Yollar uzun dikenli taşlı olsa da
İlk gençlik yıllarımda hayatımı şekillendiren önemli deneyimlerden belki de en önemlisi olan izcilikte söylediğimiz marşlardan biridir. Biraz da mevcut durumumuzu yansıttığını düşündüğümden başlığa taşıdım. Endekste tamam mı yoksa devam mı diye düşüncelere daldığımız bir noktadayız. 8.700-9.000 bandında yaşanan dip oluşumu sonrası önemli bir ralli yaşadık. BIST 100 Endeksi 14.500 seviyelerine kadar gelerek rekoru ileri taşıdı.
Dolar kurunun mevcut seyri ile beraber değerlendirildiğinde, dolar bazında da gelişen ülke piyasaları arasında pozitif ayrışmayı başardık. 2025 yılında çok iyi performans gösteren küresel sermaye piyasalarının belirgin biçimde gerisinde kaldıktan sonra buna gerçekten ihtiyacımız vardı. Bu gelişmelerin ardından 2026 yılının kalan kısmına dair beklentiler iyimserlikte tavan yaptı. Son bir haftada ise acı gerçekler ile yüzleşiyoruz. Bunlar neler kısaca belirtmeye ve analiz etmeye çalışalım.
Belirsizlik İran ile başladı
Öncelikle İran belirsizliği, ABD ile devam eden görüşmeler ve olası bir askeri müdahale riskinin masada olması tedirginlik yaratıyor. Türkiye’yi dünyada ayrı bir yere koyan konumu lojistik anlamda sunduğu fırsatların yanında, bu tarz jeopolitik risklerde de ön sıralarda kalmamıza neden oluyor.
Ukrayna savaşında da, Gazze saldırılarında da ve benzer gelişmelerde de olduğu gibi volatilite yükseldiğinde TL varlıklar sert biçimde etkileniyor. Türkiye, bölgedeki en derin ve gelişmiş piyasalardan biri ve yabancı yatırımcı iki yönde de baskı yaratabiliyor. Yürütülen kur politikası ile beraber ucuz dolar fonlama yaratma kapasitesine sahip yatırımcılar carry trade üzerinden önemli getiriler elde ediyorlar.
Ancak swap piyasası üzerinden gelen yatırımcı, parmağını taşın altına sokup uzun vadeli TL tahvil ya da hisse senedi almıyor. Bilanço sezonunun yavaş yavaş sonuna gelirken, şirketlerin 2025 yılı performansını gördük, 2026 yılına dair öngörüleri paylaşıyoruz. Ekonominin geçen sene olduğu gibi %3.5-%4 bandı dahilinde büyümesi muhtemel, demek ki şirketlerin gelir artışı probleminden söz etmek zor. Yakın zamanda sergiledikleri büyük performans ile daha üst endekslere girmeye hak kazanan şirketlerin, uluslararası endekslere eklenmesi aşamasında yaşananlar yabancı yatırımcının bakış açısını yansıtması açısından önemli.
Çin ve Körfez’in gözü gayrimenkulde
Mesela Çin’den ya da Körfez Bölgesinden gelen yatırımcı daha ziyade gayrimenkul ya da şirket satın alma seçenekleri üzerinde durmakta. Endeksi yukarı taşıyacak olan yatırımcı profili halka açık şirketlerin küçük ortağı olmayı kabul ederek uzun vadeli hikayeye dahil olacak ve ağırlıklı olarak Avrupa ve ABD kaynaklı fonlar. Dolayısıyla bu açıdan bakıldığında batı ile ilişkilerin iyiye gitmesi, yaptırımların kalkması şüphesiz değerli. Kredi derecelendirme kuruluşlarının olası not artırımları çok önemli, zira bu fonlar ancak prospektüslerinde izin verilen ve belirli bir nota sahip varlıklara ve ülkelere yatırım yapabiliyor.
Son olarak da içerde yerli yatırımcının piyasaya bakışı var. Yüksek enflasyon ortamında ve reel faiz devam ederken, ana para riski içeren enstrümanlara ilgi sınırlı. Geleneksel bakış açısını son yıllardaki performansı ile taçlandıran altının yeri sağlam. Toplam birikimlerin yarısı bu tarafta, yapılan anketlerde de burada edinilen kazanımın gayrimenkul tercihine yönelme eğilimi bariz. Yani sözün özü yabancı yatırımcının geldiğini görmeden kendi kendimize bu momentumu yakalamamız zor.