Kademeyi bekleyenler hem emekli olamıyor hem emekli aylıkları düşüyor

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Çalışıyorsunuz, prim ödüyorsunuz; ay ay artan emekli aylığı yıl de­ğişince düşebiliyor.

Emeklilik sisteminde­ki en büyük çelişkilerden biri tam olarak burada or­taya çıkıyor. Çalışıyorsu­nuz. İşçi ve işveren olarak SGK primleriniz ödeni­yor. Üstelik prime esas kazancı­nız yükseldikçe ödediğiniz prim de yükseliyor.

Normal olarak bunun karşı­lığında gelecekte bağlanacak emekli aylığınızın da yükselme­sini beklersiniz. Nitekim aylık bazda baktığımızda, özellikle yüksek prime esas kazanç üze­rinden çalışanlarda ödenen her ilave ayın primi gelecekte bağ­lanacak emekli aylığını artıra­biliyor.

Ancak takvim yılı değiştiğin­de başka bir mekanizma devreye giriyor: emekli aylığı hesabında­ki güncelleme sistemi. Böylece bir taraftan çalıştığınız ve prim ödediğiniz için emekli aylığınız ay ay artıyor gibi görünürken, di­ğer taraftan yıl değişiminde or­taya çıkan hesaplama farkı ne­deniyle gelecekte bağlanacak aylığınız düşebiliyor.

Üstelik prime esas kazancı asgari ücret veya asgari ücrete yakın olanlarda durum daha da dikkat çekici. Bu grupta ilave ça­lışmanın emekli aylığına katkısı son derece sınırlı kalabildiği gibi bazı durumlarda aylık bazda da­hi düşüş ortaya çıkabiliyor. Or­tada oldukça karmaşık ve sigor­talının aleyhine sonuç üretebi­len bir sistem var.

Ay ay kazanıyorsunuz, yıl atlarken kaybedebiliyorsunuz

Çalışmaya devam etmenin emekli aylığı üzerindeki etki­sinde en önemli unsurlardan bi­ri SGK’ya bildirilen prime esas kazançtır. Ancak her ilave prim günü emekli aylığını aynı mik­tarda artırmıyor.

Asgari ücret düzeyinde veya buna yakın kazançlarda artış çok sınırlı kalabilir; bazı örnek­lerde aylıkta 30-40 TL civarında düşüş dahi görülebilir.

2026 yılı aylık brüt asari üc­retinin 33.030 TL olduğu kabu­lüyle, bir aylık ilave çalışmanın gelecekte bağlanacak emek­li aylığına yaklaşık etkisi şöyle (TABLO):

Tablo ilk bakışta şunu söylü­yor: Prime esas kazanç yüksel­dikçe çalışmaya devam etmenin emekli aylığına olumlu katkısı da yükseliyor. Asgari ücretin 2,5 katında bir aylık ilave çalışma­nın yaklaşık etkisi 170 TL, üç ka­tında 200 TL, dört katında 270 TL, beş katında 335 TL, altı ka­tında 400 TL, yedi katında 470 TL, sekiz katında 540 TL, dokuz katına ulaşan kazançlarda ise 600-650 TL civarında.

Örneğin asgari ücretin üç ka­tı üzerinden çalışan bir sigor­talı bir yıl daha çalıştığında, ba­sit hesapla gelecekteki aylığı­na yaklaşık 2.400 TL ilave katkı sağlamış gibi görünüyor. Asgari ücretin beş katında bu etki yak­laşık 4.020 TL’ye, sekiz katında 6.480 TL’ye, dokuz katında ise 7.200-7.800 TL’ye kadar çıkıyor.

Buraya kadar sistemin man­tığında bir sorun görünmüyor: Daha yüksek prim ödüyorsunuz, daha uzun süre çalışıyorsunuz ve gelecekteki emekli aylığınız yükseliyor. Fakat takvim yılı de­ğiştiğinde hesap değişiyor.

Ay ay artış var, yıl değişince kayıp var

Sigortalının çalışması nede­niyle oluşan aylık artış ile emek­lilik talep yılının değişmesinden kaynaklanan fark birbirinden ayrı iki etki. Bir tarafta çalışılan her ilave ay, ödenen prim ve pri­me esas kazanç bulunuyor. Di­ğer tarafta ise geçmiş kazançla­rın emekli aylığı hesabına taşın­masında kullanılan güncelleme mekanizması var.

Son yıllardaki örnekler bu ikinci etkinin ne kadar önem­li olduğunu açık biçimde gös­teriyor. 2022’den 2023’e geçer­ken yaklaşık yüzde 17, 2024’ten 2025’e geçerken yaklaşık yüzde 31, 2025’ten 2026’ya geçerken yaklaşık yüzde 5 oranında fark ortaya çıktı.

2026 yılında emekli olmak ye­rine emekliliği 2027 yılına ka­lanlar bakımından ise mevcut tahminler yaklaşık yüzde 2-3 düzeyinde yeni bir kayıp ihtima­line işaret ediyor. Kesin oran yıl sonu verileriyle belli olacak.

2022 → 2023: %17 | 2024 → 2025: %31 | 2025 → 2026: %5 | 2026 → 2027: %2-3

-2026-2027 oranı tahmindir, kesin oran yıl sonu verileriyle netleşecektir.

İşte sistemdeki temel çelişki burada. Sigortalı bir taraftan ça­lışıyor, işçi ve işveren primleri ödeniyor. Özellikle yüksek pri­me esas kazanç üzerinden bildi­riliyorsa gelecekteki aylığı her ay bir miktar yükseliyor gibi gö­rünüyor.

Fakat diğer taraftan takvim yı­lı değiştiğinde güncelleme sis­teminden kaynaklanan fark, ça­lışarak ve prim ödeyerek elde ettiği bu artışın bir bölümünü ortadan kaldırabiliyor, hatta ba­zı durumlarda sigortalıyı önceki yıla göre daha düşük bir emek­li aylığıyla karşı karşıya bıraka­biliyor.

Prime esas kazancı asgari ücret veya asgari ücrete yakın olanlarda ise sorun daha da be­lirgin. Çünkü bu grupta çalışma­ya devam etmenin aylığa katkı­sı zaten son derece sınırlı, hatta bazı durumlarda negatif olabili­yor. Dolayısıyla düşük kazançlı sigortalıda aylık bazda dahi ka­yıp yaşanabilirken, yüksek ka­zanç üzerinden prim ödeyen si­gortalıda aylık bazda görülen ar­tış yıl değişimindeki hesaplama farkıyla aşınabiliyor.

40 bin liralık aylık üzerinden düşünelim

Bugün emekli olsa yaklaşık 40 bin TL aylık bağlanabilecek ve asgari ücretin üç katı üzerinden çalışmaya devam eden bir sigor­talıyı düşünelim. Bir aylık ilave çalışmasının gelecekteki emekli aylığına yaklaşık 200 TL katkısı olduğunu kabul edelim.

Bu kişi 12 ay çalıştığında kağıt üzerinde yaklaşık 2.400 TL ilave aylık avantajı elde etmiş gibi gö­rünüyor. Ancak emeklilik baş­vurusunun bir sonraki takvim yılına kalması halinde yıl deği­şiminden kaynaklanan hesapla­ma farkı bu kazanımın bir bölü­münü götürebiliyor.

Bu nedenle yalnızca “Çalış­tıkça aylığım ne kadar artıyor?” sorusuna bakmak yeterli değil. Asıl sorulması gereken şu: Çalı­şıp prim ödeyerek elde edilen ar­tışın ne kadarı, emeklilik yılı de­ğiştiğinde korunabiliyor?

Emeklilik hakkı olduğu halde emekli olamayan veya olmayı tercih edemeyenler de var

Sorunun bir başka boyu­tu EYT kapsamında emeklilik şartlarını tamamlamış olması­na rağmen fiilen emeklilik baş­vurusu yapamayan veya emek­lilik başvurusunu çalışma ko­şulları nedeniyle ertelemek zorunda kalan sigortalılar.

Bir çalışan EYT kapsamında emeklilik için kendisinden is­tenen şartları tamamlamış ola­bilir. Ancak çalıştığı işyerinin emekli statüsünde çalışan istih­dam etmemesi nedeniyle emek­lilik başvurusu yaptığında mev­cut işini kaybetme riskiyle kar­şılaşabilir.

Benzer biçimde kamu iktisa­di teşebbüslerinde veya emekli­lik sonrasında aynı şekilde çalış­maya devam etmenin mümkün olmadığı işyerlerinde çalışanlar açısından emeklilik kararı yal­nızca “Aylığımı hemen bağlata­yım mı?” sorusundan ibaret de­ğildir.

Kişi emekli olduğunda alaca­ğı aylık mevcut çalışma gelirinin çok altında kalacaksa çalışma­ya devam etmeyi tercih edebilir. Hatta ekonomik koşullar nede­niyle buna mecbur da kalabilir.

Kişi emeklilik hakkını kazan­mış olmasına rağmen çalışmaya devam ediyor, prim ödüyor. Pri­me esas kazancı yüksekse, çalış­tığı her ilave ay gelecekte bağ­lanacak emekli aylığı bir miktar artıyor gibi görünüyor. Ancak emeklilik başvurusu bir sonra­ki takvim yılına kaldığında gün­celleme sisteminden kaynakla­nan fark nedeniyle bu artışın bir kısmı ortadan kalkabiliyor. Ya­ni kişi çalıştığı, üretmeye devam ettiği ve sisteme daha fazla prim ödediği halde bunun karşılığını emekli aylığında aynı ölçüde gö­remeyebiliyor.

Kademeyi bekleyenlerin ise tercih hakkı bile yok

Asıl dikkat çekilmesi gereken gruplardan biri de emeklilik için gerekli prim şartlarını yerine getirdiği halde mevcut mevzuat nedeniyle yaş şartını bekleyen sigortalılar.

Bu kişiler çalışıyor, prim ödü­yor, sisteme katkı sağlamaya de­vam ediyor ancak yasalarda bir değişiklik yapılmadığı sürece yaşlarını doldurmadan emek­lilik başvurusunda bulunamı­yorlar. Dolayısıyla EYT kapsa­mında emeklilik hakkını kazan­mış bir kişinin en azından teorik olarak sahip olduğu “Bu yıl mı emekli olayım, gelecek yıl mı?” tercihine bu kişilerin bir bölü­mü hiç sahip değil.

Yaşı beklemek zorundalar. Üs­telik beklerken prim ödemeye devam ediyorlar.

Prime esas kazançları yüksek­se, çalışılan her ilave ay nede­niyle gelecekteki emekli aylık­ları aylık bazda yükseliyor gibi görünebilir. Ancak yıl değişti­ğinde güncelleme mekanizma­sının oluşturduğu fark devreye giriyor ve aylık bazında elde edi­len bu artışın önemli bir bölümü kaybolabiliyor.

Başka bir ifadeyle, kişi emekli olamadığı için çalışmaya devam ediyor, çalıştığı için prim ödüyor, yüksek prim ödediği için aylığı­nın artmasını bekliyor; fakat yılı atlarken hesaplama sistemi ne­deniyle gelecekteki emekli aylı­ğında kayıpla karşılaşabiliyor.

Buradaki sorun artık yalnız­ca “Kaç yaşında emekli oluna­cak?” meselesi değildir. Kade­meli emeklilik tartışmalarında mutlaka ikinci bir sorunun da sorulması gerekiyor: Emeklilik yaşını beklemek zorunda olan sigortalının, beklediği yıllar bo­yunca gelecekteki emekli aylığı­na ne oluyor?

Sistem emekli olmayı değil, çalışmayı özendirmeli

Sosyal güvenlik sisteminin vermesi gereken mesaj aslın­da son derece açık olmalı: Da­ha uzun süre çalışır, daha faz­la prim öder ve daha yüksek kazanç üzerinden prim yatırır­sanız daha yüksek emekli aylığı alırsınız.

Oysa mevcut yapıda sigortalı­nın karşısına zaman zaman bu­nun tam tersi bir sonuç çıkabi­liyor. Kişi çalışmaya devam edip prim ödediği halde, emeklilik başvurusunun başka bir takvim yılına kalması nedeniyle daha düşük aylıkla karşılaşma endi­şesi yaşayabiliyor.

Böyle bir sistem çalışma sü­resini uzatmayı değil, şartları oluştuğu anda emeklilik başvu­rusu yapmayı teşvik eder. Oysa sosyal güvenlik sisteminin ama­cı bunun tam tersi olmalı.

Daha fazla çalışmanın ve da­ha fazla prim ödemenin emekli aylığı üzerindeki katkısı güçlen­dirilmeli. Sigortalı, bir yıl daha çalıştığında “Emekli aylığım dü­şer mi?” diye endişelenmemeli; “Daha fazla çalıştığım ve daha fazla prim ödediğim için emekli aylığım da artacak” diyebilmeli.

Emekli aylığı hesabında köklü değişiklik gerekiyor

Bugün Türkiye’de en düşük emekli aylığı 23.552 TL düze­yinde. Ortalama emekli aylıkları ise yaklaşık 27-27,5 bin TL civa­rında. Bu rakamlar, emekli ay­lıklarının genel seviyesinin ne kadar düşük kaldığını da göste­riyor.

Bu nedenle sorun yalnızca be­lirli yıllar arasında ortaya çıkan yüzde 17’lik, yüzde 31’lik, yüzde 5’lik veya tahmini yüzde 2-3’lük farklardan ibaret görülmemeli. Daha temel bir sorun var: Emek­li aylığının hesaplanma sistemi, uzun süre çalışmayı ve yüksek prim ödemeyi yeterince güçlü biçimde ödüllendirmiyor.

Yıllar içinde uygulanan aylık bağlama ve güncelleme meka­nizmaları emekli aylıklarının seviyesini aşağıya çeken önemli unsurlardan biri haline geldi. Bu nedenle emekli aylığı hesapla­ma sisteminin yeniden ele alın­ması gerekiyor.

Özellikle güncelleme sistemi­nin, enflasyon ve büyümedeki değişimlerin etkisiyle sigorta­lının geçmiş yıllarda biriktirdi­ği emeklilik hakkının değerinde büyük kayıplar oluşturmasının önüne geçilmeli.

Çalışılan ve prim ödenen her ilave dönem gelecekteki emek­li aylığını daha değerli hale ge­tirmeli. Prime esas kazanç yük­seldikçe bunun emekli aylığı­na yansıması daha güçlü olmalı. Uzun süre çalışan ile daha kısa süre çalışan, yüksek kazanç üze­rinden prim ödeyen ile düşük kazanç üzerinden prim ödeyen arasındaki fark emekli aylığına daha anlamlı biçimde yansımalı.

Ve en önemlisi, sigortalı ça­lışmaya devam ettiği için ce­zalandırıldığı hissine kapıl­mamalı.

Emeklilik hakkını kazanmış ancak çalışma koşulları nede­niyle emekli olamayan veya emekli olmayı tercih edeme­yen kişi de, yaş şartı nedeniy­le emeklilik başvurusu yapma imkanı bulunmayan kişi de ay­nı temel güvenceye sahip olma­lı: Çalıştıkça, prim ödedikçe ve sisteme katkı sağladıkça gele­cekteki emekli aylığı geriye git­memeli.

Aksi halde yıllarca vatanda­şa “çalış, daha fazla prim öde, kayıtlı istihdamda kal” dedik­ten sonra emeklilik aşamasın­da “Keşke daha önce emekli ol­saydın” sonucunu üreten bir sis­temle karşı karşıya kalıyoruz.

Türkiye’nin ihtiyacı, insan­ları bir an önce emekli olmaya yönelten değil; çalışmayı, üret­meyi ve daha fazla prim ödemeyi özendiren bir emekli aylığı he­saplama sistemidir.

Kademeyi bekleyenler hem emekli olamıyor hem emekli aylıkları düşüyor - Resim : 1

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 13.337,69 0,40 %
Dolar 48,8032 0,01 %
Euro 55,9827 0,08 %
Euro/Dolar 1,1469 0,03 %
Altın (GR) 6.769,42 -0,89 %
Altın (ONS) 4.343,88 -0,78 %
Brent 96,7210 -2,98 %