Tüketim malı ithalatı: Verdiği zarar sıcak savaştan farklı mı?
Farklı bir savaş alanı…
Yıllık ithalatımız 365.5 milyar dolara çıktı…
Dahada sıkıntılısı;
İthalatın büyük bölümü borçlanarak yapıldı…
***
Verdiği/vereceği zarar sıcak savaştan farklı mı?
***
Kazandığımız/kazandırılan “üretmeden /borçlanarak tüketme alışkanlığı” sayesinde:
Sadece dış ticaret açığı 93 milyar doları aştı…
***
İhracatta, ocak ayında yaşanan, yüzde 4’lük düşüş ise, 1 günlük tatil fazlasına bağlandı…
Ama…
O “1 günlük tatil fazlası” ithalatı azaltamadı!
***
Tüketim malı ihracatı azaldı ama”, 30 Euroluk alışveriş sınırına rağmen “tarihi yüksek” seviyelerinde kaldı…
***
(Ayrıntılarıyla farklı bir yazı konusu ama hizmetler ihracatımızın yıllık 122 milyar doları aşması (fazla çaba harcamadan) lojistik, turizm, yurtdışı müteahhitlik gibi alanlara daha fazla yüklenmemiz gerekliliğinin işaretini veriyor.)
VELHASIL
İthalat “çok yüksek” ve/veya artıyor olabilir…
Ama:
Üretimi/ihracatı artırıyorsa ve turizm/ yurtdışı çalışan gelirleriyle cari denge/fazla verilebiliyorsa ihtiyaçtır/sürdürülebilir…
***
İthalat “çok düşük” ve/veya düşüyor olabilir…
Ama:
Alım gücü, üretim ve/veya ihracattaki düşüş nedenliyse çok dikkat edilmelidir…
***
Aynı şekilde:
Dış ticaret, bütçe, cari, tasarruf fazlası veren bir ülkede tüketim malı ithalatının artması çoğunlukla refahın göstergesi sayılıyor…
Borç fazlası veren bir ülkede ise yatırım ve ara malı ithalatı, çoğunlukla kalkınma ve refah için atılan adımları simgeliyor…
***
Ya, “borç fazlası olan ülkeler” de tüketimin üretime göre fazla vermeye devam etmesi?
Yüksek enflasyondan/açıklardan/işsizlikten yüksek faizlere tüm ekonomik sorunların temeli…