"90’lardaki konser rüzgârı hala yakalanamadı"
Uluslararası çapta tanınan sanatçıların neredeyse bir yıla yayılan dev dünya turneleri ve yurtdışında verdikleri konserler, dünyadaki müzik endüstrisi içinde önemli bir yer kaplıyor. Tüm dünyada milyonlarca müzik sever, sevdikleri bir sanatçının ya da grubun konserini canlı izleyebilmek için yüksek miktarlarda paralar harcayabiliyor. Ancak o konserlerin hazırlık süreci, sanatçıların sahneye çıkmasından aylar önce başlıyor.
Konser organizasyonunun perde arkasını ve bilinmeyen yönlerini Türkiye’de Gipsy Kings, Buika ve Monica Molina gibi önemli sanatçıların konserlerini düzenleyen Musicarium’un CEO’su İpek İyier ile konuştuk. Müzik endüstrisinde konser organizatörlüğü yapan az sayıda kadın prodüktörden biri olan İyier, yıllarca sanatçı menajerliği yaptıktan sonra 2017’de kendi konser organizasyon markası olan Musicarium’u kurmuş. Gelecek yıl 10’uncu yılını kutlayacak olan İstanbul ve Hamburg merkezli şirketin kurucusu ve CEO’su İyier, müzik sektöründe çok kadın çalıştığını ancak “oyun kurucuların hep erkek olduğunu” anlatıyor. İyier, “Yine de uluslararası sanatçıların ve temsilcilerinin Türkiye'de bir kadın konser organizatörü olduğunu biliyor olmaları mutluluk verici” diyor.
Riskler taşıyor
Peki bir konserin perde arkasında en kritik aşamalar hangileri? İyier, “Sanatçının Avrupa'da veya Amerika'da estirdiği rüzgar, bölgesel mi yoksa Türkiye’de de esiyor mu, önce bunu doğru analiz etmek gerek. Sırf sanatçıyı getirme odaklı hareket ederseniz, yüksek teklif verirseniz batarsınız, örneği çok. Şartlar gerçekçiliğini yitirdiği an, geri çekilmeyi bilmek gerekiyor. Fiyatlama, hedef kitleye reklamlama, ağırlama, saha operasyonu... Dışardan eğlenceli gözüken işimiz, her aşamasında çeşitli riskler taşıyor” diyor.
Bu risklere bir de son yıllarda savaşlar, bölgesel gerilimler ve küresel ekonomik dalgalanmalar da eklenince uluslararası konser ve turne planları da tepe taklak olabiliyor. İyier, “ABD - İran savaşı ve bu savaşın Körfez ülkelerine sıçraması bölgesel turne planlarını değiştirdi. Mesela Dubai'deki, Abu Dabi'deki tüm konserler ertelendi. Bir müzikal ile el sıkışmak üzereydik, savaş yüzünden 2026 son çeyrekteki turneleri iptal oldu” diyor.
A+ sanatçıların turne rotasında değiliz
Peki, Türkiye, küresel turne rotasında nasıl bir konumda yer alıyor? İyier, “Sanatçıları bütçelerine ve bilet potansiyellerine göre kategorilersek ve en üst gruba A+ dersek, bu grubun küresel turne rotasının bir ayağı değiliz maalesef. Atina var, Dubai var, İstanbul yok. 90'larda yakalanan rüzgar sonra kaybedilmiş, hala da yakalanamadı. Bütçeler ve kapasiteler düştükçe gelme olasılıkları artıyor ve görüyorsunuz bazıları geliyorlar da, ama mail kutularımız her segmentte sanatçının temsilcisinin ‘bu turnede İstanbul'a gelmek istemiyoruz’ cevaplarıyla dolu. Bunu kırmak için çalışıyoruz” diyor.
Konser izleyicisinin bilet satın alma davranışları da konserden konsere değişiyor. İyier, “Genel olarak ayakta konserler daha son dakika, oturmalı konserler daha erken ve düzenli satar. Ama kısa sürede biletleri tükenen ayakta konserler de oluyor. Bu durum sanatçının ne kadar beklendiği ve istendiğiyle alakalı” diye konuşuyor.
İyier, Türkiye’de bir konserin ilgi görmesinde ana faktörün müzik türünden ziyade sanatçı olduğunu söylüyor. “Sanatçıya talep varsa ekonomik engel ortadan kalkıyor. Ve tabi sanatçının müzik türünü ve bilet potansiyelini doğru değerlendirerek, konserin doğru alanda ve doğru fiyatlarla planlanması gerek. Bizim 24 saatte biletleri tükenen klasik müzik konserimiz de oldu, ilk gün alandaki biletlerin yarısının satıldığı rock konserimiz de” diyor.
Türkler konserde coşkulu
İyier, uluslararası sanatçıların Türkiye’de konser verdiklerinde en çok izleyicinin tepkilerinden etkilendiğini anlatıyor: “Biz çok duygusal tepkileri olan bir milletiz, bu sanatçılara da yansıyor, en çok bunu söylerler, ‘ne kadar güzel ve coşkulu reaksiyon veriyorsunuz’ derler. Sahnedeki insan için bu alışveriş çok önemli.”
Buika konserden önce zatürre oldu
Kariyeriniz boyunca “Galiba bu konseri yapamayacağız” dediğiniz, kriz yönetimi açısından unutamadığınız bir deneyim oldu mu?
Geçen yıl şubat ayında Buika'nın Dominik'ten uçağa bineceği cumartesi gecesi, menajerinden bana “kendisini iyi hissetmiyor, uçağa binemeyecek, erteler misin?” diye mesaj geldi. Uçuşları kontrol ettirdik, mümkün değil. Zaman akıyor, binecek mi binemeyecek mi derken son anda bindi. Pazar günü havalanından aldık ve hemen hastaneye yatırdık. Testler yapıldı, doktorlar “Bizden haber bekleyin” diyor. Pazartesi hastane koridorunda volta atıyoruz, konser çarşamba. “Zatürre olmuş, konsere çıkamaz” dediler. O noktada yönetmeniz gereken birçok şey oluyor: salondan uzak olmayan yeni bir tarih almak, duyuruyu yazmak, sanatçının hassasiyetlerini göz önünde bulundurmak, bilet şirketleriyle koordineli iade sürecini yürütmek vs. Neyse ki konseri bir hafta sonraya erteleyebildik, Buika da o kadar süre sonra taburcu oldu ve konser gerçekleşti. Bir başka örnek, bu yılki Bonnie Tyler konserimiz. Mayıs ayında “Yoğun bakımda” haberleri çıktıktan sonra menajerinden “Konseri iptal edelim” maili aldık. “Erteleyelim” dedik, karşı çıktı ve iptal ettik. Meğerse durumu çok ağırmış, yaklaşık 1,5 ay sonra vefat etti.
Sanatçının seyirciyle buluşma anını izlerim
Bir organizatör olarak sizi en çok motive eden şey nedir? Onca stresin sonunda sahne ışıkları yandığında aklınızdan ilk ne geçiyor?
Müzik benim hayatım desem abartmış olmam. Hayatımın farklı dönemlerinde müziği öğrendim, öğrettim, icra ettim, besteledim, çektim, yayınladım, yönettim, sahneye koydum. Temel motivasyonum müziğin kendisi. Müzik benzersiz bir birleştirici. Sanatçı sahneye çıkarken ben genellikle sahne yanında olurum ve oradan sanatçı ile seyircinin buluşma anını izlerim. Binlerce insan, binlerce hayat, binlerce sorun demek. Hepsi geride bırakılmış ve orada herkes benzer duygular yaşıyor, büyülü birkaç saat geçiriyorlar. Bu müziğin gücü. Bunu gözlemlemek en büyük motivasyon benim için.
Kulisine etnik desenli halı isteyen sanatçı
Sanatçılardan gelen en sıra dışı kulis veya organizasyon talepleri neler oluyor? Bu taleplerden sizi en çok şaşırtan hangisiydi?
Oteline kasetçalar isteyen oldu; yatağının altına takoz isteyen, konserden önce kiliseye uğramak isteyen, aynı zırhlı araçtan 2 adet isteyen, kulise porselen takım isteyen... Bodrum'da etnik desenli halı aramıştık. Antalya'da ise Fransız marka su... Sanırım artık hiçbir şeye şaşırmıyoruz.
“İstanbul’da piyano festivali düzenleyeceğiz”
2026-27 sezonunda gerçekleştireceğiniz organizasyonları açıklar mısınız?
Bu yılın sonbaharında 35 tane konserimiz var. Her yıl olduğu gibi Gipsy Kings, Grammy ödüllü Secret Garden, Erol Evgin'in Türkiye ve Almanya konserleri, Karsu'nun Türkiye turnesi, İspanya'nın en iyi flamenko topluluklarından biri olan Antonio Gades'in ikonik gösterisi Carmen ve Arjantin'in en başarılı tango topluluklarından biri olan Tango After Dark'ın ilk Türkiye gösterileri, Alanya'da ilk kez Buika, 2027 Ocak ayında Vienna Mozart Orchestra turnesi, sömestr tatilinde çocuklar için Underwater Bubble Show turnesi... Birçok sanatçı, gösteri ve proje görüşmelerimiz de sürüyor. Fakat en heyecanlı olduğumuz projemiz ise, detaylarını sonra açıklayacağımız, piyano festivalimiz. Dünya piyano gününü yani 29 Mart'ı içine alan 15 günde İstanbul'da ilk kez gerçekleşecek festivalimiz için tam gaz çalışıyoruz, sürpriz bir sanatçı listesi hazırlıyoruz.
