Sanayide durgunluk belirginleşiyor
Geçen cuma açıklanan Sanayi Üretim Endeksi mayıs istatistikleri sanayi sektöründe uzun süredir gözlemlenen durgunluğun devam ettiğini hatta sektörün daralmanın eşiğinde olabileceğini gösterdi. Geçen yılın mayıs ayına göre endeks aynı seviyede.
Diğer ifadeyle büyüme oranı sıfır. Sanayinin yüzde 85’ini oluşturan imalat sanayinde yıllık büyüme yüzde 0,2’den ibaret. Nisan ayına kıyasla ise üretimde yüzde 2,9 oranında gerileme var. Sanayi endeksi (2021=100) son 4,5 yılda 100 seviyesinden ancak 110 seviyesine çıkabildi. Bu döneme COVID-19 sonrasının güçlü toparlanmasının dahil olmasına rağmen ortalama yıllık büyüme yaklaşık yüzde 2.
Alt sektörlerde dikkat çeken gelişmeler
Hem dayanıklı hem dayanıksız tüketim malı kesimlerinde bir yılda üretim yüzde 0,2 oranında azalmış. Nisan ayına kıyasla dayanıklıda üretim yüzde 0,1 oranlıda azalırken dayanıksızda yüzde 0,2 artmış. Ama esas darbenin sermaye malları kesiminden geldiği görülüyor. Bir ay öncesine kıyasla üretimde yüzde 3 bir yıl öncesine kıyasla ise yüzde 0,7 kayıp var. Yatırım iştahı giderek azalıyor; bu çok açık.
Sermaye malı ithalatının da mayıstan mayısa yüzde 18,3 oranında azaldığını hatırlatayım. Bu iştah kaybının birden fazla nedeni var. Beklenen reel faizin yüksekliği nedenlerden biri. Ama pek çok teşvik verildiğini de unutmayalım. Bir diğer güncel neden de ekonomik büyümenin daha düşük seviyelere inmekte olduğunun görülmesi. Bu güncel nedenlere keyfi kararların yarattığı siyasal belirsizliklerin her geçen gün biraz daha artıyor olmasını ekleyebiliriz.
Sanayi üretimde kullanılan teknoloji seviyeleri itibariyle gelişmelere geçmeden önce mal bazında dikkat çekici bir durumu paylaşmak istiyorum. Bir bölümü dayanıklı tüketim malı diğer bölümü (ticari araçlar) sermaye malı kesiminde yer alan ve sanayi sektöründe önemli bir ağırlığa sahip Motorlu Taşıtlar üretimi yıllık olarak yüzde 9,2 daralmış. Bu daralmaya çok büyük ölçüde mayısta nisana kıyasla üretimde yüzde 10,1’lik kaybın neden olduğu görülüyor. Yüksek taşıt kredisi faizi ile azalan yatırım iştahının bu faaliyet kolunu getirdiği nokta budur.
Teknoloji seviyeleri itibariyle gelişmeler ve savaş sanayi
Sanayide gelişmelere kullanılan teknoloji seviyeleri yönünden de bakmak öğretici olacaktır. Düşük ve Orta Düşük teknoloji ile üretim yapan kesimlerde hem aylık hem yıllık değişim sıfır civarında. Kimi faaliyet kolunda artış kimi faaliyet kolunda, özellikle giyim gibi azalış var.
Ayrıntılara girmeye gerek görmüyorum. Bu kesim geçen haftaki yazımın konusu olan ihracatta rekabet gücü kaybından en çok etkilenen kesim. Otomotiv, elektrikli cihazlar, makineler, silah ve cephane gibi Orta İleri Teknoloji ile üretim yapan kesim bir yılda yüzde 0,2 daralmış ama esas daralma yüzde 3,3 ile mayıs ayında yaşanmış. Yukarıda otomotivden söz etmiştik. Elektrikli cihazlar dağınık ama çoğunda daralma var.
En ilginç gelişme silah ve mühimmat üretimi. Sofistike olmayan tüfek, top gibi silahların ve bu silahların cephanelerinin üretiminden oluştuğunu tahmin ettiğim bu kesimin endeksinin 4,5 yılda 100’den 367’ye yükseldiğini yani üretimin 3,5 kattan fazla arttığını görünce şaşırdım doğrusu. Diğer tüm mal türlerinde 2021’den bu yana üretim artışı bu ölçüde bir artışa yaklaşamıyor bile. Bu kesimde yıllık artış da yüzde 43,2 gibi olağanüstü yüksek gerçekleşmiş. Ancak mayısta nisana kıyasla üretim yüzde 8,7 azalmış. Geçici olabilir, olmayabilir de. Kısacası Orta İleri Teknoloji kullanan kesimde sert bir gerilemeyi savaş sanayi engellemiş.
Yüksek Teknoloji kullanan kesime gelince: Son bir yılda üretim az da olsa (yüzde 0,5) artmış. Nisandan mayısa ise yüzde 0,1’lik cüzi bir azalma var. Bu kesimde son yıllarda hava taşıtlarının (özellikle SİHA’lar) ve askeri savaş araçlarının ağırlıklarının hızla arttığını biliyoruz. Ancak bu mal türlerinde endeks “gizli veri” kapsamında olduğundan Yüksek Teknoloji kullanan kesimde gözlemlenen duraklama eğiliminin ne ölçüde bu iki mal türünde yaşanan yeni pazarlar bulma zorluğundan kaynaklandığını söyleyemeyiz ama tahmin edebiliriz.
Son söz olarak, sanayi kesiminin Mayıs ayında çekilmiş olan bu fotoğrafı, Türkiye gibi sanayileşmesini henüz tamamlayamamış, bu nedenle kişi başı ortalama geliri bir türlü 1. Lig çıtasına yaklaşamayan bir ülke hiç ümit verici olmadığını belirtmek istiyorum.