Kızıldeniz'e dönüş, küresel ticarette yeni bir perde açar mı?

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Küresel ticaret son yıllarda belki de tarihi­nin en dalgalı dönemlerinden birini yaşı­yor. Kasım 2023'te Husilerin Kızıldeniz'de ti­cari gemilere yönelik saldırılara başlamasıyla birlikte büyük armatörler Süveyş Kanalı yerine Ümit Burnu üzerinden uzun rotaya yönelmişti. Bu sapma, Asya-Avrupa hattında sefer süreleri­ni ortalama 10-15 gün uzatırken, filo kapasitesi­nin önemli bir kısmını da bu uzun rotada kilitle­miş oldu. Kısa vadede navlun fiyatlarını artıran ama aynı zamanda gizli bir arz fazlasını da per­deleyen bir etki yarattı. Bu durum sefer sürele­rini haftalarca uzatırken yakıt tüketimini artır­dı, gemi kapasitesini fiilen azalttı. İhracatçılar açısından ise artan maliyetler ve uzayan teslim süreleri, rekabet gücünü olumsuz etkileyen en önemli unsurlardan biri haline geldi.

Pandemiyle bozulan tedarik zincirleri tam anlamıyla onarılamadan Rusya-Ukrayna Savaşı, ardından Kızıldeniz'de yaşanan güvenlik krizi ve Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimler, ulusla­rarası taşımacılığı yeniden şekillendirdi. Deniz ticareti artık yalnızca limanlar ve gemiler üze­rinden değil; güvenlik, diplomasi ve jeopolitik riskler üzerinden de yönetiliyor.

Son günlerde bazı büyük armatörlerin Kızıl­deniz ve Süveyş Kanalı rotasını yeniden kul­lanmaya başlayacaklarını açıklamaları ise sek­tör açısından önemli bir gelişme. Bu karar, yal­nızca daha kısa bir deniz yolu tercihinden ibaret değil; küresel lojistikte normalleşme sürecinin başlayabileceğine ilişkin güçlü bir işaret olarak değerlendirilebilir. Süveyş Kanalı'nın yeniden kullanılmaya başlanmasıyla birlikte gemilerin yıllık sefer sayısı artacak, efektif taşıma kapasi­tesi genişleyecek ve son yıllarda filolara katılan yeni nesil konteyner gemileriyle birlikte piyasa­daki arz önemli ölçüde yükselecek. Talepte ola­ğanüstü bir artış yaşanmadığı sürece bunun ilk yansıması navlun fiyatlarında kademeli bir geri­leme olacaktır.

İyimser olmak için erken

Sektör, yılın ikinci yarısında navlun fiyatla­rının düşüş eğiliminde olacağını öngörüyor. Kı­zıldeniz'e toplu bir dönüş ile, kısa rota sayesinde filonun yaklaşık %6'sının serbest kalması anla­mına geliyor. Bu, zaten 2023-2027 arasında %36 oranında büyümesi beklenen gemi kapasitesiy­le birleşince, taşıma talebindeki nispeten müte­vazı büyümenin karşısında ciddi bir arz fazlası yaratıyor.

Öte yandan kısa rotayı kullanan gemiler ile uzun rotadan gelen gemiler aynı anda Avrupa li­manlarına ulaşırsa, zaten yüksek kapasitede ça­lışan limanlarda 2-3 haftalık bir tıkanıklık ya­şanabilir. Bu durum kısa vadede spot navlunla­rı geçici olarak yukarı da itebilir. Kızıldeniz'deki riskin sıfırlanmamış olması, savaş riski sigorta primlerinin tamamen eski seviyelerine dönme­sini engelliyor. Sigorta maliyetleri navlunlardan daha hızlı geriliyor, ancak yapısal maliyet un­surları navlun düşüşünü frenliyor.

İhracatçılara olumlu yansır

Bu gelişme özellikle ihracatçılar açısından olumlu bir haber niteliği taşıyor. Taşıma mali­yetlerinin düşmesi, teslim sürelerinin kısalması ve tedarik zincirlerinin daha öngörülebilir hale gelmesi, başta Avrupa pazarına çalışan firmalar olmak üzere Türk ihracatçılarının rekabet gü­cünü artırabilir. Ancak aşırı iyimser olmak için de henüz erken. Kızıldeniz'deki güvenlik riskle­ri tamamen ortadan kalkmış değil. Bölgedeki en küçük jeopolitik gerilim bile navlun piyasaların­da yeni dalgalanmalara yol açabilecek potansi­yele sahip. Bu nedenle armatörler bugün "esnek rota yönetimi" anlayışını benimsiyor; şartlar de­ğiştiğinde alternatif güzergâhlara hızla dönebi­lecek planlamalar yapıyorlar. Artık lojistik sek­törünün en önemli kavramlarından biri hız de­ğil, esneklik olacak.

Türkiye açısından bakıldığında ise bu süre­cin dikkatle değerlendirilmesi gerekiyor. Ülke­miz, yalnızca üretim üssü olma hedefiyle değil; Avrupa, Asya ve Orta Doğu arasında bölgesel bir lojistik merkez olma iddiasıyla da öne çıkıyor. Kızıldeniz'in yeniden canlanması Türkiye'nin önemini azaltmayacak; aksine hızlanan ticaret akışının yönetiminde limanlarımızın, lojistik merkezlerimizin ve transit taşımacılık altya­pımızın stratejik değerini daha da artıracaktır. Özellikle Orta Koridor yatırımları ve transit ti­careti destekleyen politikalar bu yeni dönemde Türkiye'ye önemli fırsatlar sunabilir.

2026'nın ikinci yarısına girerken küresel ti­caret yeni bir denge arıyor. Navlun fiyatların­da aşağı yönlü bir eğilim beklenirken, jeopolitik risklerin ticaret üzerindeki belirleyici etkisi de­vam edecek. Bundan sonraki süreçte kazanan­lar, yalnızca düşük maliyetle üretim yapanlar değil; değişen koşullara en hızlı uyum sağlayan ülkeler ve şirketler olacaktır. Çünkü artık küre­sel ticaretin en değerli yükü konteynerler değil, belirsizliği yönetebilme becerisidir.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.105,44 -0,60 %
Dolar 46,9459 0,05 %
Euro 53,7424 0,20 %
Euro/Dolar 1,1433 0,03 %
Altın (GR) 6.227,71 1,34 %
Altın (ONS) 4.123,68 -0,01 %
Brent 75,9590 -3,85 %