Savaş sanatı: ‘En büyük zafer savaşmadan kazanılandır’

Sun Tzu’nun bu cümlesi yüz­yılları aşarak hala yankı bu­luyor. Bugün bir kitapçıda raf­ta “The Art of War”un Pen Books baskısını görünce ben de yakla­şık 20 yıl öncesine gittim, dayana­madım, aldım ve yeniden okuma­ya başladım.

Sun Tzu, bir dönem liderlik ve strateji konferansları­nın vazgeçilmez referanslarından biriydi. Neredeyse her sunumda Sun Tzu’dan bir alıntı olurdu. Sun Tzu’nun metinleri yıllardır as­kerî akademilerde, iş dünyasında hatta spor kulüplerinde okunu­yor. Milattan önce 5’inci yüzyıl­da yaşadığı kabul edilen Çinli bir askerî stratejist ve düşünür olan Sun Tzu’ya atfedilen Savaş Sana­tı (The Art of War), strateji, lider­lik ve güç yönetimi üzerine yazıl­mış en eski ve en etkili metinler­den biri olarak kabul edilir. Peki bu metin bir savaş kitabı mı yok­sa güç, bilgi ve karar alma üzerine evrensel bir analiz mi?

Bilgi üstünlüğü: Kendini ve rakibini bilmek

Kitabı elinize aldığınızda ilk fark ettiğiniz şeylerden birisi Sun Tzu’nun savaşı romantize et­mediği olur. Tam tersine, savaşı mümkün olduğunca kısa tutma­yı, hatta hiç başlamadan bitirme­yi öneriyor. Metni yönetim pers­pektifinden okuduğunuzda üç te­mel kavramsal eksen öne çıkıyor: Bilgi üstünlüğü, zamanlama ve güç ekonomisi.

Sun Tzu’nun en bilinen cümle­si şudur: “Kendini ve düşmanını bilen, yüz savaşa girse de tehli­keye düşmez.” Bu cümle yüzey­de basit görünür fakat aslında bir karar teorisidir. Stratejinin te­melinin cesaret değil bilgi oldu­ğunu ifade eder. Bilgi her zaman çift katmanlıdır: Bir yandan dış çevreyi anlamayı, diğer yandan kendi kapasiteni doğru tartmayı gerektirir. Bugünün şirketleri ve­ri çağında yaşıyor; pazar araştır­maları, müşteri analitiği, rekabet haritaları artık yönetim pratiği­nin sıradan araçları. Ancak asıl soru değişmiyor: Veri bolluğu gerçekten bilgi üstünlüğü yara­tıyor mu? Yoksa veriler, zaten ve­rilmiş kararların arkasına dizi­len gerekçeler haline mi geliyor? Sun Tzu’nun uyarısı tam burada anlam kazanıyor. Kendini tanı­mayan bir organizasyon, rakibi­ni ne kadar iyi analiz ederse etsin kırılgan kalır. Kurumsal kapasi­tenin abartılması, stratejik hata­ların en yaygın kaynağıdır.

Zamanlama: Hız değil doğru an

Sun Tzu sabrı bir erdem olarak görüyor. Doğru an gelmeden ha­rekete geçmemeyi öğütlüyor. Bu yaklaşım, günümüzün hız kültü­rüyle çelişir gibi görünür. Çeyrek bazlı performans baskısı altında liderlerden sürekli hareket bek­lenir. Oysa strateji sürekli aksiyo­nu değil seçici aksiyonu ifade edi­yor. Modern yönetim literatürün­de giderek daha fazla tartışılan “short-termism” yani kısa vadeli baskı, şirketleri uzun vadeli da­yanıklılıktan uzaklaştırabiliyor. Sun Tzu’nun “Hazırlık zaferin te­melidir” yaklaşımı bu açıdan dik­kat çekici.

Hazırlık, beklemek ye­rine bilinçli gecikme, gürültüyle sinyali ayırt edebilme kapasitesi­ni ifade ediyor. Belirsizlik çağın­da liderlik artık yalnızca büyüme performansıyla değerlendirilmi­yor; asıl ölçüt dayanıklılık üretme kapasitesi. Jeopolitik gerilimler, kırılgan tedarik zincirleri, ani fi­nansal dalgalanmalar şirketleri sürekli sınıyor. Böyle bir zeminde hız tek başına avantaj sağlamıyor. Farkı doğru anı okuyabilmek ve hamleyi zamanında yapabilmek yaratıyor.

Güç ekonomisi: Uzayan savaşın maliyeti

Sun Tzu’nun dikkat çektiği bir başka nokta mücadelenin süresi ve bedeli. “Uzayan savaş devle­ti yıpratır” derken aslında kay­nağın nasıl tükendiğini anlatıyor. Bu uyarıyı bugüne taşıdığımız­da tablo netleşiyor: Gereksiz re­kabet savaşlarına girmek, fiyat kırma yarışına kapılmak, kont­rolsüz biçimde genişlemek, her pazarda var olma hırsıyla hare­ket etmek… Sürekli çatışma hali organizasyonu içeriden aşındı­rır. Enerji dağılır, odak kaybolur, karar kalitesi düşer. Strateji tam bu noktada anlam kazanır. Gücü rastgele harcamak yerine doğru anda devreye sokmak. Kaynağı tüketmek yerine koruyarak yön­lendirmek. Ve belki de en kritik olanı, hangi savaşa hiç girmemek gerektiğini bilmek.

Ancak kitabı yalnızca bir zafer rehberi gibi okumak eksik olur. Savaş metaforu, yönetim diline taşındığında zaman zaman sert ve yıpratıcı bir kültür üretebili­yor. “Rakibi yok etmek”, “paza­rı ele geçirmek” gibi ifadeler kı­sa vadeli motivasyon sağlasa da uzun vadede organizasyon içinde gerilim yaratır. Sun Tzu’nun asıl gücü burada yatıyor. Metin, sa­vaşı yüceltmek yerine çatışmayı minimize etmeyi öğütlüyor. Be­lirsizlikte karar almanın, sınırlı kaynağı koruyarak kullanmanın ve gücü kontrol altında tutmanın zihinsel çerçevesini çiziyor. Belki de yüzyıllar sonra hala okunma­sının nedeni de bu.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 13.717,81 -1,16 %
Dolar 43,9347 0,12 %
Euro 51,9497 0,09 %
Euro/Dolar 1,1816 0,12 %
Altın (GR) 7.435,91 1,41 %
Altın (ONS) 5.263,87 1,30 %
Brent 73,0900 2,91 %