Konut kredisi geri döndü mü, yoksa sadece şekil mi değiştiriyor?
BDDK’nın 30 Ocak günü yayımladığı kararla birlikte konut kredilerinde uzun süredir uygulanan 1. El ve 2. El ayrımı kaldırıldı. Aynı düzenleme kapsamında, C enerji sınıfına sahip konutlar da avantajlı kredi değer oranı uygulanan konutlar kapsamına alındı.
Diğerleri ise açık biçimde daha yüksek peşinat gerektiriyor. Aynı fiyat seviyesindeki iki konuttan, enerji sınıfı yüksek olan çok daha fazla kredi kullanabilirken, düşük enerji sınıfına sahip olan konut alıcısı doğrudan özkaynağa zorlanıyor. Ailede halihazırda konut bulunması halinde ise kredi oranlarının düşürülmesi uygulaması devam ediyor.
İlk bakışta bir “gevşeme” gibi algılanabilecek bu adımlar, detaylara girildiğinde aslında oldukça kontrollü ve hedefli bir yönlendirme içeriyor.
1. el-2. el kalktı, ama asıl ayrım hala yerinde
Bu noktada sık yapılan bir yanlış yoruma dikkat çekmek gerekiyor. Birinci el-ikinci el ayrımı kalktı, fakat ilk konut-ikinci konut ayrımı aynen devam ediyor. Yani kişinin, eşinin ya da 18 yaş altındaki çocuklarının üzerinde halihazırda bir konut varsa, krediye erişim oranları hala ciddi şekilde daha düşük. Mevcut yapı içerisinde yer almaya devam eden bu kriter daha çok ilk konut edinimini önceleyen bir çerçeve sunuyor. Bu yaklaşım, krediyle yatırımın değil, krediyle barınmanın önceliklendirildiğini açık biçimde ortaya koyuyor.
Fiyat yükseldikçe kredi geri çekiliyor
Bir diğer net mesaj da konut değerine ilişkin. Değer yükseldikçe kredi oranı sistematik olarak düşüyor. Düzenlemenin geliştirici tarafında nasıl bir etki yarattığına da bakmak gerekecek. Zira yüksek değerli konut projeleri üreten firmalar açısından yeni tablo, gevşemeden ziyade belirgin bir sıkılaşmaya işaret ediyor. Eski uygulamada, örneğin A sınıfı enerji performansına sahip konutlarda ilk ev alımında 10-20 milyon TL arasındaki değerler için kredi değer oranı %70 seviyesindeyken, yeni tabloda bu oran %50’ye çekilmiş durumda. Benzer şekilde, 20 milyon TL üzerindeki konutlarda kredi değer oranı %60’tan %40’a indirilmiş görünüyor.
Orta-üst segmentte ince ayar
Sadece üst segmentte değil, orta-üst segmentte de dikkat çekici bir ayrıştırma var. Eski uygulamada 5-10 milyon TL aralığındaki konutlar için %80 olarak uygulanan kredi değer oranı, yeni tabloda ikiye bölünmüş durumda. 5-7 milyon TL aralığı %80 ile korunurken, 7-10 milyon TL bandında oran %70’e düşürülmüş. Bu ayrım, regülatörün artık “ilk ev” kavramını tek başına yeterli görmediğini; fiyat seviyesini de doğrudan bir risk kriteri olarak ele aldığını gösteriyor. 5 milyon TL altı konutlarda ise %90 oranı korunmaya devam ediliyor.
Geliştirici tarafında talep daha seçici
Belirttiğim gibi son düzenleme, barınma amacıyla ilk ev alımını görece desteklerken, nitelikli ve yüksek değerli konut projeleri için finansman erişimini daha seçici hale getiriyor. Bu durumun, özellikle yüksek maliyetli ve nitelikli konut üreten geliştiriciler açısından talep tarafını zorlayabileceği de göz ardı edilmemeli.
Somut bir hesap, net bir sonuç
30 Ocak düzenlemesi, duyuru metninde doğrudan yazmasa da, yatırım amaçlı alımları dolaylı biçimde baskılıyor. Yüksek bedel, düşük kredi oranı ve yüksek peşinat zorunluluğu spekülatif talebi doğal olarak caydırıyor.
Üst segmente yönelik somut bir örnek vermek tabloyu daha anlaşılır kılar sanırım. A enerji sınıfına sahip, 15 milyon TL değerinde bir konut için eski uygulamada kredi değer oranı %70 seviyesindeydi. Bu da yaklaşık 10,5 milyon TL kredi ve 4,5 milyon TL özkaynak anlamına geliyordu. Yeni uygulamada aynı konut için azami kredi oranı %50’ye düşüyor. Kullanılabilecek kredi 7,5 milyon TL ile sınırlanırken, özkaynak ihtiyacı 7,5 milyon TL’ye yükseliyor. Taksit düşüyor, evet. Ama giriş bariyeri belirgin biçimde artıyor.
Bu hikaye yatırım için yazılmadı
Özetle, konut kredisi eskisi gibi otomatik bir kaldıraç değil. Yatırımcıyı yeniden piyasaya çekecek bir mekanizma da değil. Bazı makro senaryolarda, sınırlı bir kesim için, zamanla anlam kazanan şartlı bir kaldıraçtan söz edilebilir. Ve belki de en önemlisi, bu imkan hala ailede başka konut olmaması şartına bağlı. Yani bu hikaye zaten baştan yatırımcı için yazılmadı. Bu noktada da BDDK’nın verdiği politika mesajı oldukça net diyebiliriz. Yeni düzenleme ile enerji verimli, makul fiyatlı ve ilk konut ihtiyacına dönük yapılar desteklenmeye devam ediliyor.