Liderin dehasından ortak akla

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

İş dünyasında uzun yıllar bo­yunca inovasyonu ve büyük kurumsal başarıları tek bir "da­hiye" fatura etmeyi sevdik. Şir­ketleri ipten alan karizmatik CEO’lar, laboratuvardan tek ba­şına devrimsel bir fikirle çıkan dahi mühendisler ya da ajansın tek bir dahi yaratıcı yönetmeni…

Biz başarı hikayelerini hep bu "yalnız kahramanlar" üzerinden okumaya alıştık. Ancak modern iş ikliminin getirdiği karmaşık­lık, devasa teknolojik dönüşüm­ler ve küresel belirsizlikler, bu "yalnız dahi" mitini tamamen ta­rihe gömüyor.

Bugün artık hiçbir dahi lider, tek başına bir şirke­tin geleceğini kurtarmaya yetmi­yor. Çünkü mesele artık sadece odada "iyi bir fikir bulmak" de­ğil; o fikri hiyerarşinin en alt kıl­cal damarlarına kadar indirebil­mek, yani kurumsal bir kitlesel deha yaratabilmek. Geçtiğimiz günlerde Harvard Business Re­view Press tarafından yayınla­nan ve yönetim dünyasında ol­dukça ses getiren yeni bir kita­bı incelerken tam da bu kırılma noktasına rastladım.

Harvard Business School profesörü Lin­da Hill, Emily Tedards ve Jason Wild’ın kaleme aldığı Genius at Scale: How Great Leaders Drive Innovation adlı çalışma, ezber­leri bozacak nitelikte. Küresel devler üzerinde yürütülen nere­deyse 20 yıllık derin saha araş­tırmalarına dayanan kitap, çar­pıcı bir gerçeği yüzümüze vuru­yor: Şirketler fikir bulamadıkları için değil, buldukları fikirleri or­ganizasyon geneline "ölçekleye­medikleri" yani büyütemedikle­ri için inovasyonda çuvallıyor.

İnovasyonun yeni alfabesi: ABC rolleri

Geleneksel yönetim anlayışı, bir liderin en zeki insan olma­sı gerektiği yanılgısına dayanır. Oysa Hill ve ekibinin araştırma­sı, geleceğin kazanan organizas­yonlarını inşa etmek isteyen li­derler için üç yeni ve esnek rol tanımlıyor.

Yazarların inovas­yonun "ABC’si" olarak adlan­dırdığı bu roller, liderlik refleks­lerimizi yeniden gözden geçir­memizi zorunlu kılıyor: İlk rol, "Mimar" (Architect). Lider artık sadece emir veren ya da yön ta­yin eden kişi olmaktansa kurum içinde "ortak yaratım" kültürü­nü ve altyapısını kuran bir mi­mar olmak zorunda. İkinci rol, "Köprü Kuran" (Bridger).

Şir­ket içindeki departmanlar ara­sı görünmez duvarları yıkan ve farklı yetenek havuzlarını ortak bir amaç doğrultusunda birbiri­ne bağlayan liderlik refleksidir. Çünkü biliyoruz ki gerçek yeni­likçilik, departmanların birbi­riyle kesiştiği o gri alanlarda fi­lizlenir. Son rol ise "Katalizör" (Catalyst). Sadece kendi şirke­tinin sınırları içinde kalmayıp, tedarikçilerden topluluklara ka­dar tüm iş ekosisteminde değişi­mi hızlandıran, reaksiyonu baş­latan liderlik modelidir.

Asıl sorun teknoloji değil, kültür

Bugün şirketlerin önemli bö­lümü inovasyonu teknoloji ya­tırımıyla eş anlamlı görüyor. Yapay zekâ projeleri, yeni ya­zılımlar, dijital dönüşüm prog­ramları ve otomasyon yatırım­ları hız kesmeden devam ediyor. Ancak kitap önemli bir uyarıda bulunuyor.

Teknoloji tek başına inovasyon üretmiyor. Çalışan­ların fikirlerini rahatça söyleye­mediği, hata yapmaktan kork­tuğu, her kararın uzun onay sü­reçlerinden geçtiği ve farklı disiplinlerin birbirinden kopuk çalıştığı bir organizasyonda en gelişmiş teknolojiler bile bekle­nen sonucu vermiyor. Başka bir ifadeyle sorun çoğu zaman kuru­mun çalışma biçiminde. Aslında son dönemde görüştüğüm bir­çok CEO'nun ortak vurgusu da bu yönde. "En büyük dönüşüm kültürde yaşanıyor" diyorlar.

Çünkü inovasyon artık Ar-Ge departmanının yanısıra finans uzmanından saha satış ekibine kadar herkesin katkısıyla oluşan kolektif bir süreç. Belki de bun­dan sonra şirketleri birbirinden ayıracak olan şey, en iyi teknolo­jiye sahip olmaları değil; en fazla insanın bilgisini, deneyimini ve yaratıcılığını aynı amaç etrafın­da buluşturabilmeleri olacak.

Ne yapmalı?

●İnovasyonu yalnızca Ar-Ge veya teknoloji ekiplerinin sorumluluğu olarak görmeyin; tüm organizasyonun ortak görevi haline getirin.

● Çalışanların fikirlerini güvenle paylaşabileceği, hata yapmaktan çekinmeyeceği bir kurum kültürü oluşturun.

● Departmanlar arasındaki duvarları kaldırarak farklı disiplinlerin birlikte çalışmasını teşvik edin.

● Liderleri en iyi fikri bulan kişiler olarak değil en iyi fikirlerin ortaya çıkmasını sağlayan ortamı kuran kişiler olarak değerlendirin.

● Yeni teknolojilere yatırım yaparken aynı ölçüde kurum kültürüne, iş birliğine ve öğrenme ortamına da yatırım yapın.

İş dünyası uzun yıllar tek bir dehanın peşinden koştu. Oysa yeni dönemde rekabet avantajı, en parlak lideri bulmaktan değil; organizasyonun her köşesindeki potansiyeli ortaya çıkarabilmekten geçiyor. Geleceğin kazanan şirketleri, birkaç yıldız çalışana sahip olanlar yerine sıradan insanların birlikte sıra dışı sonuçlar üretebildiği kurumlar olacak.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 13.458,10 1,24 %
Dolar 47,5277 0,07 %
Euro 54,8104 0,18 %
Euro/Dolar 1,1534 0,04 %
Altın (GR) 6.129,70 -0,92 %
Altın (ONS) 4.044,45 -1,44 %
Brent 88,8685 2,26 %