Asıl risk gözümüzün önünde

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Şirketlerin yönetim kurulların­da son yıllarda en çok konu­şulan konulardan biri risk yöne­timi. Yapay zekâ destekli tahmin modelleri kuruluyor, jeopolitik senaryolar hazırlanıyor, ekono­mik göstergeler yakından izleni­yor. Herkes bir sonraki büyük kri­zi öngörmeye çalışıyor. Ancak il­ginç bir çelişki var. Şirketleri en çok zorlayan gelişmelerin önemli bir bölümü aslında sürpriz olmu­yor. Tam tersine, aylar hatta yıllar öncesinden görülebilen, raporla­ra giren, toplantılarda konuşulan ama harekete geçmek için sürekli ertelenen riskler oluyor.

Bugün birçok yönetici gelecek­te ortaya çıkabilecek belirsizlikle­ri tartışmak için saatler harcıyor. Buna karşılık, kapıya çoktan da­yanmış sorunlar çoğu zaman gün­demin alt sıralarında kalıyor. Nite­likli çalışan bulamamak, yaşlanan iş gücü, dijital dönüşümün yavaş ilerlemesi, eskiyen teknoloji alt­yapıları, artan borç yükü ya da de­ğişen tüketici alışkanlıkları… Bun­ların hiçbiri beklenmedik geliş­meler değil. Buna rağmen birçok şirket bu başlıklara ancak sorun büyüdüğünde müdahale ediyor.

Risk yönetiminin en büyük pa­radoksu da burada başlıyor. Bi­linmeyeni tahmin etmeye çalışır­ken, herkesin gördüğü riskler göz­den kaçabiliyor.

"Gri gergedan" körlüğü

Uzun yıllardır iş dünyasında en çok konuşulan kavramlar­dan biri, ekonomist ve düşünür Nassim Nicholas Taleb'in orta­ya koyduğu "Siyah Kuğu" yak­laşımı oldu. Taleb, öngörülme­si neredeyse imkânsız, etkisi çok büyük olayların ekonomiyi ve şirketleri nasıl değiştirdiğini anlatıyordu. 2008 küresel finans krizi ya da COVID-19 pandemi­si bu kavrama dair en sık verilen örnekleri arasında yer aldı. An­cak son yıllarda yönetim dünya­sında farklı bir kavram daha öne çıkıyor. Strateji uzmanı Michele Wucker'ın geliştirdiği "Gri Ger­gedan" yaklaşımı... Wucker'a göre şirketleri zor durumda bı­rakan birçok risk aslında sürp­riz değil. Tam tersine, herkesin gördüğü ama çeşitli nedenlerle görmezden geldiği, yaklaşması uzun süren ancak etkisi çok bü­yük olan tehditler.

Belki de bugün şirketlerin karşısındaki en büyük "gri ger­gedan", demografik dönüşüm. Dünya hızla yaşlanıyor, nitelikli iş gücü daralıyor ve birçok sek­törde deneyimli çalışanların ye­rini doldurmak giderek zorlaşı­yor. Bir diğeri ise teknolojik eski­me. Dijital dönüşümü erteleyen şirketler, rekabet avantajları­nı yavaş yavaş kaybediyor. Aynı durum siber güvenlik, iklim kay­naklı riskler ve yüksek borçluluk için de geçerli. Bunların hiçbiri beklenmedik değil; ancak çoğu zaman yeterince acil görülmedi­ği için erteleniyor.

Küresel analizlerde de benzer bir noktaya dikkat çekiliyor. Li­derlerin önemli bir bölümü za­manlarının büyük kısmını olası kriz senaryolarına ayırırken, or­ganizasyonun içinde birikmeye başlayan yapısal sorunları ikinci plana atabiliyor. Oysa şirketlerin dayanıklılığı, yalnızca kriz anın­da verdikleri tepkiyle değil, yıllar boyunca ihmal ettikleri sorunla­rı ne kadar erken fark ettikleriyle de ölçülüyor.

İyi liderler neye bakıyor?

Belirsizliğin arttığı bir dünya­da elbette öngörülemeyen riskle­re hazırlanmak gerekiyor. Ancak başarılı şirketleri diğerlerinden ayıran yalnızca kriz planları de­ğil. Asıl fark, yavaş ilerleyen ama etkisi giderek büyüyen sorunları zamanında görebilmeleri.

Bu nedenle yönetim kurulla­rında sorulan soruların da değiş­mesi gerekiyor. "Bir sonraki bü­yük kriz ne olabilir?" sorusu ka­dar, "Şu anda gözümüzün önünde büyüyen hangi riski yeterince ciddiye almıyoruz?" sorusu da masada olmalı.

Belki de stratejik körlük tam burada başlıyor. Çünkü insan­lar ani krizlere doğal olarak daha fazla tepki veriyor. Yavaş ilerle­yen değişimler ise normalleşiyor. Oysa şirketlerin geleceğini çoğu zaman beklenmedik şoklar değil, yıllarca görmezden gelinen eği­limler belirliyor.

Ne yapmalı?

●Yönetim kurulları her yıl şirketin en büyük "gri gergedanını" belirlemeli ve bunun için somut bir eylem planı hazırlamalı.

●Risk değerlendirmelerinde yalnızca düşük olasılıklı büyük krizlere değil, gerçekleşme ihtimali yüksek yapısal risklere de öncelik verilmeli.

●Demografik değişim, yetenek açığı, teknolojik eskime ve müşteri davranışlarındaki dönüşüm düzenli olarak izlenmeli.

●Risk komiteleri yalnızca finansal göstergeleri değil, şirketin uzun vadeli rekabet gücünü etkileyen eğilimleri de değerlendirmeli.

●Liderler, "Bugün bizi en çok ne korkutuyor?" sorusunun yanında "Hangi sorunu uzun süredir erteliyoruz?" sorusunu da sormalı.

Bir dönem başarılı yöneticiler geleceği doğru tahmin eden kişiler olarak görülürdü. Belki de yeni dönemin başarılı liderleri, geleceği tahmin etmekten çok, bugünün içinde büyüyen riskleri zamanında fark edenler olacak. Çünkü şirketleri her zaman bilinmeyen tehlikeler değil çoğu zaman herkesin gördüğü ama kimsenin harekete geçmediği sorunlar zorluyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar