Gayrimenkul yatırım fonlarında çok yatırımcı büyük fon anlamına gelir mi?
Son birkaç gündür TEFAS'ta işlem gören gayrimenkul yatırım fonlarını biraz daha dikkatli inceleme fırsatı buldum. Doğal olarak öncelikle yatırımcı sayılarına bakmak istedim.
Tahmin ederim ki fon tercihlerinde birçok yatırımcı da önce aynı veriye bakıyordur. Çünkü finans dünyasında kalabalık çoğu zaman güven duygusu oluşturuyor. Bir fonu ne kadar çok kişi tercih ediyorsa, o fonun da o kadar büyük ve iyi performans sağladığı düşünülür.
İlk izlenim
Özellikle gayrimenkul yatırım fonları (GYF) tarafındaki TEFAS verileri bu alışkanlığımızı sorgulamayı gerektiriyor. Örneğin, yalnızca 1 yatırımcısı bulunan yaklaşık 13,2 milyar TL büyüklüğünde bir gayrimenkul yatırım fonu var. Hemen altında yine tek yatırımcıyla yaklaşık 12,1 milyar TL büyüklüğe ulaşmış başka bir fon yer alıyor. Benzer şekilde veri yapısı içerisinde sadece 2 yatırımcıya sahip yaklaşık 4,7 milyar TL büyüklüğünde fonlar da dikkat çekiyor. Buna karşılık yüzlerce yatırımcısı bulunan bazı fonların toplam portföy büyüklüğü bu seviyelerin oldukça altında kalmış durumda.
Belirttiğim gibi, salt finans ve portföy yönetimi mantığıyla bakıldığında, yatırımcı sayısı arttıkça fon büyüklüğünün de artması beklenir. İlk beklenti de doğal olarak bu yöndedir. Ancak Türkiye'deki GYFlere baktığımızda aynı tabloyla karşılaşmıyoruz. TEFAS verileri, yatırımcı sayısıyla fon büyüklüğü arasında her zaman doğrusal bir ilişki kurulamayacağını açıkça gösteriyor.
Verinin anlattığı
Aslında finans literatürü de bu tabloya yabancı değil. Davranışsal finans alanındaki çalışmalar, yatırımcıların karar verirken çoğu zaman başkalarının tercihlerini de dikkate aldığını ortaya koyuyor. Bir fonun yatırımcı sayısının yüksek olması, yatırımcıların önemli bir bölümü tarafından kaliteye ilişkin olumlu bir sinyal olarak algılanabiliyor.
Finans literatüründe Sinyal Teorisi olarak bilinen yaklaşım da yatırımcıların bazı göstergeleri kalite işareti olarak değerlendirdiğini ortaya koyuyor. Benzer şekilde bilgi şelalesi (information cascade) yaklaşımı ise yatırımcıların zaman zaman diğer yatırımcıların kararlarını referans alarak hareket ettiğini açıklıyor. Başka bir ifadeyle yatırımcı bazen yalnızca fonun özelliklerine değil, diğer yatırımcıların davranışlarına da bakarak, onları taklit ederek karar verebiliyor.
Ancak gayrimenkul yatırım fonlarında bu mekanizma her zaman aynı şekilde işlemiyor. Çünkü bütün fonlar aynı amaçla kurulmuş yapılar değil. Bazıları mümkün olduğunca geniş yatırımcı kitlesine (açık uçlu fonlar) ulaşmayı hedeflerken, bazıları daha kuruluş aşamasında sınırlı sayıda yatırımcı (kapalı uçlu fonlar) için tasarlanıyor. Amaç her zaman yeni yatırımcı kazanmak olmayabiliyor.
Belirli gayrimenkullerin tek bir fon çatısı altında yönetilmesi, aile varlıklarının daha etkin planlanması, kuşaklar arası servet aktarımının kolaylaştırılması veya kurumsal yatırımcıların uzun vadeli yatırım stratejileri de bu fonların kuruluş gerekçeleri arasında yer alabiliyor. Böyle olunca yatırımcı sayısıyla fon büyüklüğü arasındaki ilişkinin klasik portföy yönetimi mantığından farklılaşması da kaçınılmaz hale geliyor.
Uluslararası piyasalarda nitelikli yatırımcılara yönelik özel gayrimenkul fonları değerlendirilirken de yatırımcı sayısından çok yönetilen varlığın niteliği, yatırım stratejisi ve oluşturulan değer dikkate alınıyor.
Rakamın ötesi
TEFAS verileri bize finansal piyasalarda aynı rakamın, farklı ürünlerde aynı anlamı taşımayabileceğini gösteriyor. Gayrimenkul yatırım fonları bunun en güncel örneklerinden biri. Bu nedenle yatırımcı sayısını tek başına bir başarı ölçütü olarak görmek yanıltıcı olabilir. Hatta bazı fonlar açısından düşük yatırımcı sayısı, zayıflığın değil, fonun kuruluş amacının doğal bir sonucu olarak da karşımıza çıkabiliyor.
Bence bundan sonra gayrimenkul yatırım fonlarını değerlendirirken bakış açımızı biraz değiştirmemiz gerekiyor. İlk sorumuz “Bu fonda kaç yatırımcı var?” olmamalı. Önce fonun kimler için kurulduğunu, yatırım komitesinin kimlerden oluştuğunu, nasıl bir portföy yönettiğini, hangi yatırım stratejisini benimsediğini ve nasıl bir değer üretmeyi hedeflediğini anlamamız gerekiyor. Yatırımcı sayısı elbette önemli bir veri.
Ancak tek başına yeterli değil. Bu yazıda yalnızca yatırımcı sayısına odaklandık. Oysa aynı TEFAS verileri, fon büyüklüğünden portföy dağılımına, getiriden değerleme yöntemlerine kadar üzerinde konuşulması gereken çok daha fazla ipucu barındırıyor. Önümüzdeki haftalarda aynı veri setine farklı açılardan bakmaya devam edeceğim. Belki de o zaman, gayrimenkul yatırım fonlarını değerlendirirken uzun süredir yanlış sorular sorduğumuzu daha net göreceğiz.