Kendi işini kuracak, şirket ortağı olacaklar dikkat! Emekliliğiniz değişebilir
SSK kapsamında emeklilik için gerekli prim gününü tamamlayan birçok çalışan, yaş şartını beklerken kendi işini kurmayı, serbest meslek faaliyetine başlamayı veya bir şirkete ortak olmayı düşünüyor. Ancak bu karar yalnızca ticari hayatı değil, emeklilikte hangi sigortalılık statüsünün esas alınacağını ve ileride bağlanacak aylığı da etkileyebiliyor. Özellikle yüksek ücret üzerinden uzun yıllar prim ödemiş olanların bu değişikliği iyi planlaması gerekiyor.
7.000 günü tamamlayanlar hangi şartlarla emekli oluyor?
8 Eylül 1999 sonrasında ve 30 Nisan 2008 tarihine kadar ilk defa sigortalı olan 4/a (SSK) kapsamındaki kişiler, kadınlarda 58, erkeklerde 60 yaşını doldurmak koşuluyla 7.000 prim günü üzerinden emekli olabiliyor. Alternatif olarak 25 yıllık sigortalılık süresi ve en az 4.500 prim günüyle de aynı yaş koşullarına tabi olarak emeklilik mümkün. Bu geçiş koşulları 506 sayılı Kanun’un 60. maddesi ve 5510 sayılı Kanun’un geçici 9. maddesi çerçevesinde değerlendiriliyor. İlk defa 1 Mayıs 2008 ve sonrasında sigortalı olanlar için farklı kurallar bulunuyor.
Örneğin 7.491 prim günü bulunan bir sigortalı, SSK bakımından 7.000 günlük koşulu sağlamıştır. Ancak yaşını beklerken hangi statüde çalışmaya devam ettiği önemini korur. Prim gününün tamamlanması, gelecekteki emeklilik statüsünün değişmeyeceği anlamına gelmez.
İş yeri açınca Bağ-Kur isteğe bağlı mı?
5510 sayılı Kanun’un 4/1-b maddesine göre, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar ile kanunda belirtilen şirket ortakları Bağ-Kur kapsamında zorunlu sigortalı sayılır. Ticari veya serbest meslek kazancı nedeniyle gelir vergisi mükellefi olanlar, limited şirket ortakları ve anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortakları bu kapsamda değerlendirilebilir. Yalnızca anonim şirket hissedarı olmak ise tek başına her zaman 4/b sigortalılığı doğurmaz.
Dolayısıyla “SSK prim günümü tamamladım, Bağ-Kur’lu olmak istemiyorum” demek, zorunlu sigortalılık doğuran bir faaliyette Bağ-Kur kapsamına girmeyi engellemez.
Kritik eşik: Son 2.520 günlük hizmet
İlk defa 1 Ekim 2008’den önce sigortalı olanların farklı statülerdeki hizmetleri birleştirilirken, 2829 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca son yedi yıllık fiilî hizmet, yani son 2.520 prim günü içindeki ağırlıklı statü belirleyicidir. Bu süre takvimdeki son yedi yıl değil, prim ödenen son 2.520 gündür.
Son 2.520 günde 1.261 gün SSK ve 1.259 gün Bağ-Kur varsa SSK; 1.261 gün Bağ-Kur ve 1.259 gün SSK varsa Bağ-Kur şartları öne çıkar. Hizmetler 1.260’ar günle eşitse son tabi olunan statü belirleyici olur. Bu nedenle “Bağ-Kur’da 1.260 günü aşmamak” yararlı bir pratik uyarı olsa da tek başına bütün durumları açıklayan mutlak bir kural değildir. Ayrıca 1 Ekim 2008 ve sonrasında ilk defa sigortalı olanlar bakımından farklı statü belirleme hükümleri geçerlidir.
7.000 gün yerine 9.000 gün riski
Söz konusu dönemde ilk kez sigortalı olan kişiler açısından 4/a normal emekliliğinde 7.000 gün yeterli olabilirken, 4/b normal emekliliğinde 25 tam yıl, yani 9.000 gün koşulu söz konusudur. Dolayısıyla 7.000 gününü tamamlayıp yaş bekleyen bir kişinin daha sonra Bağ-Kur şartlarına tabi hale gelmesi, eksik prim günlerini tamamlama zorunluluğu doğurabilir. Emeklilik koşulları, ilk sigortalılık tarihi ve kişinin tüm hizmet dökümü birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir.
70 bin lira emekli aylığı görünen çalışan ne yapmalı?
1982 doğumlu, 2005 yılında SSK kapsamında çalışmaya başlamış bir kadın sigortalıyı düşünelim. Toplam 7.491 prim günü bulunuyor. Bu kişi 58 yaşını dolduracağı 2040 yılında, diğer şartları da sağlıyorsa SSK’dan emekliliğe hak kazanabilecek. Uzun yıllar yüksek prime esas kazanç üzerinden çalıştığı için SGK sisteminde bugün ek ödeme dahil yaklaşık 70 bin lira tutarında örnek bir emekli aylığı hesaplandığını varsayalım.
Bu çalışan işten ayrılıp kendi işletmesini açtığında veya Bağ- Kur sigortalılığı doğuran bir şirket ortaklığına girdiğinde, geçmiş SSK günleri silinmez. Ancak sonraki Bağ-Kur hizmetleri hem hangi statünün esas alınacağını hem de aylık hesabında dikkate alınacak ortalama kazancı etkileyebilir. Özellikle uzun süre düşük kazanç üzerinden Bağ-Kur primi ödenmesi, geçmişte yüksek kazançla çalışmış sigortalılar bakımından beklenen aylık düzeyini olumsuz etkileyebilir.
Burada önemli bir ayrım var: Bağ-Kur’dan emekli olan herkesin SSK’ya göre yüzde 35 daha düşük aylık alacağına ilişkin sabit bir yasal oran yoktur. Örneğin 70 bin liralık aylığın yüzde 35 azalması halinde 45.500 liraya inmesi yalnızca varsayımsal bir risk senaryosudur; kişiye bağlanacak kesin aylık değildir. Bugün sistemde görünen tutar da 2040 yılında bağlanacak aylığın garantisi sayılamaz.
Daha fazla prim, her zaman daha yüksek aylık demek değil
5510 sayılı Kanun’un 29. maddesi kapsamında emekli aylığı; güncellenmiş ortalama aylık kazanç, aylık bağlama oranı ve ilgili geçiş hükümleriyle hesaplanır. Bu nedenle Bağ-Kur’a her ay prim yatırmanın aylığı sabit bir tutarda artıracağı söylenemez. Ödenen primin alt veya üst sınırdan seçilmesi, prim ödeme süresi ve geçmiş kazanç dağılımı sonucu değiştirebilir. Yeni primlerin emekli aylığı üzerindeki etkisi kişiye özel hesaplanmalıdır.
İş kurmadan önce bu üç hesabı yaptırın
Kendi işini kurmayı düşünen sigortalı öncelikle ticari faaliyetin 4/b zorunluluğu doğurup doğurmadığını öğrenmeli. Ardından mevcut hizmet dökümüne göre son 2.520 günlük fiilî hizmet dağılımını ve olası emeklilik statüsünü hesaplatmalı. Son olarak Bağ- Kur’da ne kadar süre ve hangi prime esas kazanç üzerinden prim ödeneceğinin tahmini emekli aylığına etkisini karşılaştırmalı.
Özellikle 8 Eylül 1999 sonrasında sigortalı olmuş, SSK’da 7.000 gününü tamamlamış ve yüksek kazançlardan prim ödemiş kişiler için bu planlama kritik önemdedir. Kendi işini kurmak doğru bir ekonomik karar olabilir; ancak emeklilik hesabı yapılmadan atılan adım, beklenmedik prim yükümlülüklerine ve daha düşük aylık ihtimaline yol açabilir.
Unutmayın: Emeklilikte yalnızca kaç gün prim ödediğiniz değil, hangi statüde ve hangi kazanç üzerinden prim ödediğiniz de belirleyicidir.