Ürün güvenliği ticaretin önünde engel mi güvence mi?

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Bir ülkeye giren her ürün, aslın­da o ülkenin vatan­daşlarına yapılmış sessiz bir sözdür. Bu ürün size zarar ver­mez diyen bir söz. Ama bu sözün tu­tulup tutulmadığı­nı kim denetler? İş­te tam bu noktada devreye giren mekanizma, ül­kemizde TAREKS (Dış Ticaret­te Risk Esaslı Kontrol Sistemi) adıyla biliniyor.

Türkiye de uzun yıllardır bu dönüşümün önemli bir parçası olarak ürün güvenliği alanında ciddi bir altyapı oluşturdu. Ti­caret Bakanlığı Ürün Güvenliği ve Denetimi Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışma­lar, ithalat ve ihracatta güvenli ürünlerin piyasaya arz edilme­sini sağlayan en önemli meka­nizmalardan biri haline geldi. TAREKS, denetimleri elektro­nik ortamda ve risk esaslı şe­kilde yürüterek kaynakların daha etkin kullanılmasını ve yalnızca riskli görülen partile­rin fiili denetime yönlendiril­mesini amaçlıyor. Oyuncaktan yapı malzemesine, medikal ci­hazdan tekstile, makinelerden akülere kadar geniş bir ürün yelpazesini kapsıyor. TSE de­netimine tabi ürünler de bu uy­gulamanın bir parçası.

Sistemin mantığı son dere­ce yerinde; her partinin fizik­sel olarak denetlenmesi yeri­ne, risk analizi yaparak riskli ürünleri öne çıkar. Düşük riskli ürünler yeşil hat üzerinden oto­matik onay alırken, yüksek risk­li ürünler fiili denetime ve TSE testlerine yönlendirilir. Kâğıt üzerinde kusursuz bir tasarım.

Güvensiz ürünün faturası ağır

İthalatta ürün güvenliği de­netimlerinin temel hedefi, it­hal yolla piyasaya arz edilecek ürünlerin insan sağlığı, can ve mal güvenliği, hayvan ve bitki yaşam ve sağlığı, çevre ve tü­keticinin korunması açısından sahip olması gereken asgari gü­venlik koşullarını taşıyıp ta­şımadığının denetlenmesidir. Bu tanım sıradan bir bürokra­tik açıklama gibi görünebilir; ancak her cümlenin arkasında gerçek bir risk var.

Denetimsiz bir piyasada yan­mayan kablolar, standart dı­şı oyuncaklar, sahte CE belgeli elektrikli aletler, etiketinde ya­zan kimyasalı içermeyen güb­re, kurşun içeren çocuk boyası piyasaya girebilir. Bunların her biri insan hayatına doğrudan dokunuyor. Bu nedenle ürün gü­venliği denetimi, ticaret kolaylı­ğından önce gelen bir kamu yü­kümlülüğüdür.

Küresel ticarette teknik dü­zenlemeler ve ürün güvenliği denetimleri, yalnızca tüketici­nin korunması açısından de­ğil, aynı zamanda adil rekabe­tin sağlanması ve sürdürüle­bilir dış ticaret politikalarının oluşturulması bakımından da büyük öneme sahiptir. Bu çer­çeveden bakıldığında TAREKS, sadece ithalatı denetleyen bir sistem değil; yerli üreticiyi hak­sız rekabetten koruyan, Türki­ye pazarının kalite güvencesini sağlayan bir kalkan aslında.

2026’da neler değişti?

2026 yılı itibarıyla ithalat aşa­masında gerçekleştirilen ürün güvenliği denetimlerinde önem­li bir dönüşüm oldu ve kapsam dışında olan ürünlerin de artık TAREKS üzerinden başvuruya tabi tutulması zorunluluğu gel­di. Yani aynı ürünü düzenli ola­rak ithal eden bir firma bile artık her sevkiyat için yeni bir başvu­ru yapmak zorunda. Aksi halde gümrük işlemleri tamamlama­yacağından, denetimlerin etkin­liği artırılmış oldu.

Geçmişte kalan uygulama de­netim sisteminin ruhunu ze­deliyor, güvensiz ürünlere açık kapı bırakıyordu. 2026 düzen­lemesi bu boşluğu kapatmayı hedefleyerek hayatımıza girdi. İşte bu noktada tablonun diğer yüzü devreye giriyor. Uygulama ile başvuruların bir kısmının haftalarca sonuçlandırılamadı­ğı ve bazı durumlarda bir aya ka­dar uzayabildiğini gördük. Bazı sektörlerde maliyetler 2 kat art­tı, bekleme süreleri 3 kat uzadı.

Bu süreçler TAREKS’in hem idari ve fiziki hem de sistemsel kapasitesinin güçlendirilmesi gereğini gözler önüne serdi. Se­nenin yarısını devirdik. Bu gün­lerde tablo eskiye göre elbette daha iyi. Ancak denetim yüküm­lülüğünü genişletirken denetim kapasitesini aynı oranda büyüt­mezseniz, sistemin tıkanması kaçınılmazdı, öyle de oldu.

Denge formülü: Güvenli ürün, akıcı ticaret

Çözüm için iki uç arasında sı­kışmak zorunda kalmamalıyız. Ne her şeyi serbest bırakacak kadar gevşek, ne de ticareti bo­ğacak kadar katı bir sistem şart. Bunun en olgun yanıtı güvenilir ithalatçı modeli gibi görünüyor. Geçmişte sorunsuz ithalat yap­mış, teknik uyum kültürünü iç­selleştirmiş firmalara daha hız­lı ve öngörülü bir süreç sunmak hem ödüllendirici hem de cay­dırıcı bir etki yaratır.

Ticaret Bakanlığı Ürün Gü­venliği ve Denetimi Genel Mü­dürlüğü’nün kurumsal vizyonu bu yönde. Yapılan düzenleme­lerin ruhu isabetli. Dışyönder Başkanı ve gümrük müşavi­ri şapkalarım ile çok sık durum değerlendirmesini rahatlıkla yapabildiğimiz bir kurum olma­sı en büyük avantajımız.

Ürün güvenliği güçlü ekono­milerin vazgeçilmez unsuru ol­sa da güvenli ticaret kadar hız­lı ticaret de çok önemli. Gerçek başarı, riskli ürünü sınırda dur­dururken güvenilir ithalatçıyı bekletmeyen bir sistem kura­bilmekte. İşte TAREKS’in ge­leceği de tam olarak bu vizyon üzerine inşa edildiğinde Türki­ye’nin hem üretim, hem ihracat, hem de uluslararası rekabet gü­cü önemli ölçüde artacaktır.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.077,67 -0,43 %
Dolar 47,3198 0,12 %
Euro 53,8835 0,21 %
Euro/Dolar 1,1379 0,01 %
Altın (GR) 6.137,26 -2,60 %
Altın (ONS) 4.050,00 0,01 %
Brent 94,9140 4,70 %