Herkes fren yaparken kim büyüyor?
Ekonomik belirsizlik arttığında şirketlerde benzer bir refleks ortaya çıkıyor. Yatırımlar erteleniyor, yeni projeler gözden geçiriliyor, bütçeler sıkılaştırılıyor. Yönetim toplantılarında büyüme hedeflerinden çok maliyetler, nakit akışı ve riskler konuşuluyor. Böyle dönemlerde temkinli davranmak elbette önemli. Ancak aynı koşullarda bazı şirketlerin hızla büyümeyi sürdürmesi üzerinde düşünmeye değer. Çünkü belirsizlik herkesi etkilerken sonuçlar neden bu kadar farklılaşıyor?
Ülkemizde de şirket yöneticileri uzun süredir yüksek finansman maliyetleri, zayıflayan talep ve öngörülebilirlik sorunlarıyla uğraşıyor. Birçok sektörde öncelik mevcut konumu korumak. Ancak ekonomik koşulların zorlaşması bütün fırsatların ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Tüketicilerin harcama tercihleri değişiyor, yeni ihtiyaçlar doğuyor, bazı iş modelleri önemini kaybederken yenileri güçleniyor. Asıl soru, şirketlerin bu değişimi ne kadar erken fark edebildiği.
BÜYÜMENIN KAYNAĞI DEĞİŞİYOR
Financial Times'ın geçtğimiz günlerde yayınladığı İngiltere'nin en hızlı büyüyen şirketleri araştırması bu açıdan ilginç örnekler sunuyor. FT ve Statista'nın hazırladığı listede ekonomik ve siyasi belirsizliklere rağmen büyümeyi başaran şirketler bulunuyor. Listenin zirvesindeki Healf ise oldukça dikkat çekici. 2020'de kurulan sağlık ve iyi yaşam ürünleri şirketi, 2022-2025 arasında yıllık bileşik yüzde 670 gelir büyümesi yakaladı. Bugün İngiltere'nin yanı sıra 16 Avrupa ülkesine satış yapıyor. Yıllıklandırılmış satışları 100 milyon sterlini aşmış durumda.
Ancak şirketin hikayesindeki asıl ilginç nokta büyüme oranı değil. Kuruculardan CEO Lestat McCree, Financial Times'a verdiği röportajda başlangıçta işlerin yolunda gitmediğini anlatıyor. Dönüm noktası, ürün yelpazesini ve marka konumlandırmasını yeniden düzenlemeleriyle geliyor. Şirket, piyasadaki bütün ürünleri sunmaya çalışmak yerine müşterilerin güvenebileceği seçilmiş ürünlere odaklanıyor.
McCree'nin dikkat çektiği sorun, sağlık ürünleri pazarında seçeneklerin ve yanlış bilgilerin çoğalması. Healf bu karmaşanın içinde müşteriye güvenilir seçim yapma kolaylığı sunmayı hedefliyor. Şirketin ürün sayısını artırmak yerine markaları daha sıkı değerlendirmesi de bu yaklaşımın sonucu. Buradaki ders önemli: Büyüme her zaman daha fazla ürün, daha fazla mağaza veya daha fazla reklam anlamına gelmiyor. Bazen müşterinin değişen ihtiyacını rakiplerden farklı karşılamak yeterli olabiliyor.
BEKLEMEK DE BİR TERCİH
Bain & Company'nin 2026 B2B Growth Agenda araştırması, 1.100'den fazla üst düzey yöneticinin görüşlerine dayanıyor. Araştırmaya göre şirketlerin yüzde 86'sı önceki yıl büyüme hedeflerine ulaşacağını beklerken yüzde 42'si hedefini tutturamadı. Buna rağmen yöneticilerin yüzde 91'i 2026 hedeflerine ulaşacağına inanıyor.
Araştırmanın belki de en önemli bulgusu şu: Şirketlerin yalnızca yüzde 4'ü pazarda açık biçimde farklılaşan bir değer önerisine sahip olduğundan emin. Oysa belirgin bir değer önerisi oluşturabilen şirketler 1,6 kat daha hızlı büyümeyle ilişkilendiriliyor.
Her koşulda agresif yatırım yapılması gerekmiyor. Finansal gücü zayıf bir şirket için yanlış zamanda alınan büyüme kararı ciddi sonuçlar yaratabilir. Ancak bütün yatırımları ertelemek de rasyonel bir karar sayılmaz. Çünkü şirket beklerken müşteri ihtiyaçları, rekabet koşulları ve pazarın yapısı değişmeye devam ediyor.
Bence zor dönemlerde şirketleri birbirinden ayıran önemli yetkinliklerden biri, nerede frene basacağını ve nerede hızlanacağını bilmek. Bazı alanlarda maliyetleri azaltırken gelecekte büyüme sağlayabilecek birkaç fırsata kaynak ayırabilmek. Her pazarda aynı anda büyümeye çalışmak yerine hangi ihtiyacın kalıcı olduğunu anlayabilmek.
NE YAPMALI?
●Ekonomik belirsizliği değerlendirirken müşterilerin değişen ihtiyaçlarını ayrıca izleyin.
●Bütün yatırımları aynı ölçüde kısmak yerine gelecekte büyüme yaratabilecek alanları belirleyin.
●Rakiplerden hangi somut özelliğinizle ayrıştığınızı yeniden sorgulayın.
●Yeni ürün sayısı kadar mevcut ürünlerin müşteriye sağladığı değere odaklanın.
●Büyüme kararlarını yalnızca ciro hedefiyle değil, kârlılık ve finansal dayanıklılıkla birlikte değerlendirin.
Çünkü belirsizlik dönemlerinde asıl mesele yalnızca ne kadar küçüleceğini hesaplamak değil, büyümenin nerede devam ettiğini görebilmek.