2027’de asgari ücret 35 bin TL bandında olabilir -Asıl mesele asgari ücret değil, ortalama ücret!
2027 yılına yaklaşırken milyonlarca çalışanın gündeminde yine aynı soru var: Asgari ücret ne kadar olacak?
2025 yılında yüzde 30,01, 2026 yılında ise yüzde 27,01 artırılan asgari ücretin, 2027 Ocak ayında yüzde 20-25 aralığında artırılabileceğini öngörüyoruz. Temel tahminimiz, net asgari ücretin 35 bin TL bandında belirleneceği yönünde. Mevcut ekonomi politikaları dikkate alındığında yüzde 25’in üzerindeki bir artış sürpriz olacaktır.
Ancak Türkiye’nin asıl sorunu, asgari ücretin kaç lira olacağından çok, milyonlarca çalışanın neden asgari ücret ve ona yakın gelirlerle geçinmek zorunda kaldığıdır.
Son beş yılda asgari ücret ve enflasyon
Türkiye, özellikle 2021 yılından itibaren yüksek enflasyonun ücretler üzerindeki etkisini yoğun biçimde hissetti. 2022 ve 2023 yıllarında asgari ücrete iki kez zam yapılırken, 2024 yılından itibaren yeniden yılda tek artış uygulamasına dönüldü.
2022 yılı başında net 4.253,40 TL olan asgari ücret, 2023 yılının ikinci yarısında 11.402,32 TL’ye, 2024 yılında 17.002,12 TL’ye yükseldi. 2025 Ocak ayında 22.104,67 TL’ye, 2026 Ocak ayında ise 28.075,50 TL’ye çıkarıldı.
Son iki yılda artış oranlarının gerilemesi dikkat çekiyor. Ancak ücret artışlarının düşmesi ile çalışanların alım gücünün iyileşmesi aynı anlama gelmiyor. Nitekim 2025 yılında asgari ücret yüzde 30,01 artırılırken, yıl sonu enflasyonu yüzde 30,89 olarak gerçekleşti.
2027’de yüzde 25’in üzerindeki artış sürpriz olur
2026 Eylül ayı itibarıyla yıllık enflasyon yüzde 29,73 seviyesinde bulunuyor. Enflasyonda önceki yıllara göre gerileme yaşansa da fiyat artışları hâlâ yüksek. Hükümet yetkililerinin enflasyonla mücadele ve fiyat istikrarına ilişkin açıklamaları ile son iki yıldaki ücret artışları birlikte değerlendirildiğinde, 2027 Ocak ayında yüksek oranlı bir artış beklemiyoruz.
Bizim temel öngörümüz, 2027 yılı Ocak ayında net asgari ücretin 35 bin TL bandında belirleneceği yönünde.
2026 yılında uygulanan net 28.075,50 TL üzerinden hesaplandığında yüzde 20 artış 33.690,60 TL’ye, yüzde 22 artış 34.252,11 TL’ye, yüzde 25 artış ise 35.094,38 TL’ye karşılık geliyor. Net 35.000 TL, yaklaşık yüzde 24,66 artış anlamına geliyor.
Yılın kalan bölümündeki enflasyon gelişmeleri ve Asgari Ücret Tespit Komisyonu görüşmeleri sonucu değiştirebilir. 2027 yılının siyasi takvim açısından taşıdığı önem nedeniyle seçim öncesi dönemde farklı gelir destekleri de gündeme gelebilir. Ancak böyle bir ihtimal ile Ocak ayındaki olağan asgari ücret artışını birbirinden ayırmak gerekiyor.
Avrupa’da asgari ücret taban, Türkiye’de yaygın ücret
Asgari ücretin amacı, çalışanların alabileceği en düşük yasal ücreti belirlemektir. Başka bir ifadeyle asgari ücret, ücret sisteminin başlangıç noktası olmalıdır.
Eurostat’ın Ocak 2025 verilerine göre Avrupa Birliği’nin 27 üyesinden 22’sinde ulusal asgari ücret uygulanıyor. Aylık brüt asgari ücret Almanya’da 2.161 avro, Fransa’da 1.802 avro, İspanya’da 1.381 avro, Polonya’da 1.091 avro ve Bulgaristan’da 551 avro düzeyindeydi. Ancak ülkelerin ücret düzeyleri kadar, çalışanların kaçının düşük ücret aldığı da önemlidir.
Eurostat’ın 2025’te yayımladığı, 2022 verilerine dayanan araştırmaya göre AB’de çalışanların yüzde 14,7’si ülkelerindeki medyan saatlik brüt ücretin üçte ikisi veya altında kazanıyor. DİSK-AR’ın 2026’da yayımladığı Türkiye araştırmasında ise asgari ücretin yüzde 5 fazlası ve altında kazananların oranı yaklaşık yüzde 35; yüzde 20 fazlası ve altında kazananların oranı yüzde 42 olarak hesaplanıyor.
Bu iki araştırmanın düşük ücret tanımları ve veri yılları farklı olduğundan oranlar birebir karşılaştırılamaz. Bununla birlikte Türkiye’de ücretlerin asgari ücret çevresinde yoğunlaşması önemli bir yapısal soruna işaret ediyor.
Düşük ücret, düşük emekli aylığı riski
Asgari ücretin ne kadar artırıldığından önce, çalışanların neden bu ücret seviyesinden uzaklaşamadığını da sorgulamamız gerekiyor.
Düşük ücret yapısının sonuçları yalnızca çalışma hayatıyla sınırlı kalmıyor. Asgari ücret veya ona yakın ücretlerle çalışanların sosyal güvenlik primleri de genellikle düşük kazançlar üzerinden yatırılıyor.
Emekli aylığının hesabında prim gün sayısı, sigortalılık süresi, çalışılan dönem ve aylık bağlama sistemi gibi farklı unsurlar etkili olsa da düşük prime esas kazanç, düşük emekli aylığı riskini artırıyor. Bugünün düşük ücretli çalışanları, yarının düşük aylık alan emeklileri olma riskiyle karşı karşıya.
Emeklilerin gelir düzeyini kalıcı biçimde iyileştirmek istiyorsak çalışma hayatındaki ücret yapısını da iyileştirmemiz gerekiyor.
Asıl hedef ortalama ücretleri yükseltmek olmalı
Türkiye’de asgari ücret artışları diğer çalışanların ücretlerini de etkiliyor. Ancak deneyimli ve nitelikli çalışanların ücretleri aynı ölçüde artmadığında ücretler arasındaki fark daralıyor. Yeni işe başlayan bir çalışan ile on yıllık deneyime sahip bir çalışanın ücretlerinin birbirine yaklaşması, mesleki deneyimin yeterince karşılık bulmaması anlamına geliyor.
Sağlıklı bir ücret sisteminde asgari ücret en düşük yasal sınır olmalı; deneyim, uzmanlık ve verimlilik arttıkça gelirler de yükselmelidir. Bunun için fiyat istikrarının yanında yüksek katma değerli üretim, nitelikli istihdam, kayıt dışılıkla mücadele ve ücret pazarlığı mekanizmalarının güçlendirilmesi gerekiyor.
Sonuç: Asgari ücreti değil, ücret yapısını konuşmalıyız
2027 Ocak ayında net asgari ücretin 35 bin TL bandında olacağını öngörüyoruz. Yüzde 25’in üzerindeki bir artış mevcut ekonomik yaklaşım açısından sürpriz olacaktır. Ancak asıl mesele açıklanacak zam oranından çok daha büyük.
Milyonlarca insanın asgari ücret ve ona yakın gelirlerle çalışması yalnızca bugünün geçim sorununu değil, geleceğin emeklilik sorununu da büyütüyor. Kalıcı refah artışı için ücretlerin genel seviyesinin yükselmesi gerekiyor.
Türkiye’nin hedefi, yalnızca asgari ücreti yükseltmek değil, asgari ücretle geçinmek zorunda kalan çalışanların sayısını azaltmak olmalıdır.
Çünkü bir ekonominin başarısı yalnızca en düşük ücretin kaç lira olduğuyla değil, çalışanların ne kadarının insanca yaşayabilecek bir gelire ulaşabildiğiyle ölçülür.
