü alternatif yatırım araç­larına yönelmeye başlayabilir. Fakat bu geçişin bir günde ve aynı yöne doğru gerçekleşme­sini beklemek doğru olmaz.

Faiz düşerse borsa mutlaka yükselir mi?

Faizlerdeki düşüşün bor­sayı destekleyebileceği genel olarak kabul edilir. Çünkü şir­ketlerin finansman maliyetle­ri azalabilir, tüketim ve yatı­rımlar canlanabilir, mevduat­ta bekleyen paranın bir kısmı hisse senetlerine yönelebi­lir. Fakat “Faiz düşerse bütün hisseler yükselir” şeklinde bir denklem yoktur. Faizlerin neden düştüğü en az düşüşün kendisi kadar önemlidir.

Enf­lasyon kontrol altına alındı­ğı, ekonomik güven güçlendiği ve şirketlerin kârlılığı arttığı için faiz düşüyorsa borsa açı­sından daha sağlıklı bir ortam oluşabilir. Buna karşılık eko­nomik durgunluk derinleşti­ği için faiz indiriliyorsa şirket bilançoları aynı ölçüde olum­lu etkilenmeyebilir. Borsa İs­tanbul, ağustos ayını yüzde 6,5 yükselişle 14.334 puanda tamamladı. Ancak yatırımcı açısından endeksin yükselme­si kadar hangi şirketlerin bu yükselişi taşıdığı da önemli­dir. Artık yatırımcıların yal­nızca hisse fiyatına değil, şir­ketin iş modeline bakması ge­reken bir dönemdeyiz.

Yatırım araçlarında durum ne olur?

Altınla başlayalım. Altın, Türkiye’de hem geleneksel ta­sarruf aracı hem de küresel belirsizliklere karşı korunma yöntemi olarak görülüyor. Sa­vaşlar, jeopolitik gerilimler, merkez bankalarının rezerv tercihleri ve küresel faiz bek­lentileri altın fiyatlarını des­tekleyebiliyor. Ancak altının Türkiye’deki fiyatı iki ayrı de­ğişkene bağlıdır: Ons altının uluslararası piyasalardaki de­ğeri ve dolar/TL kuru. Dolayı­sıyla ons altın gerilese bile dö­viz kurundaki yükseliş gram altının fiyatını destekleyebi­lir.

Bunun tersi de mümkün­dür. Altın düzenli faiz veya te­mettü geliri üretmez. Kazanç, fiyat artışı gerçekleştiğinde ortaya çıkar. Bu nedenle altın her fiyat seviyesinde risksiz değil; belirsizlik dönemlerin­de portföyü dengeleyebilecek bir araç olarak değerlendiril­melidir. Dövize baktığımızda, Türkiye’de döviz çoğu zaman bir yatırım aracından çok sa­tın alma gücünü koruma yön­temi olarak görülüyor.

Ancak yalnızca döviz tutmak da her dönemde en yüksek reel geti­riyi sağlamaz. Kurun enflasyo­nun gerisinde kaldığı dönem­lerde döviz yatırımcısı TL ba­zında kazansa bile enflasyon karşısında kayıp yaşayabilir. Gelelim gayrimenkule. Uzun yıllar boyunca Türkiye’de ko­nut her zaman kazandırır dü­şüncesi hâkim oldu. Ancak gü­nümüzde bir konut yatırımı­nı yalnızca gelecekteki satış fiyatıyla değerlendirmek ye­terli değil.

Fiyatı yükselen her konut iyi yatırım değildir. Fa­izlerin düşmesi konut talebi­ni ve fiyatları destekleyebilir. Fakat erişilebilir kredi oluş­madan yalnızca faiz indirimi beklentisiyle yapılan alımlar yatırımcıyı yanlış fiyat sevi­yelerine taşıyabilir. Küçük ya­tırımcının en sık yaptığı ha­talardan biri, geçmiş dönem­de en çok kazandıran yatırım aracına bütün birikimiyle yö­nelmektir.

Çoğu zaman yatı­rımcı yükselişin başında de­ğil, herkesin o aracı konuştuğu son bölümünde piyasaya girer. Oysa geçmiş getiri, gelecekte­ki kazancın garantisi değildir. Üç ay sonra kullanılması ge­reken para ile on yıl boyunca ihtiyaç duyulmayacak birikim aynı araçta değerlendirilemez. Bu nedenle yatırımın başlan­gıç noktası ne kadar kazanı­rım değil, ne kadar kaybı tole­re edebilirim ve bu paraya ne zaman ihtiyaç duyacağım so­rusu olmalıdır.

Paranın yeni rotasını ne belirleyecek?

Faizler gerilerse mevduat­tan çıkacak paranın tamamı­nın tek bir yatırım aracına yö­nelmesi beklenmemeli. Bir bölümü borsaya, bir bölümü altına, bir bölümü gayrimen­kule veya yatırım fonlarına gidebilir. Yatırımcılar arasın­daki risk algısı değiştikçe pa­ranın rotası da değişecektir. Böyle bir dönemde en doğru yaklaşım, bütün birikimi tek bir tahmine bağlamak yerine riski farklı araçlar arasında dengeli biçimde dağıtmaktır.

Çünkü yatırımda çeşitlendir­me, yalnızca kazancı artırmak için değil, büyük bir hatanın bütün birikimi yok etmesini engellemek için yapılır. Faiz­den sonra paranın nereye gi­deceğini bugünden kesin ola­rak söylemek mümkün değil. Ancak paranın sabırsız, yatı­rımcının hafızasının ise ço­ğu zaman kısa olduğunu bili­yoruz. Yatırımcının en büyük riski yanlış varlığı seçmek de­ğil, doğru görünen varlığa yan­lış zamanda ve bütün biriki­miyle girmektir.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 13.932,46 -0,84 %
Dolar 48,4410 0,25 %
Euro 56,3208 0,20 %
Euro/Dolar 1,1625 0,00 %
Altın (GR) 6.904,33 1,88 %
Altın (ONS) 4.476,64 0,08 %
Brent 94,6360 0,32 %