Siyasette başkalaşım: Hamamböcekleri

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Kolombiya’da başkanlık se­çimlerini kazanan aşırı sağın adayı de la Espriella’nın seçimler­de kullandığı uyuşturucu kaçakçı­larını hamamböceği gibi ezme va­adi, yükselen sağ popülizmin ala­metifarikaları arasında yer alan güvenlikçi dilin tipik bir örneği. Burada iyi bir hukuk sistemi kur­mak ve rekabetçi bir ekonomik yapı sağlamak yerine, ortaya çık­masını engelleyemediği suç eko­nomisine bulaşanları böcek gibi ezen bir devlet imgesi var.

Bir diğer örnek ise Hindis­tan’dan. Hindistan Yüksek Mah­kemesi Başyargıcının işsiz genç­leri hamamböceklerine benzet­mesi sosyal medyada muazzam bir hareketlenmeye yol açtı. Genç­ler bu hakareti tersine çevirdi. Gençler ezilecek böcek olmaktan çıkıp iktidar için tehdit haline gel­di. Hindistan’ın aşırı sağcı otori­ter lideri Modi’nin BJP partisine (Bharatiya Janata Party, Hindis­tan Halk Partisi,) gönderme ile kurulan Cockroach Janta Party (CJP-Hamamböceği Halk Parti­si) sosyal medyada hızla taraftar toplayarak 3 günde 22 milyon izle­yiciye ulaştı. Gençlerin öfkesinin arka planında gençlerin gelecek beklentilerini karşılamaktan çok uzak olan eğitim sisteminin skan­dalları ve yaygın işsizlik yatıyor.

Hem Kolombiya’da, Hem Hin­distan’da gördüğümüz hamam­böceği metaforu, başarısızlığın siyaset kurumunun dışına atıl­ması çabası.

Güvenlikçi siyaset, piyasacı ekonomi

Uzunca bir süre, söylemde, ne­oliberalizmin (veya liberalizmin) demokrasi ile birlikte var olması gerektiği hakim olmuştu. Fakat bu bir yanılsama idi. Neoliberal pro­jenin başından beri asıl önceliği demokrasi değil, serbest piyasa düzeninin istikrarının korunma­sıydı. Hatta demokrasinin fazla­sı, kaynak dağılımına müdahale­yi öngören siyasi taleplerin güç­lenerek serbest piyasa düzenini aksatması riskini barındırıyordu. Neoliberalizmin fikri kurucusu olarak özel bir yere sahip olan Ha­yek’e göre insan bilgisinin doğası ve ekonomik sistemin aşırı kar­maşıklığı ekonominin işleyişinin tahmin edilmesini çok güçleştirir. Piyasaya ilişkin bilgiler, toplumun tüm üyeleri arasında parçalan­mış ve dağınık bir halde bulunur. Hiç kimse veya bir merkezi otori­te piyasa işleyişinin tüm bilgisi­ne sahip olamaz. Bireyler, veya bir merkezi otorite ancak kendi sahip olduğu sınırlı bilgi çerçevesinde karar verebilir. Bilgi sadece dağı­nık değil, aynı zamanda örtüktür. Bilgiyi koordine eden ve üreten tek mekanizma piyasadır.

Ekonominin işleyişinin halkın veya halkın seçtiği sıradan mil­letvekillerinin anlayamayaca­ğı kadar karmaşık olmasına rağ­men, demokrasinin doğası gereği seçmenlerin yüksek ücret, sosyal adalet, refah talepleri piyasala­rın işleyişi için bir tehdit oluştu­rur. Bu tehdidin önlenmesi için ekonominin siyasi alanın dışına çıkartılması, ekonomik kararla­rın ülke içinde teknokratlara ve dünyada ise ulusüstü kurumla­ra devredilmesi gerekir. Yani de­mokrasinin ilkeleri piyasa eko­nomisi karşısında çalışmaz hale gelir. Ekonomi politikasının ön­celikleri halkın tercihleri değil, teknokratların kararına bırakıl­malıdır. Öyle ki serbest piyasa ilkesine sadık kaldıkları sürece ekonomik kararların otoriter li­derlere devredilmesinde de bir mahsur yoktur. Bunun tarihteki en tipik örneği, Hayek’in Şili’de Pinochet dönemi için söylediği “liberal bir diktatörü, liberalizm­den uzak bir demokratik hükü­mete tercih ederim" sözüdür.

Neoliberalizm ile aşırı sağın ortak noktası

Günümüzde neoliberalizm ile aşırı sağ bu noktada birleşi­yor. Sistem, halkın taleplerini teknokratlar eliyle bloke ettikçe, hayal kırıklığına uğrayan kitle­ler kurulu düzene itiraz eden ama neoliberal piyasa düzenini koru­yan aşırı sağ liderlere yöneliyor.

ABD’den Avrupa’ya Kolombi­ya’dan Hindistan’a, aşırı sağ par­tiler piyasaların istikrarından ödün vermeye yanaşmıyor ama bireysel özgürlükleri ve demok­ratik talepleri güvenlikçi politi­kalarla baskılıyor.

Kriz koşulları seçmenin en acı ilacı bile ses çıkarmadan içmesi­ne, olağan koşullarda demokra­tik yollardan uygulamaya kona­mayacak şok politikalarına itiraz edilmemesine yol açar. Ama ko­şullar normale döndüğünde iti­razlar başlar.

Gelir dağılımındaki bozulmaya ve ekonomik refah arayışına aşı­rı sağın cevap veremeyeceği er ya da geç ortaya çıkacak. Güvenlikçi politikalar ve milliyetçi söylemler, günümüzün gerilimleri için geçici bir sakinleştirici (müsekkin) gö­revi görse de, geleceğin yapısal so­runlarını çözmüyor.

Modern siyaset geçmişe değil, geleceğe bakarak yürüyor. Parti­leri iktidara taşıyan genç kuşağın bir öncekinden daha iyi durumda olacağına ilişkin bir umut yarat­ması. Gerek Hindistan’daki Ha­mamböceği hareketinin geleceği­ni gerekse diğer aşırı sağ iktidar­ların devamını, gençlerin gelecek beklentileri şekillendirecek.

Kolombiya’nın geleneksel güç ağlarının içinden gelen ve ülkenin paramiliter yapılarıyla ilişkili ki­şilerinin avukatlığını yapan bir is­min, aynen örnek aldığı Trump ve benzeri liderler gibi kendisini dü­zen karşıtı olarak sunması tabii ki Kafkaesk bir durum. Hindistan’da hamamböcekleri diye aşağılanan gençlerin başlattıkları kolektif ey­lemin hamamböceklerinin daya­nıklılığına ve azmine dönüşmesi de Kafkaesk bir durum. Hepimiz bir sabah uyandığımızda kendi­mizi ezilecek hamamböceklerine dönüşmüş bulabiliriz. Ama esas Kafkaesk olan dünyanın kendini hâlâ 'insan' sanan iğrenç böcek­lerle dolu olması.

Yazara Ait Diğer Yazılar