Kültür turizme/tarıma/ sanayiye kazandırıyor/ kaybettiriyorsa…
Kazanılan kültür:
Sosyal yaşamdan çalışma hayatına, turizmden tarıma, kısacası “yüksek refah seviyesi” için “eksiksiz olması gereken” alanlarda, gelişimin temelini oluşturuyor…
Eğitim sistemi, izlenilen filmler/diziler/ çevre, önde gelen siyasetçilerin/sanatçıların yaşantıları vb ise kültürel gelişimde/ eriyişte başrolü oynuyor…
***
Sonuç mu?
İnsanların ve toplumların edindiği kültür, “politikalara”/“sosyal yaşama”, dolayısıyla ekonomileri de yön veriyor…
Ve…
Bir insanın, zümrenin, toplumun “edindiği kültürü” uygulaması, “kısa dönem” de olsa, tüm dünyayı olumlu veya olumsuz etkileyebiliyor…
***
Sempati kazandıran “kültürel etkileşim”:
O insana, zümreye ve mensubu oldukları topluma uzun dönemde olumlu yansırken;
Tersi durum, olumsuzlukları artırıyor…
***
Ve son yıllarda:
Sosyal medya aracılığıyla hızla yayılabilen bu olumlu/olumsuz davranışların ve uygulamaların, “kamuoyu algısı” ve uluslararası ilişkilerde etkisinin arttığı görülüyor...
***
“Çok güçlü” bilinen, hatta sempati duyulan insanlar/zümreler/toplumlarda bir anda güç/sempati kaybı yaşatırken;
Bazılarına ise merakı/ilgiyi/sempatiyi artırabiliyor…
(ABD’den İsrail’e, Hindistan’dan Macaristan’a, İran’dan Ukrayna’ya, Pakistan’dan İspanya’ya birçok olumsuz/ olumlu örnek…)
VELHASIL
Kamu diplomasisinde de (yabancı kamuoyları ile etkileşimde), turizmde de, dış ticarette de “kültürel diplomasi”nin etkisi/payı (olması gereken de buydu) yükseliyor…
***
Bir Meksikalının, Pakistanlının, Japonun, Perulunun Türk dizisi izlerken (şiddet içeren/teşvik eden diziler hariç) artan Türkiye’de yaşama isteği; bir Bosnalının, İspanyolun, Macarın restore edilmiş bir Türk çarşısı vesilesiyle artan Türkiye’yi görme isteği; bir Çinlinin, Almanın, Hırvatın, Rusun Türkçe öğrenirken Türk vatandaşları ile kurduğu arkadaşlıklarla artan Türkiye ilgisi; bir Fransızın, İtalyanın, ABD’linin Türk yemeklerine karşı artan bağımlılığı kültürel adımlar olarak gösteriliyor…
Ama potansiyelimizi açığa çıkartabilmek/değerlendirebilmek ve atıl bırakmamak için daha fazlasını, her ayrıntıyı düşünerek yapmamız gerekiyor…
***
NATO ve COP31 toplantılarının, bu yıl Türkiye’de yapılacak olması, bu nedenle, bizim için bir “şans ve fırsat penceresi” anlamı taşıyor…
Binlerce yabancı misafirin katılacağı/anlatacağı (yüzlerce ülkenin yayınlayacağı) bu toplantıları, “imaj, turizm, tarım, sanayi için kaldıraç” olarak görüp, her saniyesini değerlendirmemiz gerekiyor…