Konut kredisinde üç yılın ardından
24 Ağustos 2023’te alınan iki BDDK kararı konut finansmanında yeni bir dönemi başlattı. Üzerinde kendisinin, eşinin ya da 18 yaşından küçük çocuğunun en az bir konutu bulunanlara kullandırılacak yeni konut kredilerinin risk ağırlığı %150’ye çıkarıldı. Aynı gün azami kredi değer oranı da %75 azaltıldı. Bankanın sermaye yükü arttı, alıcının koyması gereken peşinat büyüdü. İkinci ve sonraki konut alımlarında kredi kullanmak belirgin biçimde zorlaştı. Şahsi fikrim, buradaki amaç kredinin bir kaldıraç olarak kullanımını kısıtlamak, arzın sınırlı olduğu bir ortamda talebi daraltmak ve bu yolla enflasyonla mücadele programını desteklemekti. Aradan üç yıl geçti.
2023 yılı öncesi son 3 yıllık dönemde ipotekli satışların ortalama payı %25 düzeyindeydi. 2023’te 1,33 milyon konut satıldı, ipotekli satışların payı %14,3’tü. Düzenlemenin tam yıl etkisinin görüldüğü 2024’te toplam satış 1,55 milyon adet olurken ipotekli satışların payı %10,8’e geriledi. 2025’te toplam satış 1,76 milyon adede çıktı ama ipotekli satışların payı %14,1 oldu. Temmuz 2026’da 123 bin 603 konut satıldı. Bunun yaklaşık %19’u ipotekliydi. Ocak-temmuz döneminde toplam satış 823 bin 119 adede, ipotekli satışların payı ise yeniden %20 düzeyine ulaştı.
Görüldüğü üzere, sıkılaştırıcı tedbirlerin etkisine bağlı olarak aradan geçen üç yılda kredi kanalı daraldı ama konut talebi aynı ölçüde azalmadı. 2024 ve 2025’te satışlar artmaya devam etti. Talep başka kaynaklara yöneldi.
Ocak 2026 ayarı
29 Ocak 2026’da BDDK kredi değer oranlarını yeniden düzenledi. Birinci el ve ikinci el ayrımı kaldırıldı. Konutun değeri ile enerji sınıfı daha belirleyici hale geldi. Değeri 5 milyon TL’ye kadar olan konutlarda azami kredi oranı A ve B enerji sınıfında %90, C sınıfında %80, diğer sınıflarda %70 olarak belirlendi. Konut değeri yükseldikçe oranlar düşüyor. Ailede halihazırda konut varsa 2023’te getirilen %75 azaltım ise devam ediyor. Bu kararı genel bir kredi gevşemesi olarak görmemek gerektiğini zaten önceki yazılarımda da belirtmiştim.
İlk konutunu alacaklara, daha düşük değerli ve enerji verimliliği yüksek konutlara alan açıldı. İkinci ve sonraki konutlarda yüksek özkaynak şartı korundu. İlk konutunu alan biri, 5 milyon TL değerindeki A ya da B enerji sınıfı bir konut için “teorik olarak” 4,5 milyon TL’ye kadar kredi kullanabiliyor. Aynı konut ailede ikinci tapu olacaksa azami kredi 1 milyon 125 bin TL’ye düşüyor. 2026’da ipotekli satış payının yeniden %20’nin üzerine çıkmasını bu değişiklikten bağımsız okuyamayız. Yıl içerisinde ipotekli satışların payı yükseldi. Kredi yeniden hareketleniyor, fakat herkese ve her konuta aynı ölçüde değil.
Talep neden sürüyor?
TCMB’nin Mayıs 2026 Finansal İstikrar Raporu, bankacılık sistemi üzerinden kullandırılan konut kredilerinin reel olarak uzun dönem ortalamasının altında kaldığını gösteriyor. Aynı dönemde tasarruf finansman şirketlerinin konut finansmanındaki payı yaklaşık %10’a ulaştı. Banka kredisinin bıraktığı boşluğun bir bölümü bu alana taşındı desek yanlış olmayacaktır. Aradan geçen bu üç yıllık zaman diliminde kredi maliyeti de talebin yönünü değiştirdi. 2023’ün ikinci çeyreğinde 100 metrekarelik ortalama bir konut yaklaşık 2,4 milyon TL iken bugün neredeyse 4,8 milyon TL’ye çıktı. Konut bedelinin yarısının 120 ay vadeyle finanse edildiği varsayımında aylık taksit 22,8 bin TL’den 73,6 bin TL’ye yükseldi. Krediyle alan için ciddi bir nakit açığı oluşuyor. Yeterli özkaynağı bulunan yatırımcı ise kira getirisine, reel fiyat düzeltmesine ve uzun vadeli değer artışına bakarak piyasada kalıyor.
BDDK’nın kredi sıkılaştırıcı tedbirlerinin uygulamaya girdiği üç yılın sonunda kredi sıkılaştırmasının etkili olduğunu düşünüyorum. İkinci ve sonraki konutlarda kaldıraç ciddi biçimde sınırlandı. Fakat talep ortadan kalkmadı. Daha yüksek özkaynağa, şirket vadelerine ve tasarruf finansmanına yöneldi. Ocak 2026 kararı kredi politikasını daha seçici hale getirdi. İlk konut ile yatırım amaçlı sonraki konut ayrıldı.
Enerji verimliliği finansmanın içine girdi. Yine de kredi değer oranını yükseltmek tek başına erişim sağlamıyor. Aylık taksit hane gelirinin çok üzerindeyse yüksek oran kağıt üzerinde kalıyor. Bundan sonrası için ise faiz indirimlerinden ya da genel bir kredi kampanyasından çok, ilk konutunu alacak hanelere yönelik gelirle uyumlu, uzun vadeli ve nitelikli konut üretimine bağlı bir finansman modelini konuşmamız gerekiyor. Ne kadar kredi kullandırıldığından önce, o krediyi kimin gerçekten kullanabildiğine bakmak gerekiyor.